<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Efsane 1Türk - Raşit Tunca'nın Makaleleri]]></title>
		<link>https://efsane1turk.ra3.org/</link>
		<description><![CDATA[Efsane 1Türk - https://efsane1turk.ra3.org]]></description>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:27:55 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[islamda Mecnunluk Yani Cinlenmişlik Nedir? "Aklı olmayanın dini de yoktur."]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43558</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:24:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43558</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Mecnunluk Yani Cinlenmişlik Nedir? "Aklı olmayanın dini de yoktur."</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Aklı olmayanın dini de yoktur."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Kenzul Ummal.C14,s.73)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allahü Teala Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"Allah, ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Mücadele Suresi 11)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"İlim öğrenmek, kadın erkek her Müslümana farzdır."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis Beyhekî)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevabdır." <br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">(Bir an Allah ı tefekkür bin yıl ibaddeten daha faziletlidir hadisinin başka versiyonu)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Hadis Deylemî)</span></span><br />
<br />
İslam’da “Aklı olmayanın dini de yoktur” prensibi benimsenmiştir. Çünkü insan akıl ve kalbiyle insandır, vahye ve dinî tekliflere yükümlülüklere  muhataptır. Öyleyse aklı olanlar sorumludur, aklı olmayanlar dini açıdan sorumlu olmazlar.<br />
<br />
Hac için Namaz için Oruc için Zekat için Her Türlü ibadet ve muamelat için islamda önce akıl şarttır. Namaz ve orucdan ve benzerinden, bir kimse, akıl baliğ olduktan sonra sorumlu tutulur, ve ondan sonrası "tuttu veya tutmadı,.." diye hesabı tutulur.<br />
<br />
Ya adam aklını kaybettiyse? Bu adam bunların hiçbirinden sorumlu tutulamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Ömer'in Cezbesi</span></span><br />
<br />
Bir ara mescid de Ömer efendimize cezbe gelir (yani ilk defa bu görünen alem ile, matrix in farkına varınca) ve riyaveyete göre  ya üç gün, yada bir hafta deli gibi mecnun cinlenmiş gibi olur.<br />
Ve aklı başına geldikten sonra peygamberimiz ona : "istersen, o kazaya kalan namazlarını kaza edip  iade edersin, istemezsen  etmezsin, onlardan sorumlu değilsın." demiştir. Hz. Ömer dahi, ilk defa matrixe girdiğinde, benim gibi deli divane olmuştur, kendini ve aklı muvazenesini kaybetmiştir, ve ibadet sorumluluğu ondan kalkmıştır.<br />
işte islamda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"mecnun"</span> </span>kelimeside ordandir, yani cinlenmiş, yani mecnun olmuş.  Mecnunluk yani büyü ve sihir yöntemi ilede, akli olan bir kimseye musallat edilen cinler sebebi ile, mecnun hale gelebilir. Nitekim Peygamberimize büyü yapildığında da, "Hafaza yani muhafız, onu koruyan melekler ile, Kiramen Katibin yani her halini kaydeden Melekler" sabahkiler ile ikindiki nöbetci melekeri nöbet degiştirdiğinde, yeni gelen nöbetci melekler, öncekilere sordu:<br />
<br />
"Ne oldu bu adama da, böyle mecnun (cinlenmiş) gibi yatıyor." dediler, orda olanlarda onlara cevaben: "Falancı büyücü, O'nun saçı, tırnağı ve tarağı ile, O na büyü yaptı, ve falancı kuyuya attı." dedi diye rivayet yok mu? yani "mecnunluk" peygamber bile olsan aynı. Büyücünün katli (öldürülmesi) bu yüzden vacip.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer Peygamberlerden Buna Örnekler:</span></span><br />
<br />
1 - Bir peygmber ki Hz. ibrahim, aklından geçen ya da rüyada gördüğü bir hal üzre oğlunu kesmek için ormana götürüyor veya dağa götürüyor  ve bıçağı ile de kesmeye yatırıyor, bu aklı yerinde olan birinin yapacağı bir şey mi Allah aşkına?<br />
<br />
2 - Yine Hz. Musa bir ağaç dalı ile konuşup "Ben Allah ile konuştum" diyor. Bu aklı olanın yapacağı amel mi?<br />
<br />
3 - Yine  Hz. ibrahim küçücük çocuğu olan bir kadını  çocuğu ile birlikte, susuz, azıksız, bir çölde bırakıp gidiyor. Neden bunu yapiyor? "Allah dedi bana" diye.  Bu aklı olanın  birisinin yapacağı amel mi?<br />
<br />
Hangisini daha sayayım sizlere!<br />
<br />
4 - Hz. Muhammed bir gece yattığı yerden kalkıp "Ben, Mescidi Haramdan (Kabe den), Mescidi Aksa ya götürüldüm, ordan da ben Hak Katına (Allahü Teala nın makamına) götürüldüm, cenneti cehennemi daha birçok şeyi gördüm" dedi. Allah a gitim gördüm konuştum dedi. Halbuki daha yatağı bile soğumamıştı deniyor, aklı olan biri bunu anlayabilir mi?<br />
<br />
<br />
5 - Yine Hz. Nuh, mesala bugün kü deniz olmayan, nehir olmayan, bizim "Başağaç" (Afyon un Sandıklı ilçesinin bir kasabası beldesi) gibi bir yerde büyük bir gemi yapmaya başlıyor. Kim dedi "Allah dedi" diye, Allah nerede, hadi arada Allah ı bul, Allah nerede  ve kim? ve bügün böyle bir işe kalkışsan, bugün bile deli derler, o günkü insanlar da ona inanmadılar ve  deli dediler. ve o gemiyi yapıpda sular kaynayınca gökten ve yerden geminin olduğu yere sular akın edince,  Nuha onu söyleyenin  sözünün doğruluğu ortaya çıkıyor,......<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">“Deli olunmadan veli olunmaz”</span></span><br />
<br />
yani deli olmadan, ne peygamber nede veli olunmaz aziziim.<br />
<br />
<br />
Dinimizde aklın, ilmin ve düşünmenin önemi büyüktür. Aklın önemi hakkında birkaç hadis-i şerif:<br />
(Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Tirmizî]<br />
<br />
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemî]<br />
<br />
(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhârî]<br />
<br />
(Akıl imandandır.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.) [İ. Gazâlî]<br />
<br />
İslamiyet, böyle bildirirken, (Akla önem verilmiyor) demek çok yanlış olur. Ama akıl her şeyi bilemez. Aklın da sınırı vardır. Sınırından öteye gidilirse akıl çalışmaz, yanlış karar verir. Akıl bir ölçü aletidir. Allahü teâlâya ait bilgilerde ölçü olmaz. Akıl, her insanda farklıdır. Bazıları dünya işlerinde isabet ettiği hâlde, bazıları yanılabilir.<br />
<br />
Gözün belli sahası olup, gözün anlayamadıklarını akıl anladığı gibi, aklın da belli bir sahası vardır. Bunun dışındakileri ölçmeye, anlamaya gücü yetmez. Akıl, herkeste eşit değildir. En yüksek akılla en aşağı akıl arasında çok fark vardır. Şu hâlde (Aklın yolu birdir) demek çok yanlıştır. Her işte ve hele dînî işlerde akla güvenilmez. Din işleri, akıl üzerine kurulamaz. Çünkü akıl, bir kararda kalmaz. En akıllı denilen kimse, din işlerinde değil, uzman olduğu dünya işlerinde bile, çok hata eder. Çok yanılan bir akla, her sahada nasıl güvenilebilir?<br />
<br />
Demek ki akıl, kendi sahasında kıymetlidir. Bu sahanın dışına çıkınca yanılır. Akla uygun olan ilme, dinimiz çok önem verir. Üç âyet meali:<br />
(Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Elbette bilen kıymetlidir.) [Zümer 9]<br />
<br />
(Allah, ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir.) [Mücadele 11]<br />
<br />
(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da, Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, aklını kullanan, düşünen bir toplum için ibretler vardır.) [Nahl 12] (Geceyle gündüzün meydana gelişinde, Ay’ın, Güneş’in insanlara sağladığı faydalarda, yıldızların Allah’ın emriyle var oldukları, hareket ettikleri konusunda, akıl eden, düşünebilen kimseler için alınacak ibret dersleri vardır) deniyor. Bunlar hakkındaki ilimlerin öğrenilmesi teşvik ediliyor. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(İlim öğrenmek, kadın erkek her Müslümana farzdır.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Beşikten mezara kadar ilim öğrenin!) [Şir'a]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, İbrahim aleyhisselama “Ben ilim sahibiyim, ilim sahiplerini severim” buyurdu.) [İbni Abdilber]<br />
<br />
(Hiç kimse, cehaletle aziz, ilimle zelil olmaz.) [Askerî]<br />
<br />
(İlim, peygamberlerin mirasıdır.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlim ve edebden mahrum olanı Allah rezil eder.) [İbni Neccar]<br />
<br />
(Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevabdır.) [Deylemî]<br />
<br />
(Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol! Yoksa helak olursun.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Âlim veya ilim talebesi olmayan bizden değildir.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlimle yapılan az iş faydalı olur, ilimsiz çok işin kıymeti olmaz.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlim olan yerde Müslümanlık vardır, ilim olmayan yerde küfür vardır.) [H. L. O. İman]<br />
<br />
(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helâl değildir. Çünkü Allahü teâlâ, “Âlimlere sorun” buyuruyor.) [Taberanî]<br />
<br />
(Fen ilmini al, çıktığı kap sana zarar vermez.) [Künuz-ül hakaik]<br />
<br />
(Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!) [İbni Asakir]<br />
<br />
(İlim Çin’de de olsa alın!) [Deylemî]<br />
<br />
Çin’den alınacak ilim, elbet fen ilmi ve her türlü teknolojidir. Bu hadis-i şerifler, dünyanın en uzak yerinde, hattâ kâfirlerde bile olsa ilmi almayı emretmekte, Doğu’dan veya Batı’dan gelme diyerek fenni reddetmemek, aksine ilme sarılmak gerektiğini bildirmektedir. (Mevduat-ül-ulum)<br />
<br />
Bu vesikalar karşısında, elbette ateistin, (İslam dininde akla ve ilme önem verilmiyor) diyerek yaptığı cahilce saldırısının hiçbir ilmî değeri yoktur. İftiradan ibarettir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems , 05.08.2020</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">islamda Mecnunluk Yani Cinlenmişlik Nedir? "Aklı olmayanın dini de yoktur."</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Aklı olmayanın dini de yoktur."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Kenzul Ummal.C14,s.73)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Allahü Teala Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"Allah, ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Mücadele Suresi 11)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"İlim öğrenmek, kadın erkek her Müslümana farzdır."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis Beyhekî)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimiz Buyurdular:</span></span><br />
<br />
"Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevabdır." <br />
<br />
<span style="color: #005DC2;" class="mycode_color">(Bir an Allah ı tefekkür bin yıl ibaddeten daha faziletlidir hadisinin başka versiyonu)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Hadis Deylemî)</span></span><br />
<br />
İslam’da “Aklı olmayanın dini de yoktur” prensibi benimsenmiştir. Çünkü insan akıl ve kalbiyle insandır, vahye ve dinî tekliflere yükümlülüklere  muhataptır. Öyleyse aklı olanlar sorumludur, aklı olmayanlar dini açıdan sorumlu olmazlar.<br />
<br />
Hac için Namaz için Oruc için Zekat için Her Türlü ibadet ve muamelat için islamda önce akıl şarttır. Namaz ve orucdan ve benzerinden, bir kimse, akıl baliğ olduktan sonra sorumlu tutulur, ve ondan sonrası "tuttu veya tutmadı,.." diye hesabı tutulur.<br />
<br />
Ya adam aklını kaybettiyse? Bu adam bunların hiçbirinden sorumlu tutulamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Ömer'in Cezbesi</span></span><br />
<br />
Bir ara mescid de Ömer efendimize cezbe gelir (yani ilk defa bu görünen alem ile, matrix in farkına varınca) ve riyaveyete göre  ya üç gün, yada bir hafta deli gibi mecnun cinlenmiş gibi olur.<br />
Ve aklı başına geldikten sonra peygamberimiz ona : "istersen, o kazaya kalan namazlarını kaza edip  iade edersin, istemezsen  etmezsin, onlardan sorumlu değilsın." demiştir. Hz. Ömer dahi, ilk defa matrixe girdiğinde, benim gibi deli divane olmuştur, kendini ve aklı muvazenesini kaybetmiştir, ve ibadet sorumluluğu ondan kalkmıştır.<br />
işte islamda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"mecnun"</span> </span>kelimeside ordandir, yani cinlenmiş, yani mecnun olmuş.  Mecnunluk yani büyü ve sihir yöntemi ilede, akli olan bir kimseye musallat edilen cinler sebebi ile, mecnun hale gelebilir. Nitekim Peygamberimize büyü yapildığında da, "Hafaza yani muhafız, onu koruyan melekler ile, Kiramen Katibin yani her halini kaydeden Melekler" sabahkiler ile ikindiki nöbetci melekeri nöbet degiştirdiğinde, yeni gelen nöbetci melekler, öncekilere sordu:<br />
<br />
"Ne oldu bu adama da, böyle mecnun (cinlenmiş) gibi yatıyor." dediler, orda olanlarda onlara cevaben: "Falancı büyücü, O'nun saçı, tırnağı ve tarağı ile, O na büyü yaptı, ve falancı kuyuya attı." dedi diye rivayet yok mu? yani "mecnunluk" peygamber bile olsan aynı. Büyücünün katli (öldürülmesi) bu yüzden vacip.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer Peygamberlerden Buna Örnekler:</span></span><br />
<br />
1 - Bir peygmber ki Hz. ibrahim, aklından geçen ya da rüyada gördüğü bir hal üzre oğlunu kesmek için ormana götürüyor veya dağa götürüyor  ve bıçağı ile de kesmeye yatırıyor, bu aklı yerinde olan birinin yapacağı bir şey mi Allah aşkına?<br />
<br />
2 - Yine Hz. Musa bir ağaç dalı ile konuşup "Ben Allah ile konuştum" diyor. Bu aklı olanın yapacağı amel mi?<br />
<br />
3 - Yine  Hz. ibrahim küçücük çocuğu olan bir kadını  çocuğu ile birlikte, susuz, azıksız, bir çölde bırakıp gidiyor. Neden bunu yapiyor? "Allah dedi bana" diye.  Bu aklı olanın  birisinin yapacağı amel mi?<br />
<br />
Hangisini daha sayayım sizlere!<br />
<br />
4 - Hz. Muhammed bir gece yattığı yerden kalkıp "Ben, Mescidi Haramdan (Kabe den), Mescidi Aksa ya götürüldüm, ordan da ben Hak Katına (Allahü Teala nın makamına) götürüldüm, cenneti cehennemi daha birçok şeyi gördüm" dedi. Allah a gitim gördüm konuştum dedi. Halbuki daha yatağı bile soğumamıştı deniyor, aklı olan biri bunu anlayabilir mi?<br />
<br />
<br />
5 - Yine Hz. Nuh, mesala bugün kü deniz olmayan, nehir olmayan, bizim "Başağaç" (Afyon un Sandıklı ilçesinin bir kasabası beldesi) gibi bir yerde büyük bir gemi yapmaya başlıyor. Kim dedi "Allah dedi" diye, Allah nerede, hadi arada Allah ı bul, Allah nerede  ve kim? ve bügün böyle bir işe kalkışsan, bugün bile deli derler, o günkü insanlar da ona inanmadılar ve  deli dediler. ve o gemiyi yapıpda sular kaynayınca gökten ve yerden geminin olduğu yere sular akın edince,  Nuha onu söyleyenin  sözünün doğruluğu ortaya çıkıyor,......<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">“Deli olunmadan veli olunmaz”</span></span><br />
<br />
yani deli olmadan, ne peygamber nede veli olunmaz aziziim.<br />
<br />
<br />
Dinimizde aklın, ilmin ve düşünmenin önemi büyüktür. Aklın önemi hakkında birkaç hadis-i şerif:<br />
(Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Tirmizî]<br />
<br />
(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemî]<br />
<br />
(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhârî]<br />
<br />
(Akıl imandandır.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.) [İ. Gazâlî]<br />
<br />
İslamiyet, böyle bildirirken, (Akla önem verilmiyor) demek çok yanlış olur. Ama akıl her şeyi bilemez. Aklın da sınırı vardır. Sınırından öteye gidilirse akıl çalışmaz, yanlış karar verir. Akıl bir ölçü aletidir. Allahü teâlâya ait bilgilerde ölçü olmaz. Akıl, her insanda farklıdır. Bazıları dünya işlerinde isabet ettiği hâlde, bazıları yanılabilir.<br />
<br />
Gözün belli sahası olup, gözün anlayamadıklarını akıl anladığı gibi, aklın da belli bir sahası vardır. Bunun dışındakileri ölçmeye, anlamaya gücü yetmez. Akıl, herkeste eşit değildir. En yüksek akılla en aşağı akıl arasında çok fark vardır. Şu hâlde (Aklın yolu birdir) demek çok yanlıştır. Her işte ve hele dînî işlerde akla güvenilmez. Din işleri, akıl üzerine kurulamaz. Çünkü akıl, bir kararda kalmaz. En akıllı denilen kimse, din işlerinde değil, uzman olduğu dünya işlerinde bile, çok hata eder. Çok yanılan bir akla, her sahada nasıl güvenilebilir?<br />
<br />
Demek ki akıl, kendi sahasında kıymetlidir. Bu sahanın dışına çıkınca yanılır. Akla uygun olan ilme, dinimiz çok önem verir. Üç âyet meali:<br />
(Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Elbette bilen kıymetlidir.) [Zümer 9]<br />
<br />
(Allah, ilim sahiplerinin derecelerini yükseltir.) [Mücadele 11]<br />
<br />
(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da, Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, aklını kullanan, düşünen bir toplum için ibretler vardır.) [Nahl 12] (Geceyle gündüzün meydana gelişinde, Ay’ın, Güneş’in insanlara sağladığı faydalarda, yıldızların Allah’ın emriyle var oldukları, hareket ettikleri konusunda, akıl eden, düşünebilen kimseler için alınacak ibret dersleri vardır) deniyor. Bunlar hakkındaki ilimlerin öğrenilmesi teşvik ediliyor. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(İlim öğrenmek, kadın erkek her Müslümana farzdır.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Beşikten mezara kadar ilim öğrenin!) [Şir'a]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, İbrahim aleyhisselama “Ben ilim sahibiyim, ilim sahiplerini severim” buyurdu.) [İbni Abdilber]<br />
<br />
(Hiç kimse, cehaletle aziz, ilimle zelil olmaz.) [Askerî]<br />
<br />
(İlim, peygamberlerin mirasıdır.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlim ve edebden mahrum olanı Allah rezil eder.) [İbni Neccar]<br />
<br />
(Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevabdır.) [Deylemî]<br />
<br />
(Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol! Yoksa helak olursun.) [Beyhekî]<br />
<br />
(Âlim veya ilim talebesi olmayan bizden değildir.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlimle yapılan az iş faydalı olur, ilimsiz çok işin kıymeti olmaz.) [Deylemî]<br />
<br />
(İlim olan yerde Müslümanlık vardır, ilim olmayan yerde küfür vardır.) [H. L. O. İman]<br />
<br />
(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helâl değildir. Çünkü Allahü teâlâ, “Âlimlere sorun” buyuruyor.) [Taberanî]<br />
<br />
(Fen ilmini al, çıktığı kap sana zarar vermez.) [Künuz-ül hakaik]<br />
<br />
(Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!) [İbni Asakir]<br />
<br />
(İlim Çin’de de olsa alın!) [Deylemî]<br />
<br />
Çin’den alınacak ilim, elbet fen ilmi ve her türlü teknolojidir. Bu hadis-i şerifler, dünyanın en uzak yerinde, hattâ kâfirlerde bile olsa ilmi almayı emretmekte, Doğu’dan veya Batı’dan gelme diyerek fenni reddetmemek, aksine ilme sarılmak gerektiğini bildirmektedir. (Mevduat-ül-ulum)<br />
<br />
Bu vesikalar karşısında, elbette ateistin, (İslam dininde akla ve ilme önem verilmiyor) diyerek yaptığı cahilce saldırısının hiçbir ilmî değeri yoktur. İftiradan ibarettir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems , 05.08.2020</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Muson Yağmurları Nedir? Nerelerde Görülür?]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43557</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:22:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43557</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson Yağmurları Nedir? Nerelerde Görülür?</span></span><br />
<br />
Dünyamız Güneşin etrafında dönerken, sonbahar döngüsüne girildiğinde, ve Tarık Yıldızının, o Kutupta (Kuzey veya Güney Yarımkürede) Görülmeye başlamasından sonra, zamanın sahibinin mevsimi sonbahar yönüne, ve dünyanin dönüşünü yukarıdan aşağıya doğru çevirdikten sonraki, gökten artık o Yarımküreye yıldırım düşmeyen yağmurlara denilir. Bilim adamları sadece Hindistan ve yöresinde olan yağmur ve iklim türü olduğunu iddia etmişler, ve bu konudaki internet aramamda şöyle bir bilgiye rastladım :<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MUSON İKLİMİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?</span></span><br />
<br />
Muson iklimi, tropikal iklim özellikleri taşıyan Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir. Görkemli yağmur bulutları, aralıksız yağış ve güçlü rüzgarları başta gelen özelliğidir. En yağışlı iklim tipidir dolayısı ile sık sık sel felaketi görünür.<br />
<br />
Buralarda Yaz mevsimleri ılık ve yağışlı , kışlar kuru soğuk geçer. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir. Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı daha kuzeyde yer aldığından Savan iklimine göre fazladır.<br />
<br />
Yıllık yağış miktarı 1000-1500 milimetre civarındadır. Ancak kıyı kesimlerde bu yağış miktarı çok daha fazla olabilmektedir. Dünyanın en fazla yağış alan yeri, Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Assam bölgesindeki Çerapunçi'dir. Yıllık 12000 mm yağış alabilmektedir.<br />
<br />
Hindistan'da su ve nehirler kutsal sayılır, her sene Muson mevsiminde nehirlerde törenler yapılır. Ganj nehri, bu törenlerin merkezini oluşturur.<br />
<br />
Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır. Muson ormanlarının tipik ağacı ise tik ağacıdır.<br />
<br />
Muson, yaz ve kış aylarında farklı davranışlar göstermektedir. Hint yarımadasının Asya kıtasını sıkıştırması ile yükselen Himalaya Dağları, Hint Okyanusundan gelen nemli ve göreceli olarak soğuk ya da sıcak olan havanın tüm yağışını aynı periyotlarla Hint anakarası üzerinde bırakmasına yol açmaktadır.<br />
<br />
Amerika'nın Las Vegas kentini de kapsayan kesiminde, Asya musonuna göre sakin kalmakla birlikte Amerika kıtasına ait Muson sistemi bulunmaktadır. Yaz Musonları, üç aylık bir dönemde etkili olur. Soğuk olan Hint Okyanusundan anakaraya doğru esen nemli rüzgar, alçak basınç alanı oluşturarak bol miktarda yağış bırakır.<br />
<br />
Kış aylarında ise karadan denize doğru serin ve kuru eser.<br />
<br />
Nisan-Eylül ayları arasında Güney Asya'da kara sıcaklığı ortalaması 45 derece iken, denizlerde sıcaklık 25 derece olur. Muson yağmurları şiddetli olabileceğinden, özellikle karaya vurdukları sahil kesimlerinde ciddi sel baskınlarına ve dev dalgalara sebep olurlar.Ayrıca asit yağmuru yağar.<br />
<br />
Muson iklimi, kış mevsiminin kurak ve soğuk olduğu, yazların ise ılık ve yoğun şekilde yağmurlu olduğu iklim tipine verilen isimdir. Savan iklimiyle benzerlik gösterdiği söylenebilir. Sıcaklık ortalaması tüm yol boyunca 10 derece üzerindedir. Ortalama yıllık yağış miktarları 1000-1500 mm arasında değişir. Fakat kıyı kesimlerde bu durum 12000 mm'ye kadar yükselebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Nedir?</span></span><br />
<br />
Muson, tropikal iklimle savan iklimle benzerlik gösteren, bol yağmurlu iklim çeşididir. Asya kıtasında görülen iklim tipi, bitki örtüsüyle ünlüdür. Muson ikliminde görülen bitki örtüsü, Muson bitki örtüsü veya ormanlarıdır. İklimin oluşmasında, denizler ve karalar arasındaki yıllık basınç ve sıcaklık farkları etkilidir. Yağış iklimi olsa da yağış rejiminin düzenli olduğu söylenemez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Nerelerde Görülür?</span></span><br />
<br />
Muson iklimi, Asya'nın belli bölümlerinde görülen iklim tipidir. Başta görüldüğü ülkeler şu şekilde sıralanır. Hindistan, Vietnam, Bangladeş, Güney Kore, Çin ve Japonya’dır. Ayrıca Endonezya, Avustralya'nın kuzey kıyıları, Tayland ve Madagaskar Adası Muson iklim tipinin görüldüğü diğer bazı yerlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Özellikleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Muson ikliminin genel özellikleri şu şekilde sıralanıyor.<br />
<br />
- Yazlar yağışlı, kışları ise kuraktır. Yağış rejimleri düzensizdir.<br />
<br />
- Kurak ve yağışlı mevsimi belirleyen faktör, esen muson rüzgarlarıdır. Kış mevsiminde karadan denize doğru eserken, yaz mevsiminde denizden karaya doğru eser.<br />
<br />
- Ortalama yağış miktarı yıllık bazda 1000-15000-2000 mm civarında değişebilir. Bazı kıyı bölgelerde bu miktarla 10000-12000 mm'ye kadar yükselebilir. (Çerapunçi-Hindistan)<br />
<br />
- Muson ikliminde yağış miktarları yükselti farkında göre değişim gösterir. Yüksek alanlar her daim daha fazla yağış alırlar.<br />
<br />
- Dünyanın en fazla yağış alan yeri de bu iklim tipinin görüldüğü Muson Asya'dır.<br />
<br />
- Bu iklim içerisinde yer alan adalar her mevsim yağış alırlar. Yağış rejimlerinin düzenli olduğunu söylemek mümkündür.<br />
<br />
- Bitki örtüsü, yaz aylarında geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Kışın savanlar ortaya çıkar.<br />
<br />
- Muson iklimini Savan iklim tipinden ayıran en önemli faktör, yaz mevsiminde düşen yağış miktarıdır. Yağış azaldıkça Muson iklimi etkisini kaybederek Savan iklime doğru evrilmeye başlayabilir. Bu yüzden Muson iklimi için en önemli şey yaz yağmurları denilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Makalesi<br />
Schrems, 02.08.2020 Pazar</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson Yağmurları Nedir? Nerelerde Görülür?</span></span><br />
<br />
Dünyamız Güneşin etrafında dönerken, sonbahar döngüsüne girildiğinde, ve Tarık Yıldızının, o Kutupta (Kuzey veya Güney Yarımkürede) Görülmeye başlamasından sonra, zamanın sahibinin mevsimi sonbahar yönüne, ve dünyanin dönüşünü yukarıdan aşağıya doğru çevirdikten sonraki, gökten artık o Yarımküreye yıldırım düşmeyen yağmurlara denilir. Bilim adamları sadece Hindistan ve yöresinde olan yağmur ve iklim türü olduğunu iddia etmişler, ve bu konudaki internet aramamda şöyle bir bilgiye rastladım :<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">MUSON İKLİMİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?</span></span><br />
<br />
Muson iklimi, tropikal iklim özellikleri taşıyan Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir. Görkemli yağmur bulutları, aralıksız yağış ve güçlü rüzgarları başta gelen özelliğidir. En yağışlı iklim tipidir dolayısı ile sık sık sel felaketi görünür.<br />
<br />
Buralarda Yaz mevsimleri ılık ve yağışlı , kışlar kuru soğuk geçer. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir. Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı daha kuzeyde yer aldığından Savan iklimine göre fazladır.<br />
<br />
Yıllık yağış miktarı 1000-1500 milimetre civarındadır. Ancak kıyı kesimlerde bu yağış miktarı çok daha fazla olabilmektedir. Dünyanın en fazla yağış alan yeri, Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Assam bölgesindeki Çerapunçi'dir. Yıllık 12000 mm yağış alabilmektedir.<br />
<br />
Hindistan'da su ve nehirler kutsal sayılır, her sene Muson mevsiminde nehirlerde törenler yapılır. Ganj nehri, bu törenlerin merkezini oluşturur.<br />
<br />
Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır. Muson ormanlarının tipik ağacı ise tik ağacıdır.<br />
<br />
Muson, yaz ve kış aylarında farklı davranışlar göstermektedir. Hint yarımadasının Asya kıtasını sıkıştırması ile yükselen Himalaya Dağları, Hint Okyanusundan gelen nemli ve göreceli olarak soğuk ya da sıcak olan havanın tüm yağışını aynı periyotlarla Hint anakarası üzerinde bırakmasına yol açmaktadır.<br />
<br />
Amerika'nın Las Vegas kentini de kapsayan kesiminde, Asya musonuna göre sakin kalmakla birlikte Amerika kıtasına ait Muson sistemi bulunmaktadır. Yaz Musonları, üç aylık bir dönemde etkili olur. Soğuk olan Hint Okyanusundan anakaraya doğru esen nemli rüzgar, alçak basınç alanı oluşturarak bol miktarda yağış bırakır.<br />
<br />
Kış aylarında ise karadan denize doğru serin ve kuru eser.<br />
<br />
Nisan-Eylül ayları arasında Güney Asya'da kara sıcaklığı ortalaması 45 derece iken, denizlerde sıcaklık 25 derece olur. Muson yağmurları şiddetli olabileceğinden, özellikle karaya vurdukları sahil kesimlerinde ciddi sel baskınlarına ve dev dalgalara sebep olurlar.Ayrıca asit yağmuru yağar.<br />
<br />
Muson iklimi, kış mevsiminin kurak ve soğuk olduğu, yazların ise ılık ve yoğun şekilde yağmurlu olduğu iklim tipine verilen isimdir. Savan iklimiyle benzerlik gösterdiği söylenebilir. Sıcaklık ortalaması tüm yol boyunca 10 derece üzerindedir. Ortalama yıllık yağış miktarları 1000-1500 mm arasında değişir. Fakat kıyı kesimlerde bu durum 12000 mm'ye kadar yükselebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Nedir?</span></span><br />
<br />
Muson, tropikal iklimle savan iklimle benzerlik gösteren, bol yağmurlu iklim çeşididir. Asya kıtasında görülen iklim tipi, bitki örtüsüyle ünlüdür. Muson ikliminde görülen bitki örtüsü, Muson bitki örtüsü veya ormanlarıdır. İklimin oluşmasında, denizler ve karalar arasındaki yıllık basınç ve sıcaklık farkları etkilidir. Yağış iklimi olsa da yağış rejiminin düzenli olduğu söylenemez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Nerelerde Görülür?</span></span><br />
<br />
Muson iklimi, Asya'nın belli bölümlerinde görülen iklim tipidir. Başta görüldüğü ülkeler şu şekilde sıralanır. Hindistan, Vietnam, Bangladeş, Güney Kore, Çin ve Japonya’dır. Ayrıca Endonezya, Avustralya'nın kuzey kıyıları, Tayland ve Madagaskar Adası Muson iklim tipinin görüldüğü diğer bazı yerlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muson İklimi Özellikleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Muson ikliminin genel özellikleri şu şekilde sıralanıyor.<br />
<br />
- Yazlar yağışlı, kışları ise kuraktır. Yağış rejimleri düzensizdir.<br />
<br />
- Kurak ve yağışlı mevsimi belirleyen faktör, esen muson rüzgarlarıdır. Kış mevsiminde karadan denize doğru eserken, yaz mevsiminde denizden karaya doğru eser.<br />
<br />
- Ortalama yağış miktarı yıllık bazda 1000-15000-2000 mm civarında değişebilir. Bazı kıyı bölgelerde bu miktarla 10000-12000 mm'ye kadar yükselebilir. (Çerapunçi-Hindistan)<br />
<br />
- Muson ikliminde yağış miktarları yükselti farkında göre değişim gösterir. Yüksek alanlar her daim daha fazla yağış alırlar.<br />
<br />
- Dünyanın en fazla yağış alan yeri de bu iklim tipinin görüldüğü Muson Asya'dır.<br />
<br />
- Bu iklim içerisinde yer alan adalar her mevsim yağış alırlar. Yağış rejimlerinin düzenli olduğunu söylemek mümkündür.<br />
<br />
- Bitki örtüsü, yaz aylarında geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Kışın savanlar ortaya çıkar.<br />
<br />
- Muson iklimini Savan iklim tipinden ayıran en önemli faktör, yaz mevsiminde düşen yağış miktarıdır. Yağış azaldıkça Muson iklimi etkisini kaybederek Savan iklime doğru evrilmeye başlayabilir. Bu yüzden Muson iklimi için en önemli şey yaz yağmurları denilebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Makalesi<br />
Schrems, 02.08.2020 Pazar</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[18 Bin Alem Nedir? Kur'an-ı Kerim’de Kaç Harf Bulunmaktadır?]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43556</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:19:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43556</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">18 Bin Alem Nedir? Kur'an-ı Kerim’de Kaç Harf Bulunmaktadır?</span></span><br />
<br />
Bu konuda Alimlerimizin beyanlarına bir göz atalım. Onlar bu hususta neler söylemiş, bir kulak verelim.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim harfleri sayısının;<br />
<br />
- Abdullah b. Kesîr ve Mücâhid 321.180,<br />
<br />
- Fadl b. Ata b. Yesar 325.015,<br />
<br />
- Sellâm Ebu Muhammed el-Hamanî (rahımehumullah) 340.740 olduğunu söylemişlerdir.<br />
<br />
- İmam Süyûtî hazretleri de meşhur eseri el-İtkan’da; İbn Abbas’tan (r.anhuma) yapılan rivayete göre, Kur'an-ı Hakîm’in tamamının 323.671 harften teşekkül ettiğini zikretmiştir.<br />
<br />
Bu noktada rakamlar arasındaki farklar nereden kaynaklanıyor, denilebilir. Bu soruya da şöyle açıklık getirmeye çalışabiliriz:<br />
<br />
Âlimlerin Kur’an-ı Kerim’in ayet, kelime ve harf sayımında farklı rakamlar ortaya koymalarının elbetteki bir takım sebep ve hikmetleri vardır. Mesela;<br />
<br />
- Lafızlarn sayımındaki farklılık, örfî-nahvî-kitâbî kelimelerin dikkate alınıp alınmamasından kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
- Harflerin sayımında değişik rakamların elde edilmesi ise, kuvvetli bir ihtimalle, Hatt-ı Osmanî’de küçük bir dikme halinde yazılan elifler ile hemzenin yuvası olan vav ve yâ gibi zâit harflerin sayılıp sayılmamasından dolayıdır. Ayrıca, Hatt-ı Osmanî ile diğer hatlar arasında kendini gösteren elifler-çekmelerle birlikte, belki de şeddelerin de tesiri olmuştur.<br />
<br />
- On sekiz bin âlemden birisi bu dünyadır. Bu dünya gibi on yedi bin dokuz yüz doksan dokuz âlem daha vardır. Eski deyimle bunlara felek denir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bu on sekiz bin bu dünya gibi dünyalar içinde insan yaşayan âlemlere rahmet olarak hepsine peygamber olarak gönderilmiştir. 18 bin âlem vardır, içinden birisi bu dünyamızdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Delâil-i Hayrat Şerhi «Kara Dâvûd», Sayfa: 429; Mir'at-ı Kâinat, Cild 1, Sayfa: 77)</span></span><br />
<br />
- Nimeti her şeye şamil kendisinden başka ilah olmayan yüce Allah 18 bin âlem yarattı. Bu sizin dünyanızın tümü o 18 bin âlemden ancak biridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Delail-i Hayrat Şerhi, «Kara Davud», Sayfa: 429; Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 77)</span></span><br />
<br />
"Ben bir milyon millet yarattım." Başka bir rivayette de: «Yüzbin âlem vardır.»<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Delâil-i Hayrat Şerhi «Kara Davud», Sayfa: 429)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bizim izahımız :</span></span><br />
<br />
Her insan bir Alemdir Her karınca Bile bir Alemdir, Her Bakteri bile Bir Alemdir.  Allahu Teala nın Yarattığı Can Taşıyan Her Varlık Allahın ruhundan bır parça almıştır ve Allah Ruhunu 18 bın parçaya dağıtmıştır ne kadarı kendi katındadır orasını bilemeyiz. Fakat bu can verdiği her canlı bu onskiz bin alemi temsil eder ve onların sayisi artmaz eksillmez biri ölürse onun yerine yenisi doğar ve onsekizbin sabitesi vardır kainatın yapısında, ve onlarda Kuran-ı Kerimdeki Bütün harfler duraklar ve harekeleri temsil eder, kimisi gökte, kimisi yerde, kimisi denizde, kimisi toprak altındadır, kimisi berzahda, kimisi daha ruhlar alemindedir. Harekeler onun nerede olduğunu gösterir.<br />
ve Kurandaki Harflerin Harekelerin ve Durakların toplamı 18 000 bin adettir velhasıl Kelam. Surelerin isimleride bunu dahildir. Tabiki Kuranı açınca içinde nebe suresi fatiha suresi yazmalı değilmi, yoksa adres bilemeyiz değilmi... yine birinci cüz ikinci cüz gibi cüz sayıları buna dahildir, yoksa  hangi ülke, hangi köy, hangi semt bilemeyiz değilmi...<br />
<br />
Tevrat ise Birmilyon ayettir mesela<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bır Karoglan Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">18 Bin Alem Nedir? Kur'an-ı Kerim’de Kaç Harf Bulunmaktadır?</span></span><br />
<br />
Bu konuda Alimlerimizin beyanlarına bir göz atalım. Onlar bu hususta neler söylemiş, bir kulak verelim.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim harfleri sayısının;<br />
<br />
- Abdullah b. Kesîr ve Mücâhid 321.180,<br />
<br />
- Fadl b. Ata b. Yesar 325.015,<br />
<br />
- Sellâm Ebu Muhammed el-Hamanî (rahımehumullah) 340.740 olduğunu söylemişlerdir.<br />
<br />
- İmam Süyûtî hazretleri de meşhur eseri el-İtkan’da; İbn Abbas’tan (r.anhuma) yapılan rivayete göre, Kur'an-ı Hakîm’in tamamının 323.671 harften teşekkül ettiğini zikretmiştir.<br />
<br />
Bu noktada rakamlar arasındaki farklar nereden kaynaklanıyor, denilebilir. Bu soruya da şöyle açıklık getirmeye çalışabiliriz:<br />
<br />
Âlimlerin Kur’an-ı Kerim’in ayet, kelime ve harf sayımında farklı rakamlar ortaya koymalarının elbetteki bir takım sebep ve hikmetleri vardır. Mesela;<br />
<br />
- Lafızlarn sayımındaki farklılık, örfî-nahvî-kitâbî kelimelerin dikkate alınıp alınmamasından kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
- Harflerin sayımında değişik rakamların elde edilmesi ise, kuvvetli bir ihtimalle, Hatt-ı Osmanî’de küçük bir dikme halinde yazılan elifler ile hemzenin yuvası olan vav ve yâ gibi zâit harflerin sayılıp sayılmamasından dolayıdır. Ayrıca, Hatt-ı Osmanî ile diğer hatlar arasında kendini gösteren elifler-çekmelerle birlikte, belki de şeddelerin de tesiri olmuştur.<br />
<br />
- On sekiz bin âlemden birisi bu dünyadır. Bu dünya gibi on yedi bin dokuz yüz doksan dokuz âlem daha vardır. Eski deyimle bunlara felek denir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bu on sekiz bin bu dünya gibi dünyalar içinde insan yaşayan âlemlere rahmet olarak hepsine peygamber olarak gönderilmiştir. 18 bin âlem vardır, içinden birisi bu dünyamızdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Delâil-i Hayrat Şerhi «Kara Dâvûd», Sayfa: 429; Mir'at-ı Kâinat, Cild 1, Sayfa: 77)</span></span><br />
<br />
- Nimeti her şeye şamil kendisinden başka ilah olmayan yüce Allah 18 bin âlem yarattı. Bu sizin dünyanızın tümü o 18 bin âlemden ancak biridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Delail-i Hayrat Şerhi, «Kara Davud», Sayfa: 429; Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 77)</span></span><br />
<br />
"Ben bir milyon millet yarattım." Başka bir rivayette de: «Yüzbin âlem vardır.»<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Delâil-i Hayrat Şerhi «Kara Davud», Sayfa: 429)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bizim izahımız :</span></span><br />
<br />
Her insan bir Alemdir Her karınca Bile bir Alemdir, Her Bakteri bile Bir Alemdir.  Allahu Teala nın Yarattığı Can Taşıyan Her Varlık Allahın ruhundan bır parça almıştır ve Allah Ruhunu 18 bın parçaya dağıtmıştır ne kadarı kendi katındadır orasını bilemeyiz. Fakat bu can verdiği her canlı bu onskiz bin alemi temsil eder ve onların sayisi artmaz eksillmez biri ölürse onun yerine yenisi doğar ve onsekizbin sabitesi vardır kainatın yapısında, ve onlarda Kuran-ı Kerimdeki Bütün harfler duraklar ve harekeleri temsil eder, kimisi gökte, kimisi yerde, kimisi denizde, kimisi toprak altındadır, kimisi berzahda, kimisi daha ruhlar alemindedir. Harekeler onun nerede olduğunu gösterir.<br />
ve Kurandaki Harflerin Harekelerin ve Durakların toplamı 18 000 bin adettir velhasıl Kelam. Surelerin isimleride bunu dahildir. Tabiki Kuranı açınca içinde nebe suresi fatiha suresi yazmalı değilmi, yoksa adres bilemeyiz değilmi... yine birinci cüz ikinci cüz gibi cüz sayıları buna dahildir, yoksa  hangi ülke, hangi köy, hangi semt bilemeyiz değilmi...<br />
<br />
Tevrat ise Birmilyon ayettir mesela<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bır Karoglan Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sen Ne Kadar Engel Olsanda Doğacak Olan Çocuğa Engel Olamazsın]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43555</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:17:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43555</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Love in The Brain"</span></span><br />
<br />
Hadisenin Metnini internette aradım, bulamadım! ve ben kendim aklımda kaldığı kadar yazmaya karar verdim:<br />
<br />
Peygamberimizin Ashabından birinin Güçlü bir Hizmetlisi yada cariyesi vardır, ve o evin suyunu kuyudan o çekmektedir.<br />
<br />
Ve O Ashab onunla birlikte olduğunda, çocuk olmasını istememektedir, çünkü evin hizmetini görüyordur, eğer o hamile olursa, su çekecek kimsesi yoktur. Ve bunu peygamberimize anlatır ve, kendsinin bu yüzden onunla cima edip birleşince,  meni gelmeden önce geri çekildiğini anlatır :<br />
<br />
Peygamberimizin cevabı ise<br />
<br />
"Sen Ne Kadar Engel Olsanda, Doğacak Olan Çocuğa Engel Olamazsın."  buyurur.<br />
<br />
<br />
Ve nitekim de o Ashabı Kiram ın  meni gelmeden önce geri çekilmesine rağmen, o cariyeden bir çocuğu olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Love in The Brain"</span></span> Yani frekans yolu ile, o meni ona ulaşmıştır, ve hamile olmuştur. Yani bizim yaptığımızın da, Muhammed ve Ashabında örnekleri vardır elbet... Bu sadece bir örnektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma Hicri Zilhice 13 Kurban Bayramı üçüncü günü</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Love in The Brain"</span></span><br />
<br />
Hadisenin Metnini internette aradım, bulamadım! ve ben kendim aklımda kaldığı kadar yazmaya karar verdim:<br />
<br />
Peygamberimizin Ashabından birinin Güçlü bir Hizmetlisi yada cariyesi vardır, ve o evin suyunu kuyudan o çekmektedir.<br />
<br />
Ve O Ashab onunla birlikte olduğunda, çocuk olmasını istememektedir, çünkü evin hizmetini görüyordur, eğer o hamile olursa, su çekecek kimsesi yoktur. Ve bunu peygamberimize anlatır ve, kendsinin bu yüzden onunla cima edip birleşince,  meni gelmeden önce geri çekildiğini anlatır :<br />
<br />
Peygamberimizin cevabı ise<br />
<br />
"Sen Ne Kadar Engel Olsanda, Doğacak Olan Çocuğa Engel Olamazsın."  buyurur.<br />
<br />
<br />
Ve nitekim de o Ashabı Kiram ın  meni gelmeden önce geri çekilmesine rağmen, o cariyeden bir çocuğu olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Love in The Brain"</span></span> Yani frekans yolu ile, o meni ona ulaşmıştır, ve hamile olmuştur. Yani bizim yaptığımızın da, Muhammed ve Ashabında örnekleri vardır elbet... Bu sadece bir örnektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma Hicri Zilhice 13 Kurban Bayramı üçüncü günü</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yusufcuk Böceği ve Ceaferüt Tayyara “Tayyar” Lakabının Verilmesi]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43554</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:14:15 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43554</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusufcuk Böceği ve Ceaferüt Tayyara “Tayyar” Lakabının Verilmesi</span><br />
<br />
----------------------<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusufcuk Böceği Kolyesi Ne Anlama Gelir?</span></span><br />
<br />
Libella-Dragonfly-Yusufcuk Böceği<br />
<br />
Tek Sevgili Tek Alah lılık Simgesi TEK TANRILI LIK "1/5" yani 5. Mü'min Cafer<br />
<br />
Mikail in yani Sivrisineğin Kardeşi <br />
(Züleyhan ın Yusufdan öncesi önemli değil önemli olan Yusufdan Sonrası ve Sadakat ve Yusuf Soyu Temiz Soy Pak soy Öz Soy)<br />
(Hz. Ömerin müslüman olmadanki Hayati Önemli degil önemli olan ondan sonrasi)<br />
<br />
"Ettaibu minezzenbi kemenlla zenbeleh"<br />
<br />
Tövbeyi bir daha bozmamak önemli olan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">YUSUFCUK KOLYE ANLAMI ?</span></span><br />
 <br />
Hemen hemen her dönemin modasına uyan, her kombine rahatlıkla ayak uydurabilen kolye modeli olarak yusufçuk kolyeleri örnek olarak gösterebiliriz. Yusufcuk kolyenin anlamı nedir ? yusufçuk ne anlama geliyor? Yusufcuk kolye neyi simgeliyor gibi sorularla yaptığımız iş doğrultusunda cok karşılasıyoruz. Bu sorularla karşılaşmamızın olağan bir durum olmasının sebebi daha öncede belirttiğim gibi modası hiç mi hiç geçmiyor olması. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlk olarak sizlere yusufcuk Böceği hakkında biraz bilgi vermek istiyoruz.</span></span> <br />
<br />
Yusufcuk böceği yani diğer adıyla Helikopter Böceği yaklaşık olarak 500 civarında bilinen türü olduğunu söylemek isteriz. Bu canlıların ortalama yaşam süreleri 5 ile 7 yıl arasında değişmektedir. Yusufcuklar tek eşlidirler. Dişi yusufcuklar çiftleştikten sonra erkek olan yusufcuğun kafası ile beslenirler. Erkek olan yusufcuklar hayatları boyunca sadece 1 defa çiftleşebilirler.<br />
<br />
İşte bu yüzden yusufcuk kolyenin yüklendiği anlam asıl olarak Sadakattir. Erkek yusufcuk öleceğini bildiği halde dişi yusufcuk ile çiftleşiyor bu davranıştan dolayı yusufçuk figürünün yüklendiği anlam genişliyor, Yusufcuk kolye Aşkın sonsuzluğunu, tek eşliliği simgeler. <br />
<br />
İnanışa göre üzerinde yusufcuk simgesi taşıyan kişilerde kıskanma, sadakat ve mutluluğun artar. Sizde sevdiğiniz kadına alabileceğiniz anlamlı hediyeler arasına yusufcuk simgeli takıları ekleyebilirsiniz. Unutmamanız gereken bir dipnot olarak, istisnasız her kadın size anlamını bilmediğini söylese bile yusufcuğun ne anlama geldiğini bilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimizin Ceaferüt Tayyara "Tayyar" veya "Zülcanaheyn" yani Çift Kanatlı Lakabını Verme Hadisesi</span></span><br />
<br />
Hicretin sekizinci senesinin başlarında Peygamberimiz Kuzey Arabistandaki Bizanslılarla savaşmak için bir ordu hazırladı. Ordunun ba­şına Zeyd İbn-î Harîse'yi getirdi ve Hz Muhammed şöyle Tenbihedi:<br />
<br />
"Eğer Zeyd öldürülür veya yaralanırsa, Cafer İbni Ebî Talib komutayı alsın, şayet Cafer de öldürülür veya yaralanırsa bu defa komutayı Abdullah İbni Ravaha alsın. Abdullah İbni Ravaha da öldü­rülür veya yaralanırsa Müslümanlar kendilerine birini komutan olarak seçsin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İbn Kesîr, El Bidaye Ve'n-Nihaye, Çağrı Yayınları, 4/405-420)</span></span><br />
    <br />
<br />
Halbuki sancak bir bez parçasıi, onu yere düşürmemek ne demekdir siz bilirmisiniz, Bir peygamber bunu bizzat ikaz etmiş se, bu gün bu densiz k. cocuklarının yaptığıi, peygamberi tanımamak tan başka nedir, sancak bayrak bir peygamberin, bir milletin namusu şanı şerefidir. Yere düşürülmez düşman dahi olsa onun sancağının çiğnenmesine izin verilmez.<br />
Ve sefere giderler ve<br />
<br />
Müslümanlar Mûte'ye varınca "Müte" Ürdün'de bir köydür. Oraya varınca gör­düler ki Bizanslılar onlara karşı yüz bin kişi hazırlamışlar. Ayrıca onları Lahm Cüzam, Kuzaa ve başka Hristiyan Araplardan yüz bin kişi des­tekliyordu.<br />
<br />
Müslüman ordusu ise üç bin kişiydi...<br />
<br />
Cafer Ibni Ebi Talib hemen doru renkli kısrağının sırtından yere atlayıp kendisinden sonra düşmanlar faydalanmasın diye kılıcıyla ayaklarını kesti. Sancağı alıp Bizans saflarına daldı. Bir taraftan da şu şiiri okuyordu:<br />
<br />
"Cennet ne güzeldir. Ona yaklaşmak hoş ve onun içecekleri soğuktur. O'nlara azab yaklaşmıştır. Onlar kafirdirler. öyleyse karşılaştığım zaman onlarla dövüşmek bana şarttır."<br />
<br />
Olan olur sancagi ilk tutan şehitlige erer, ondan diğer ashab alır, o da şehit olur, ve hemen cafer efendimiz sancağı alir, <br />
<br />
Kılıcıyla düşman saflarında devamlı dolaşıp saldırılarda bulunu­yordu. Nihayet ona sağ elini koparan bir darbe isabet etti. Sancağı sol eliyle tuttu. Çok geçmedi, solunu da koparan başka bir darbe isa­bet etti. Sancağı göğsüyle ve pazılarıyla tuttu. Biraz sonra da bir üçün­cü darbe onu ikiye böldü. Sancağı ondan Abdullah İbni Ravaha aldı, arkadaşına kavuşuncaya kadar o da devamlı dövüştü.<br />
<br />
Ve peygamber mescid de olayı bizzat oradaymış gibi anlatmaktadır, ve der o şehit oldu öbürü aldı, o da şehit oldu, şimdi cafer aldı sancağı diye olayı anlatır. ve Cafer efendimiz sancağı teslim edince kafir onu şehit eder. Ve iki tane melek görür peygamberimiz ve Caferi iki yanından tutup cennete uçururlar. Peygamber buyurur Ceferin iki kanatı daha oldu caferüt TAYYAR OLDU. iKi KOPAN KOLU YERiNE CENABI MEVLAA ONA iKi MELEĞi KANAT OLARAK VERDi VE ONU CENNETE UÇURVERDiLER BUYURUR. ve Caferin ismi Caferüttayyar Kanatlı Uçan Cafer veya <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Zülcenaheyn"</span> iki kanatlı olaraktan anılır ondan sonra. Ey Aziz Türk Millelti incitme ki incinmeyesin, hiç bir milletin devletin bayrağına, hor gören gözlerle bakma, bakan zaten piç kurusudur.<br />
Allahı da bilmeyen, peygamberi de, ve onun yüce ahlakınıda tanımayan ahmak sürüsüdür. Eğer bu gün sen bayrağına devletine milletine sahip çıkmazsan, Yarin O peygamber de, atalarında Caferüt Tayyar efendimizde davacı olur. Bugünlere müslümanlık Caferin kollarını da feda ederek geldi, sen nasıl sahip çıkmazsın ey Aziz Türk Milleti. Bu islam bize, bu devlet bize binlerce şehidin kanıyla devroldu, ataların kanlarıyla devroldu, kimi kolunu verdi, kimi bacağını, kimde canını, yazıklar olsun sahip çıkmayan ahmak kpklre. Her Devletin ki nerdeyse böyle aynı incitme ki incinmeyesin.... <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusufcuk Böceği ve Ceaferüt Tayyara “Tayyar” Lakabının Verilmesi</span><br />
<br />
----------------------<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusufcuk Böceği Kolyesi Ne Anlama Gelir?</span></span><br />
<br />
Libella-Dragonfly-Yusufcuk Böceği<br />
<br />
Tek Sevgili Tek Alah lılık Simgesi TEK TANRILI LIK "1/5" yani 5. Mü'min Cafer<br />
<br />
Mikail in yani Sivrisineğin Kardeşi <br />
(Züleyhan ın Yusufdan öncesi önemli değil önemli olan Yusufdan Sonrası ve Sadakat ve Yusuf Soyu Temiz Soy Pak soy Öz Soy)<br />
(Hz. Ömerin müslüman olmadanki Hayati Önemli degil önemli olan ondan sonrasi)<br />
<br />
"Ettaibu minezzenbi kemenlla zenbeleh"<br />
<br />
Tövbeyi bir daha bozmamak önemli olan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">YUSUFCUK KOLYE ANLAMI ?</span></span><br />
 <br />
Hemen hemen her dönemin modasına uyan, her kombine rahatlıkla ayak uydurabilen kolye modeli olarak yusufçuk kolyeleri örnek olarak gösterebiliriz. Yusufcuk kolyenin anlamı nedir ? yusufçuk ne anlama geliyor? Yusufcuk kolye neyi simgeliyor gibi sorularla yaptığımız iş doğrultusunda cok karşılasıyoruz. Bu sorularla karşılaşmamızın olağan bir durum olmasının sebebi daha öncede belirttiğim gibi modası hiç mi hiç geçmiyor olması. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlk olarak sizlere yusufcuk Böceği hakkında biraz bilgi vermek istiyoruz.</span></span> <br />
<br />
Yusufcuk böceği yani diğer adıyla Helikopter Böceği yaklaşık olarak 500 civarında bilinen türü olduğunu söylemek isteriz. Bu canlıların ortalama yaşam süreleri 5 ile 7 yıl arasında değişmektedir. Yusufcuklar tek eşlidirler. Dişi yusufcuklar çiftleştikten sonra erkek olan yusufcuğun kafası ile beslenirler. Erkek olan yusufcuklar hayatları boyunca sadece 1 defa çiftleşebilirler.<br />
<br />
İşte bu yüzden yusufcuk kolyenin yüklendiği anlam asıl olarak Sadakattir. Erkek yusufcuk öleceğini bildiği halde dişi yusufcuk ile çiftleşiyor bu davranıştan dolayı yusufçuk figürünün yüklendiği anlam genişliyor, Yusufcuk kolye Aşkın sonsuzluğunu, tek eşliliği simgeler. <br />
<br />
İnanışa göre üzerinde yusufcuk simgesi taşıyan kişilerde kıskanma, sadakat ve mutluluğun artar. Sizde sevdiğiniz kadına alabileceğiniz anlamlı hediyeler arasına yusufcuk simgeli takıları ekleyebilirsiniz. Unutmamanız gereken bir dipnot olarak, istisnasız her kadın size anlamını bilmediğini söylese bile yusufcuğun ne anlama geldiğini bilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Peygamberimizin Ceaferüt Tayyara "Tayyar" veya "Zülcanaheyn" yani Çift Kanatlı Lakabını Verme Hadisesi</span></span><br />
<br />
Hicretin sekizinci senesinin başlarında Peygamberimiz Kuzey Arabistandaki Bizanslılarla savaşmak için bir ordu hazırladı. Ordunun ba­şına Zeyd İbn-î Harîse'yi getirdi ve Hz Muhammed şöyle Tenbihedi:<br />
<br />
"Eğer Zeyd öldürülür veya yaralanırsa, Cafer İbni Ebî Talib komutayı alsın, şayet Cafer de öldürülür veya yaralanırsa bu defa komutayı Abdullah İbni Ravaha alsın. Abdullah İbni Ravaha da öldü­rülür veya yaralanırsa Müslümanlar kendilerine birini komutan olarak seçsin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İbn Kesîr, El Bidaye Ve'n-Nihaye, Çağrı Yayınları, 4/405-420)</span></span><br />
    <br />
<br />
Halbuki sancak bir bez parçasıi, onu yere düşürmemek ne demekdir siz bilirmisiniz, Bir peygamber bunu bizzat ikaz etmiş se, bu gün bu densiz k. cocuklarının yaptığıi, peygamberi tanımamak tan başka nedir, sancak bayrak bir peygamberin, bir milletin namusu şanı şerefidir. Yere düşürülmez düşman dahi olsa onun sancağının çiğnenmesine izin verilmez.<br />
Ve sefere giderler ve<br />
<br />
Müslümanlar Mûte'ye varınca "Müte" Ürdün'de bir köydür. Oraya varınca gör­düler ki Bizanslılar onlara karşı yüz bin kişi hazırlamışlar. Ayrıca onları Lahm Cüzam, Kuzaa ve başka Hristiyan Araplardan yüz bin kişi des­tekliyordu.<br />
<br />
Müslüman ordusu ise üç bin kişiydi...<br />
<br />
Cafer Ibni Ebi Talib hemen doru renkli kısrağının sırtından yere atlayıp kendisinden sonra düşmanlar faydalanmasın diye kılıcıyla ayaklarını kesti. Sancağı alıp Bizans saflarına daldı. Bir taraftan da şu şiiri okuyordu:<br />
<br />
"Cennet ne güzeldir. Ona yaklaşmak hoş ve onun içecekleri soğuktur. O'nlara azab yaklaşmıştır. Onlar kafirdirler. öyleyse karşılaştığım zaman onlarla dövüşmek bana şarttır."<br />
<br />
Olan olur sancagi ilk tutan şehitlige erer, ondan diğer ashab alır, o da şehit olur, ve hemen cafer efendimiz sancağı alir, <br />
<br />
Kılıcıyla düşman saflarında devamlı dolaşıp saldırılarda bulunu­yordu. Nihayet ona sağ elini koparan bir darbe isabet etti. Sancağı sol eliyle tuttu. Çok geçmedi, solunu da koparan başka bir darbe isa­bet etti. Sancağı göğsüyle ve pazılarıyla tuttu. Biraz sonra da bir üçün­cü darbe onu ikiye böldü. Sancağı ondan Abdullah İbni Ravaha aldı, arkadaşına kavuşuncaya kadar o da devamlı dövüştü.<br />
<br />
Ve peygamber mescid de olayı bizzat oradaymış gibi anlatmaktadır, ve der o şehit oldu öbürü aldı, o da şehit oldu, şimdi cafer aldı sancağı diye olayı anlatır. ve Cafer efendimiz sancağı teslim edince kafir onu şehit eder. Ve iki tane melek görür peygamberimiz ve Caferi iki yanından tutup cennete uçururlar. Peygamber buyurur Ceferin iki kanatı daha oldu caferüt TAYYAR OLDU. iKi KOPAN KOLU YERiNE CENABI MEVLAA ONA iKi MELEĞi KANAT OLARAK VERDi VE ONU CENNETE UÇURVERDiLER BUYURUR. ve Caferin ismi Caferüttayyar Kanatlı Uçan Cafer veya <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Zülcenaheyn"</span> iki kanatlı olaraktan anılır ondan sonra. Ey Aziz Türk Millelti incitme ki incinmeyesin, hiç bir milletin devletin bayrağına, hor gören gözlerle bakma, bakan zaten piç kurusudur.<br />
Allahı da bilmeyen, peygamberi de, ve onun yüce ahlakınıda tanımayan ahmak sürüsüdür. Eğer bu gün sen bayrağına devletine milletine sahip çıkmazsan, Yarin O peygamber de, atalarında Caferüt Tayyar efendimizde davacı olur. Bugünlere müslümanlık Caferin kollarını da feda ederek geldi, sen nasıl sahip çıkmazsın ey Aziz Türk Milleti. Bu islam bize, bu devlet bize binlerce şehidin kanıyla devroldu, ataların kanlarıyla devroldu, kimi kolunu verdi, kimi bacağını, kimde canını, yazıklar olsun sahip çıkmayan ahmak kpklre. Her Devletin ki nerdeyse böyle aynı incitme ki incinmeyesin.... <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 26.06.2020 Cuma<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Contası ile Pompası Eksik]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43553</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:11:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43553</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Contası ile Pompası Eksik</span></span><br />
<br />
Doğmadan önce çocuğun cinsiyetinin Bilinmediği Vakitlerde<br />
<br />
Komutanın Hanımı Hamiledir Doğum Haberi Beklemektedir. Fakat Oğlan Çocuğu ümit etkmektedir Her Türk erkeği gibi.<br />
<br />
Ve sonunda Telefon Gelir Emir Erine bilidirirler Komutan yoktur. Fakat Çocuk Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Komutan Gelince Emir eri odasına varınca Komutanın misafirleri vardır. Uyanik Asker Müjedli Haberi Şöyle Verir:<br />
<br />
Komutanım Beklediğiniz bisiklet geldi fakat "Contası ile Pompası Eksik".<br />
<br />
Komutan anlar durumu  Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Hz. isanin ninesi ve Hz Meryemin annesi olan Hanne Annemiz de hamile ve Mehdi olcak olan isa bekleniyor, ve ümidi onun Çocuğunun isa ve erkek Çocuk olacağından yanadır. ve der ki :<br />
<br />
Eğer Çocuğum olursa mescide Zekerya aleyshisselamın hizmeitne vereceğim  diye adak adar Çünkü Oğlan Çocuğu ümit etkmekdtedir.<br />
<br />
Gel zaman git zaman  Çocuk doğar ve fakat Hz Meryem doğar, yani Çocuk Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Mecburen adağını yerine getirmek için, Hz Meryemi Mescide Hizmetli olrak verir ve ilk defa bir Kız Çocuğuni Mescide Hizmetli olrak veren annemiz olur. ondan sonrada isa efendimizin o "immeculata anne" yani kutsal bakireden Doğma  ve Kutsal Ruh dan (Hz. Mehdi den olma) hadise si meydana gelir.<br />
<br />
Yani velhasıl kelam, bu isa ve meryem soyunda, Oğlan Çocuğu ümit ederken, Kız Çocuğu olma hadisesi veya  tam terside olabilir, o yolun sünnetlerindendir. Mehdi yolu ve sünnetidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Makelesi sonu</span></span><br />
<br />
Schrems 23 Haziran 2020 Sabah Avusturya saati ile 06:29</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Contası ile Pompası Eksik</span></span><br />
<br />
Doğmadan önce çocuğun cinsiyetinin Bilinmediği Vakitlerde<br />
<br />
Komutanın Hanımı Hamiledir Doğum Haberi Beklemektedir. Fakat Oğlan Çocuğu ümit etkmektedir Her Türk erkeği gibi.<br />
<br />
Ve sonunda Telefon Gelir Emir Erine bilidirirler Komutan yoktur. Fakat Çocuk Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Komutan Gelince Emir eri odasına varınca Komutanın misafirleri vardır. Uyanik Asker Müjedli Haberi Şöyle Verir:<br />
<br />
Komutanım Beklediğiniz bisiklet geldi fakat "Contası ile Pompası Eksik".<br />
<br />
Komutan anlar durumu  Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Hz. isanin ninesi ve Hz Meryemin annesi olan Hanne Annemiz de hamile ve Mehdi olcak olan isa bekleniyor, ve ümidi onun Çocuğunun isa ve erkek Çocuk olacağından yanadır. ve der ki :<br />
<br />
Eğer Çocuğum olursa mescide Zekerya aleyshisselamın hizmeitne vereceğim  diye adak adar Çünkü Oğlan Çocuğu ümit etkmekdtedir.<br />
<br />
Gel zaman git zaman  Çocuk doğar ve fakat Hz Meryem doğar, yani Çocuk Kız Çocuğu olmuştur.<br />
<br />
Mecburen adağını yerine getirmek için, Hz Meryemi Mescide Hizmetli olrak verir ve ilk defa bir Kız Çocuğuni Mescide Hizmetli olrak veren annemiz olur. ondan sonrada isa efendimizin o "immeculata anne" yani kutsal bakireden Doğma  ve Kutsal Ruh dan (Hz. Mehdi den olma) hadise si meydana gelir.<br />
<br />
Yani velhasıl kelam, bu isa ve meryem soyunda, Oğlan Çocuğu ümit ederken, Kız Çocuğu olma hadisesi veya  tam terside olabilir, o yolun sünnetlerindendir. Mehdi yolu ve sünnetidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Makelesi sonu</span></span><br />
<br />
Schrems 23 Haziran 2020 Sabah Avusturya saati ile 06:29</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[insanoğlunun ilk Ölçü birimi Adem Atamızın Ölçü Birimleri Makelesi]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43552</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:09:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43552</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">insanoğlunun ilk Ölçü birimi Adem Atamızın Ölçü Birimleri Makelesi</span></span><br />
<br />
<br />
insanoğlunun ilk ölçü birimi Adem atamızın ölçü birimleri Makelesi<br />
<br />
Selamünaleyküm dostlar<br />
<br />
 Ben Karoglan  Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Öncelikle sizlerle Beni yeni bir Makale de buluşturan Rabb'ime hamd ederim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17B529;" class="mycode_color">Bütün meleklerine ve  peygamberlerine de Salat selam eylerim, Allah dostlarınada Sevgilerimi sunarım.</span></span><br />
<br />
Geçen son sohbetimizde Bahsettiğimiz inç meselesi şu anda yalanlamak da biz yalanlama iddiları ortalıkda  dolaşmakta.<br />
<br />
  Sohbetimizde bahsettiğimiz gibi, Adem atamız ilk insan ve, onun da bazı ölçü birimlerini ihtiyacı var, ve bugünün insanlarının keşfettiği mamuşka bebekleri gibi, bizler Hazreti Adem'in içinden Çıkıp gelen insanlarız. Her büyük Mamuşkanın içine giren mamuşka ondan bir küçük olmalı ki, büyüğün içine girmiş olsun. Demek ki her büyüğün içindeki insan, Ondan bir küçük boy demektir, bir miktar küçük. işte İnsanoğlu küçüle küçüle, bugünün İnsanoğlu haline geldi fakat, eli kısaldı boyu kısaldı, Ölçüsü kısaldı, terazi kısaldı  ve bugünlere öyle geldi.<br />
Ben Çocukluğumda rahmetli babamın el ve parmakların hatırlıyorum da, benimki onun yanında, tavada omlet gibi kalıyordu, Şu anda benim çocuklarımın el ve parmak yapıları da, benimkinin yanında, aynı babamın yanındaki omlet gibi benim yanımda omlet durumundalar.<br />
<br />
Ve Adem atamız zamanında Demir Yok, marangozluk yok,  testere yok ki, ne ile marangozluk yapacak. O ki Allah'ın ilk Peygamberi ve her ilimden bildiği için, ölçü için, elinde ne varsa onu ölçü olarak dan kullanmış, ve parmaklarının uzunluğu, bir karışı, kolunun uzunluğu, dirseğinin uzunluğu, adımının uzunluğu,.. bu şekilde uzunluk birimi kullanmış.<br />
<br />
Daha önce anlatmıştım, benim işaret veya (küsür fark var) orta Parmağımın uzunluğu 13 küsür santim 14 gibi idi Çocukluğumda, Şu anda ben de insanoğlu gibi,  sıcak suda çeken kumaş gibi, bizde çektik ve, şu anda o uzunlukta ben bile değilim.<br />
<br />
Ve benim  ölçülerrim işte Adem atamızın ölçü birimine yakın birimler idi.<br />
<br />
Bir karışımın uzunluğu 22  santimdir,  ve orta Parmak  ucumdan  dirseğime kadar olan uzunluk 54 santimdi. Sağ kolumu sağ tarafıma açtığım zaman, orta parmak ucundan sol omzumun başına kadar 1 metredir, buna Adem atamızın ölçüsünde ve hatta Osmanlı'da bu ölçüyü kullanmış buna Bir arşın denir ve ya da  bir kulaç  denilir. <br />
<br />
Ve dedik ki Geçenki sohbetimizde İngilizleri ayakta tutan, Onların yaptığı Güzel bir sünnet ki, o Adem atamızın ölçü birimi olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"inç"</span></span> e sahip çıkmaları demiştik. ve  şu  inç Yani İngiliz uzunluk birimini araştırdım, benim söylemem ile tutarlı değil, al bakayım! Benim bildiğim kadarıyla 22 metre ya da 21 metre 1 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"mil"</span> denir Deniz ölçüsü, ilk Deniz filosunu kuranlar İngilizler ve deniz ölçü birimi olaraktan mil kullanmışlar, milde inç in bir üst boyutudur, onlu  sistem ile, inç birimi şeklinde yer alır. ve Mil birimini kullanan ilk devlet ingilizlerde ingilizlerden çıkma bir birimdir  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI</span></span><br />
<br />
Mesafe ölçüm birimi olan mil, İsim olarak ingilizce kökenlidir, tarihte değişik yöre ve ilgi alanlarında farklı uzunlukta kullanılmış ve halen kullanılmaktadır. Standart kısaltması; (mi)´dir.<br />
<br />
Kara mil´i (Statute mile) ve Deniz mil´i (Nautical mile) olarak iki farklı uzunluklara ayrılırlar.<br />
<br />
Bir Kara mil´inin uzunluğu metrik hesaba göre tam: 1.609,344 metredir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DENİZ MİLİ NEDİR?</span></span><br />
<br />
Deniz mili (Nautical mile)´inin uluslararası resmi bir kısaltması olmadığından, şu kısaltmalara rastlamak mümkündür.: M, NM, nm, ve nmi.<br />
<br />
bir meridyenin bir dakikalık yay parçasına karşılık gelen uzunluk birimi olan deniz mili (sembolü M, NM veya nmi) 1852 metreye karşılık gelir. Saatte 1 deniz miline eşit hız birimine ise knot adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI SNONU</span></span><br />
<br />
ve bu mildeki ölçüyü de şu anda 18 metre olaraktan yer veriyor internet  ve Google amca. Hayır benim bilgilerim, eski bilgilerime göre 1 mil 21 metre idi yahut 22 metre idi, dediğim gibi Mamuşka bebeğin içindeki mamuşka bebek ondan daha küçük olmalı ki üstteki büyük Mamuşka bebeğin içine sığabilecek bir küçüklükte olması lazım. öyle olunca her ana babadan doğan bir çocuk, bir alt versiyon, şu anda insanlar (Büyük Öküzler) bu "G20" toplantılarıyla insanların ölçü birimleri ile oynamışlar, zaten insanlık küçülüyor fakat, işte bu G20 toplantılarında istediklerine istedikleri birimi veriyorlar, şu anda insanlık işte, oradaki birimlerde anlatıldığı gibi 1 inç 2,8 santimetreye düşmüş durumda, Halbuki bir inç 21 santim veya 22 santimdir, gerçek manasıyla 22 santimdir. şu anki haliyle 2,8 santime düşmüş, yani insanlık erlik ve erkeklik ve Rahman lık 2,8 santimetreye kadar düşmüş. Adem atamızın boyu rivayetlerde 70 zira veya 71 ve yahut 73 zira olduğu rivayet edilmekte. Daha önceki vaazlardaki hesabıma göre, bu da bugünün metresine vurduğumuz zaman, 33 metreye denk gelmekte idi, eski  vaazlarımdaki hesabıma göre.<br />
Aşağıya kısa olaraktan Osmanlı'nın kullandığı ölçü birimlerini de inşallah bir İnternet sayfasından alıntı yapraktan ekleyeceğim, işte Osmanlı'da ölçü birimi olaraktan mesela eskiden kumaş ölçerken, Bir arşın iki arşın derlermiş, O da metreye hiç gerek yok, Normal Osmanlı'nın boyun da, Bir arşın : sağ elin orta parmağından sol omuzun başına kadarolan uzunluğa Bir arşın veya Aslında Kulaç denir, ve kumaş ölçerken işte Bir arşın iki arşın diye ölçerlerdi, bir tarlayı o ölçecekleri zaman ise 1 adım 2 adım diye ölçülür, tarlada o şekilde ölçülmez, tarlada adım olaraktan ölçülür, benim eski adımımda ortalama olaraktan 90 santimdir, 1 metreden azdır, 70 ile 90 santim (1arşın) arası Adım atarım, Eski halim de, şu anda ölçmedim. <br />
<br />
şu anda inçe sahip çıkanlar, o birimin alt veya üst birimlerine inçe birimine bu ölçüye sahip çıkan millet olaraktan benim bildiğim kadarı ile ingilizler var. Osmanlı  da dahi kalmadığı için, şu anda tek sahip çıkan millet ingilizler olduğu için, Allah'a işte onları da,  bu sevdiği  bir taraftan dolayı ayakta tutmakta, onları ayakta tutan güzel sünnet ve adette, işte inç birimine sahip çıkmaları demiştim, bu sözümde yine kararlıyım, bu sözümü Allah'tan bana bildiren ilhamın doğru olduğuna inanıyorum, yalan diye affedenler, beni yalancı çıkarmaya çalışıyorlar, Onlar kendileri yalancı ve kendini inkar eden ahmaklardır ancak.<br />
<br />
Bu gün o birimin ingilizlerde olması müslümnları hayıflandırdımı? evet emanete sahip çıkmayanın elinden emanet alınır sahıp çıkacaklara verilir o dirayette olanlara verilir. Osmanlıdan ingilizler çalmış almış  ve fakat sahip çıkmışlar vessselam.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَٰنُ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler onu taşıyamamaktan korktulrda,  Onu insan yüklendi. o da ona sahip çıkamadı  da, o na zalimce ve çok cahilce davrandı. (Emanet Mehdi olabilirmi acaba burdaki emanet sizce)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Ahzab Suresi 72. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
(Cennette ikram görecek olanlar var ya, işte o'nlar) Sözlerinin ve emanetlerinin Çobanıdırlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mearic Suresi 32. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Allah ve Resulünün, kendisini sevmesini isteyen kimse, emanete riayet etsin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Taberani)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Emanet kaybedilince Kıyamet yaklaşır. İşleri, ehli olmayana vermek, emaneti kaybetmektir."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İn yeşa’ yuzhibkum eyyuhen nâsu ve ye’ti bi âharîn(âharîne) ve kânallâhu alâ zâlike kadîrâ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nisa Suresi 133. Ayet</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI BAŞLANGICI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">OSMANLI ÖLÇÜ BİRİMLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Osmanlı Devleti'nde uzunluk ölçüsü birimi olarak "arşın" kullanılmış olmakla birlikte, "çarşı arşını" ile "mimar arşını" (zira-i mimari, zira) birbirinden farklıdır. (Osmanlı'da temel uzunluk ölçüsü birimi olan arşın üç çeşittir: arşın, zira, endaze)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çarşı Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 arşın = 68,58 santimetre (çarşı arşını)<br />
<br />
1 rub = 1 urub = 8,57 santimetre = 1/8 arşın<br />
<br />
1 kerrab = 1 kirah = 4,28 santimetre = 1/16 arşın<br />
<br />
1 endaze = 65,25 santimetre (Fars menşelidir)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mimar Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 arşın = 1 zira = 75,7738 santimetre (bina arşını)<br />
<br />
1 kadem = 1/2 zira = 37,8869 santimetre<br />
<br />
1 parmak = 1/24 zira = 3,1572 santimetre<br />
<br />
1 hat = 1/12 parmak = 2,631 milimetre<br />
<br />
1 nokta = 1/12 hat = 0,219 milimetre<br />
<br />
1 mimarî arşın = 1 zira = 1 zira-i mimari = 2 kadem (ayak) = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta = 75,7738 santimetre (Bir mimari arşının 1/2'si kadem,  kademin 1/12'si parmak, parmağın 1/12'si hat, hattın 1/12'si noktadır. Yani 1 mimari arşın = 2 kadem = 24 parmak = 288 hat = 3456 noktadır.)<br />
<br />
1 kulaç = 2,5 zira = 189,4345 santimetre<br />
<br />
1 fersah = 3000 kulaç (normal yürüyüşle 1 saatte gidilen mesafe)<br />
<br />
1 berid = 1 menzil = 4 fersah<br />
<br />
1 merhale = 2 berid<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ağırlık Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 çeki = 4 kantar = 225,79832 kilogram<br />
<br />
1 kantar = 44 okka = 100 ludre = 56,44958 kilogram<br />
<br />
1 batman = 6 okka = 7,69767 kilogram<br />
<br />
1 okka = 1 kıyye = 400 dirhem = 1,282945 kilogram<br />
<br />
1 dirhem = 3,2073625 gram<br />
<br />
1 miskal (misgal) = 1,5 dirhem = 4,5819464 gram<br />
<br />
7 miskal = 10 dirhem = 32,073625 gram<br />
<br />
1 dünük (denk) = 1/4 dirhem = 801,84 miligram<br />
<br />
1 kırat = 1/4 dünük = 4 bakray = 200,46 miligram<br />
<br />
1 bağdadi (bakray) = 4 fitil<br />
<br />
1 fitil = 2 nekir<br />
<br />
1 nakir (nekir) = 2 kıtmir<br />
<br />
1 kıtmir = 2 zerre<br />
<br />
1 buğday = 1/4 kırat = 50,11 miligram<br />
<br />
Mehmet İzzet'in 1912 baskı tarihli İlm-i Hisab (hesap bilimi) kitabına göre ağırlık ölçüleri farklı tarif edilmektedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evzan-ı Kebire (büyük ağırlık ölçüleri)</span></span><br />
<br />
1 çeki = 225,978 kilogram<br />
<br />
1 kantar = 56,450 kilogram<br />
<br />
1 batman = 7,692 kilogram<br />
<br />
1 kıyye = 1,282 kilogram<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evzan-ı Mutavassıta (orta ağırlık ölçüleri)</span></span><br />
<br />
1 dirhem = 3,207 gram<br />
<br />
1 miskal = 4,810 gram = 0 1,5 dirhem<br />
<br />
1 dünük (denk) = 801,75 miligram = 1/4 dirhem<br />
<br />
Evzan-ı Hafife (hafif ağırlık ölçüleri)<br />
<br />
1 kırat = 200,43 miligram = 1/4 denk<br />
<br />
1 bağdadi (bakray) = 50,1 miligram = 1/4 kırat<br />
<br />
1 fitil = 12,5 miligram = 1/4 bağdadi<br />
<br />
1 nakir (nekir) = 6,26 miligram = 1/2 fitil<br />
<br />
1 kıtmir = 3,13 miligram = 1/2 nakir<br />
<br />
1 zerre = 1,56 miligram = 1/2 kıtmir<br />
<br />
Ağırlık ölçüsü olarak arpa, buğday, pirinç, dirhem-i şeri, habbe ve hardal tanesi de kullanılmıştır.<br />
<br />
dirhem, Osmanlı dirhemi          okka, Osmanlı okkası          kantar, Osmanlı kantarı<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alan Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 hektar = 11 dönüm = 10105,337 metrekare = 17600 zira kare<br />
<br />
1 dönüm-ü atik (eski dönüm) = 4 evlek = 918,667 metrekare = 1600 zira kare = 40x40 zira<br />
<br />
1 dönüm-ü cedid (yeni dönüm) = 2500 metrekare<br />
<br />
1 dönüm-ü kebir (büyük dönüm) = 2720 metrekare<br />
<br />
1 evlek-i atik (eski evlek) = 229,666 metrekare = 400 zira kare = 20x20 zira<br />
<br />
1 evlek-i cedid (yeni evlek) = 100 metrekare<br />
<br />
1 cerip = 3600 zira kare = 60x60 zira<br />
<br />
1 zira kare = 4 kadem kare = 0,57416 metrekare<br />
<br />
1 kadem kare = 144 parmak kare = 12x12 parmak<br />
<br />
1 parmak kare = 144 hat kare = 12x12 hat<br />
<br />
1 hat kare = 144 nokta kare = 12x12 nokta<br />
<br />
Çarşı ölçüleri olarak da "arşın kare", "rub kare", "kirah kare", "endaze kare" kullanılırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hacim Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 kutu (god, kot, godik) = 4,625 litre<br />
<br />
1 şinik = 9,25 litre = 2 kutu<br />
<br />
1 kile (İstanbul kilesi) = 37 litre = 4 şinik = 8 kutu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Su Debisi Ölçüleri</span></span><br />
<br />
Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak "lüle" kullanılmıştır. Bir lüle yaklaşık olarak 26 milimetre çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 metreküp su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
1 hilal = 0,5625 litre/dakika = 0,81 metreküp/gün<br />
<br />
1 çuvaldız = 1,125 litre/dakika = 1,62 metreküp/gün<br />
<br />
1 masura = 4,5 litre/dakika = 6,48 metreküp/gün<br />
<br />
1 kamış = 9 litre/dakika = 12,96 metreküp/gün<br />
<br />
1 lüle = 36 litre/dakika = 51,84 metreküp/gün<br />
<br />
Osmanlı çarşısı - Osmanlı pazarı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Metrik Sistem</span></span><br />
<br />
Osmanlıların metrik sisteme geçiş, Sultan Abdülaziz döneminde, 20 Cemaziyel  hir 1286 (1869) tarihli bir hatt-ı hümayun ve kanunnameyle başlamıştır. Bu kanunnamede uzunluk ölçü birimi olarak "metre" kabul edilmiş ve eski ölçülere uygun isim verme endişesiyle metre için zira-i aşari yani ondalık zira deyimi kullanılmıştır.<br />
<br />
Bu değişiklikle birlikte arazi ölçü birimi olarak "ar", hacim ölçüsü olarak öşr-i zira küp yani ondalık zira küp (desimetreküp, litre), ağırlık ölçüsü olarak da dirhem-i aşari yani ondalık dirhem (gram) kabul edilmiştir. Kanunda yeni ölçülerin Mart 1287'den (1870) itibaren resmi işlemlerde geçerli olacağı, halkın Mart 1290'a (1873) kadar eski ve yeni ölçüleri birlikte kullanabileceği ama bu tarihten sonra eski ölçülerin tamamen yasaklanacağı belirtilmiştir.<br />
<br />
Sultan Abdülaziz dönemindeki gayretler yeterli olmamış, kapsamlı bir çaba Sultan İkinci Abdülhamit'in 1881 tarihli kanunnamesiyle olmuş ve metrik ağırlıklara 1883 tarihinden sonra damga vurulmaya başlanmıştır. Buna rağmen 1895 tarihinde bir defa daha geri dönüldüğü ve Osmanlı topraklarında bir süre daha dirhem kullanılmaya başlanmıştır. Metrik sisteme kesin geçiş ancak 26 Mart 1931'de çıkarılan Ölçüler Kanunu ile sağlanabilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI SONU</span></span><br />
<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adem Atamız ve evlatlarının ve Bütün Peygamberlerin Ruhuna Salat Selam olsun.</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Schrems, 27 Mayıs 2020 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi sonu</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">insanoğlunun ilk Ölçü birimi Adem Atamızın Ölçü Birimleri Makelesi</span></span><br />
<br />
<br />
insanoğlunun ilk ölçü birimi Adem atamızın ölçü birimleri Makelesi<br />
<br />
Selamünaleyküm dostlar<br />
<br />
 Ben Karoglan  Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Öncelikle sizlerle Beni yeni bir Makale de buluşturan Rabb'ime hamd ederim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17B529;" class="mycode_color">Bütün meleklerine ve  peygamberlerine de Salat selam eylerim, Allah dostlarınada Sevgilerimi sunarım.</span></span><br />
<br />
Geçen son sohbetimizde Bahsettiğimiz inç meselesi şu anda yalanlamak da biz yalanlama iddiları ortalıkda  dolaşmakta.<br />
<br />
  Sohbetimizde bahsettiğimiz gibi, Adem atamız ilk insan ve, onun da bazı ölçü birimlerini ihtiyacı var, ve bugünün insanlarının keşfettiği mamuşka bebekleri gibi, bizler Hazreti Adem'in içinden Çıkıp gelen insanlarız. Her büyük Mamuşkanın içine giren mamuşka ondan bir küçük olmalı ki, büyüğün içine girmiş olsun. Demek ki her büyüğün içindeki insan, Ondan bir küçük boy demektir, bir miktar küçük. işte İnsanoğlu küçüle küçüle, bugünün İnsanoğlu haline geldi fakat, eli kısaldı boyu kısaldı, Ölçüsü kısaldı, terazi kısaldı  ve bugünlere öyle geldi.<br />
Ben Çocukluğumda rahmetli babamın el ve parmakların hatırlıyorum da, benimki onun yanında, tavada omlet gibi kalıyordu, Şu anda benim çocuklarımın el ve parmak yapıları da, benimkinin yanında, aynı babamın yanındaki omlet gibi benim yanımda omlet durumundalar.<br />
<br />
Ve Adem atamız zamanında Demir Yok, marangozluk yok,  testere yok ki, ne ile marangozluk yapacak. O ki Allah'ın ilk Peygamberi ve her ilimden bildiği için, ölçü için, elinde ne varsa onu ölçü olarak dan kullanmış, ve parmaklarının uzunluğu, bir karışı, kolunun uzunluğu, dirseğinin uzunluğu, adımının uzunluğu,.. bu şekilde uzunluk birimi kullanmış.<br />
<br />
Daha önce anlatmıştım, benim işaret veya (küsür fark var) orta Parmağımın uzunluğu 13 küsür santim 14 gibi idi Çocukluğumda, Şu anda ben de insanoğlu gibi,  sıcak suda çeken kumaş gibi, bizde çektik ve, şu anda o uzunlukta ben bile değilim.<br />
<br />
Ve benim  ölçülerrim işte Adem atamızın ölçü birimine yakın birimler idi.<br />
<br />
Bir karışımın uzunluğu 22  santimdir,  ve orta Parmak  ucumdan  dirseğime kadar olan uzunluk 54 santimdi. Sağ kolumu sağ tarafıma açtığım zaman, orta parmak ucundan sol omzumun başına kadar 1 metredir, buna Adem atamızın ölçüsünde ve hatta Osmanlı'da bu ölçüyü kullanmış buna Bir arşın denir ve ya da  bir kulaç  denilir. <br />
<br />
Ve dedik ki Geçenki sohbetimizde İngilizleri ayakta tutan, Onların yaptığı Güzel bir sünnet ki, o Adem atamızın ölçü birimi olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"inç"</span></span> e sahip çıkmaları demiştik. ve  şu  inç Yani İngiliz uzunluk birimini araştırdım, benim söylemem ile tutarlı değil, al bakayım! Benim bildiğim kadarıyla 22 metre ya da 21 metre 1 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"mil"</span> denir Deniz ölçüsü, ilk Deniz filosunu kuranlar İngilizler ve deniz ölçü birimi olaraktan mil kullanmışlar, milde inç in bir üst boyutudur, onlu  sistem ile, inç birimi şeklinde yer alır. ve Mil birimini kullanan ilk devlet ingilizlerde ingilizlerden çıkma bir birimdir  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI</span></span><br />
<br />
Mesafe ölçüm birimi olan mil, İsim olarak ingilizce kökenlidir, tarihte değişik yöre ve ilgi alanlarında farklı uzunlukta kullanılmış ve halen kullanılmaktadır. Standart kısaltması; (mi)´dir.<br />
<br />
Kara mil´i (Statute mile) ve Deniz mil´i (Nautical mile) olarak iki farklı uzunluklara ayrılırlar.<br />
<br />
Bir Kara mil´inin uzunluğu metrik hesaba göre tam: 1.609,344 metredir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DENİZ MİLİ NEDİR?</span></span><br />
<br />
Deniz mili (Nautical mile)´inin uluslararası resmi bir kısaltması olmadığından, şu kısaltmalara rastlamak mümkündür.: M, NM, nm, ve nmi.<br />
<br />
bir meridyenin bir dakikalık yay parçasına karşılık gelen uzunluk birimi olan deniz mili (sembolü M, NM veya nmi) 1852 metreye karşılık gelir. Saatte 1 deniz miline eşit hız birimine ise knot adı verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI SNONU</span></span><br />
<br />
ve bu mildeki ölçüyü de şu anda 18 metre olaraktan yer veriyor internet  ve Google amca. Hayır benim bilgilerim, eski bilgilerime göre 1 mil 21 metre idi yahut 22 metre idi, dediğim gibi Mamuşka bebeğin içindeki mamuşka bebek ondan daha küçük olmalı ki üstteki büyük Mamuşka bebeğin içine sığabilecek bir küçüklükte olması lazım. öyle olunca her ana babadan doğan bir çocuk, bir alt versiyon, şu anda insanlar (Büyük Öküzler) bu "G20" toplantılarıyla insanların ölçü birimleri ile oynamışlar, zaten insanlık küçülüyor fakat, işte bu G20 toplantılarında istediklerine istedikleri birimi veriyorlar, şu anda insanlık işte, oradaki birimlerde anlatıldığı gibi 1 inç 2,8 santimetreye düşmüş durumda, Halbuki bir inç 21 santim veya 22 santimdir, gerçek manasıyla 22 santimdir. şu anki haliyle 2,8 santime düşmüş, yani insanlık erlik ve erkeklik ve Rahman lık 2,8 santimetreye kadar düşmüş. Adem atamızın boyu rivayetlerde 70 zira veya 71 ve yahut 73 zira olduğu rivayet edilmekte. Daha önceki vaazlardaki hesabıma göre, bu da bugünün metresine vurduğumuz zaman, 33 metreye denk gelmekte idi, eski  vaazlarımdaki hesabıma göre.<br />
Aşağıya kısa olaraktan Osmanlı'nın kullandığı ölçü birimlerini de inşallah bir İnternet sayfasından alıntı yapraktan ekleyeceğim, işte Osmanlı'da ölçü birimi olaraktan mesela eskiden kumaş ölçerken, Bir arşın iki arşın derlermiş, O da metreye hiç gerek yok, Normal Osmanlı'nın boyun da, Bir arşın : sağ elin orta parmağından sol omuzun başına kadarolan uzunluğa Bir arşın veya Aslında Kulaç denir, ve kumaş ölçerken işte Bir arşın iki arşın diye ölçerlerdi, bir tarlayı o ölçecekleri zaman ise 1 adım 2 adım diye ölçülür, tarlada o şekilde ölçülmez, tarlada adım olaraktan ölçülür, benim eski adımımda ortalama olaraktan 90 santimdir, 1 metreden azdır, 70 ile 90 santim (1arşın) arası Adım atarım, Eski halim de, şu anda ölçmedim. <br />
<br />
şu anda inçe sahip çıkanlar, o birimin alt veya üst birimlerine inçe birimine bu ölçüye sahip çıkan millet olaraktan benim bildiğim kadarı ile ingilizler var. Osmanlı  da dahi kalmadığı için, şu anda tek sahip çıkan millet ingilizler olduğu için, Allah'a işte onları da,  bu sevdiği  bir taraftan dolayı ayakta tutmakta, onları ayakta tutan güzel sünnet ve adette, işte inç birimine sahip çıkmaları demiştim, bu sözümde yine kararlıyım, bu sözümü Allah'tan bana bildiren ilhamın doğru olduğuna inanıyorum, yalan diye affedenler, beni yalancı çıkarmaya çalışıyorlar, Onlar kendileri yalancı ve kendini inkar eden ahmaklardır ancak.<br />
<br />
Bu gün o birimin ingilizlerde olması müslümnları hayıflandırdımı? evet emanete sahip çıkmayanın elinden emanet alınır sahıp çıkacaklara verilir o dirayette olanlara verilir. Osmanlıdan ingilizler çalmış almış  ve fakat sahip çıkmışlar vessselam.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَٰنُ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler onu taşıyamamaktan korktulrda,  Onu insan yüklendi. o da ona sahip çıkamadı  da, o na zalimce ve çok cahilce davrandı. (Emanet Mehdi olabilirmi acaba burdaki emanet sizce)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Ahzab Suresi 72. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
(Cennette ikram görecek olanlar var ya, işte o'nlar) Sözlerinin ve emanetlerinin Çobanıdırlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mearic Suresi 32. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Allah ve Resulünün, kendisini sevmesini isteyen kimse, emanete riayet etsin."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Taberani)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Emanet kaybedilince Kıyamet yaklaşır. İşleri, ehli olmayana vermek, emaneti kaybetmektir."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İn yeşa’ yuzhibkum eyyuhen nâsu ve ye’ti bi âharîn(âharîne) ve kânallâhu alâ zâlike kadîrâ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nisa Suresi 133. Ayet</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI BAŞLANGICI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">OSMANLI ÖLÇÜ BİRİMLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Osmanlı Devleti'nde uzunluk ölçüsü birimi olarak "arşın" kullanılmış olmakla birlikte, "çarşı arşını" ile "mimar arşını" (zira-i mimari, zira) birbirinden farklıdır. (Osmanlı'da temel uzunluk ölçüsü birimi olan arşın üç çeşittir: arşın, zira, endaze)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çarşı Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 arşın = 68,58 santimetre (çarşı arşını)<br />
<br />
1 rub = 1 urub = 8,57 santimetre = 1/8 arşın<br />
<br />
1 kerrab = 1 kirah = 4,28 santimetre = 1/16 arşın<br />
<br />
1 endaze = 65,25 santimetre (Fars menşelidir)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mimar Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 arşın = 1 zira = 75,7738 santimetre (bina arşını)<br />
<br />
1 kadem = 1/2 zira = 37,8869 santimetre<br />
<br />
1 parmak = 1/24 zira = 3,1572 santimetre<br />
<br />
1 hat = 1/12 parmak = 2,631 milimetre<br />
<br />
1 nokta = 1/12 hat = 0,219 milimetre<br />
<br />
1 mimarî arşın = 1 zira = 1 zira-i mimari = 2 kadem (ayak) = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta = 75,7738 santimetre (Bir mimari arşının 1/2'si kadem,  kademin 1/12'si parmak, parmağın 1/12'si hat, hattın 1/12'si noktadır. Yani 1 mimari arşın = 2 kadem = 24 parmak = 288 hat = 3456 noktadır.)<br />
<br />
1 kulaç = 2,5 zira = 189,4345 santimetre<br />
<br />
1 fersah = 3000 kulaç (normal yürüyüşle 1 saatte gidilen mesafe)<br />
<br />
1 berid = 1 menzil = 4 fersah<br />
<br />
1 merhale = 2 berid<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ağırlık Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 çeki = 4 kantar = 225,79832 kilogram<br />
<br />
1 kantar = 44 okka = 100 ludre = 56,44958 kilogram<br />
<br />
1 batman = 6 okka = 7,69767 kilogram<br />
<br />
1 okka = 1 kıyye = 400 dirhem = 1,282945 kilogram<br />
<br />
1 dirhem = 3,2073625 gram<br />
<br />
1 miskal (misgal) = 1,5 dirhem = 4,5819464 gram<br />
<br />
7 miskal = 10 dirhem = 32,073625 gram<br />
<br />
1 dünük (denk) = 1/4 dirhem = 801,84 miligram<br />
<br />
1 kırat = 1/4 dünük = 4 bakray = 200,46 miligram<br />
<br />
1 bağdadi (bakray) = 4 fitil<br />
<br />
1 fitil = 2 nekir<br />
<br />
1 nakir (nekir) = 2 kıtmir<br />
<br />
1 kıtmir = 2 zerre<br />
<br />
1 buğday = 1/4 kırat = 50,11 miligram<br />
<br />
Mehmet İzzet'in 1912 baskı tarihli İlm-i Hisab (hesap bilimi) kitabına göre ağırlık ölçüleri farklı tarif edilmektedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evzan-ı Kebire (büyük ağırlık ölçüleri)</span></span><br />
<br />
1 çeki = 225,978 kilogram<br />
<br />
1 kantar = 56,450 kilogram<br />
<br />
1 batman = 7,692 kilogram<br />
<br />
1 kıyye = 1,282 kilogram<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Evzan-ı Mutavassıta (orta ağırlık ölçüleri)</span></span><br />
<br />
1 dirhem = 3,207 gram<br />
<br />
1 miskal = 4,810 gram = 0 1,5 dirhem<br />
<br />
1 dünük (denk) = 801,75 miligram = 1/4 dirhem<br />
<br />
Evzan-ı Hafife (hafif ağırlık ölçüleri)<br />
<br />
1 kırat = 200,43 miligram = 1/4 denk<br />
<br />
1 bağdadi (bakray) = 50,1 miligram = 1/4 kırat<br />
<br />
1 fitil = 12,5 miligram = 1/4 bağdadi<br />
<br />
1 nakir (nekir) = 6,26 miligram = 1/2 fitil<br />
<br />
1 kıtmir = 3,13 miligram = 1/2 nakir<br />
<br />
1 zerre = 1,56 miligram = 1/2 kıtmir<br />
<br />
Ağırlık ölçüsü olarak arpa, buğday, pirinç, dirhem-i şeri, habbe ve hardal tanesi de kullanılmıştır.<br />
<br />
dirhem, Osmanlı dirhemi          okka, Osmanlı okkası          kantar, Osmanlı kantarı<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alan Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 hektar = 11 dönüm = 10105,337 metrekare = 17600 zira kare<br />
<br />
1 dönüm-ü atik (eski dönüm) = 4 evlek = 918,667 metrekare = 1600 zira kare = 40x40 zira<br />
<br />
1 dönüm-ü cedid (yeni dönüm) = 2500 metrekare<br />
<br />
1 dönüm-ü kebir (büyük dönüm) = 2720 metrekare<br />
<br />
1 evlek-i atik (eski evlek) = 229,666 metrekare = 400 zira kare = 20x20 zira<br />
<br />
1 evlek-i cedid (yeni evlek) = 100 metrekare<br />
<br />
1 cerip = 3600 zira kare = 60x60 zira<br />
<br />
1 zira kare = 4 kadem kare = 0,57416 metrekare<br />
<br />
1 kadem kare = 144 parmak kare = 12x12 parmak<br />
<br />
1 parmak kare = 144 hat kare = 12x12 hat<br />
<br />
1 hat kare = 144 nokta kare = 12x12 nokta<br />
<br />
Çarşı ölçüleri olarak da "arşın kare", "rub kare", "kirah kare", "endaze kare" kullanılırdı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hacim Ölçüleri</span></span><br />
<br />
1 kutu (god, kot, godik) = 4,625 litre<br />
<br />
1 şinik = 9,25 litre = 2 kutu<br />
<br />
1 kile (İstanbul kilesi) = 37 litre = 4 şinik = 8 kutu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Su Debisi Ölçüleri</span></span><br />
<br />
Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak "lüle" kullanılmıştır. Bir lüle yaklaşık olarak 26 milimetre çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 metreküp su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir.<br />
<br />
1 hilal = 0,5625 litre/dakika = 0,81 metreküp/gün<br />
<br />
1 çuvaldız = 1,125 litre/dakika = 1,62 metreküp/gün<br />
<br />
1 masura = 4,5 litre/dakika = 6,48 metreküp/gün<br />
<br />
1 kamış = 9 litre/dakika = 12,96 metreküp/gün<br />
<br />
1 lüle = 36 litre/dakika = 51,84 metreküp/gün<br />
<br />
Osmanlı çarşısı - Osmanlı pazarı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Metrik Sistem</span></span><br />
<br />
Osmanlıların metrik sisteme geçiş, Sultan Abdülaziz döneminde, 20 Cemaziyel  hir 1286 (1869) tarihli bir hatt-ı hümayun ve kanunnameyle başlamıştır. Bu kanunnamede uzunluk ölçü birimi olarak "metre" kabul edilmiş ve eski ölçülere uygun isim verme endişesiyle metre için zira-i aşari yani ondalık zira deyimi kullanılmıştır.<br />
<br />
Bu değişiklikle birlikte arazi ölçü birimi olarak "ar", hacim ölçüsü olarak öşr-i zira küp yani ondalık zira küp (desimetreküp, litre), ağırlık ölçüsü olarak da dirhem-i aşari yani ondalık dirhem (gram) kabul edilmiştir. Kanunda yeni ölçülerin Mart 1287'den (1870) itibaren resmi işlemlerde geçerli olacağı, halkın Mart 1290'a (1873) kadar eski ve yeni ölçüleri birlikte kullanabileceği ama bu tarihten sonra eski ölçülerin tamamen yasaklanacağı belirtilmiştir.<br />
<br />
Sultan Abdülaziz dönemindeki gayretler yeterli olmamış, kapsamlı bir çaba Sultan İkinci Abdülhamit'in 1881 tarihli kanunnamesiyle olmuş ve metrik ağırlıklara 1883 tarihinden sonra damga vurulmaya başlanmıştır. Buna rağmen 1895 tarihinde bir defa daha geri dönüldüğü ve Osmanlı topraklarında bir süre daha dirhem kullanılmaya başlanmıştır. Metrik sisteme kesin geçiş ancak 26 Mart 1931'de çıkarılan Ölçüler Kanunu ile sağlanabilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ALINTI SONU</span></span><br />
<br />
<span style="color: #17B529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adem Atamız ve evlatlarının ve Bütün Peygamberlerin Ruhuna Salat Selam olsun.</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Schrems, 27 Mayıs 2020 <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi sonu</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Briyantin nedir? Zeytinyağının Saçları ve Vücudu Besleyici Faydaları Nelerdir?]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43551</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:07:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43551</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Briyantin nedir? Ne işe yarıyor? Zeytinyağının Saçları ve Vücudu Besleyici Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Briyantin, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere, saçlara parlak, bakımlı bir görünüm vermek için amaçlanan bir saç bakım ürünüdür. Edouard Pinaud isimli Fransız  bir Parfümcü tarafından 20. yüzyılın başlarında (1900 lerde) Fransızca "Brillantine" yani parlak veya parlatıcı anlamına gelen, Türkçe "Briyantin" diye bildiğimiz ürün piyasaya sürüldü.<br />
<br />
Şu anda piyasada yeniden ün kazanan, ve Briynatin diye sunulan o malzemenin, orjinal Briyantin ile uzaktan yakından alakası yokdur.<br />
Orjinal Briyantin halis muhlis zeytinyağından başa bir şey değildir, onu bulan yada piyasaya süren amca, sadece içine özel bir parfüm katmıştır, o kadar.<br />
<br />
Arabaların yakıtı benzindir, beynimizin yakıtı şekerdir, böbreklerimizin ki ve idrar yolumuzun ki ise aynı lavoba sistemini çalıştıran su dur ki, su olmazsa lavabodaki s deki su kuruyunca kötü kokular gelir, nitekim mazgallardan da yaz günlerinde kötü kokular gelmesi su yokluğundandır. Böbreklerde su azlığında, yani su az içildiğinde hasta olurlar. işte saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsinin yakıtıda yağdır. yeterince gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamazsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi hasta olur, önce kuruluktan kepeklenme baş gösterir, sonrada dökülmeler başlar. Bazen vücuttan istenilen gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamzsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi, Zeytinyağı ile yağlanarak, onlara dıştan destek sağlanırsa, onların hastalanmasının önüne geçilmiş olunur.    <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zeytinyağının Saça ve Vücuda Faydaları </span></span><br />
<br />
Zeytinyağı saçlarda oluşan kepeğin azaltılmasını sağlar. Saçın daha kolay şekil almasını ve parlak hale gelmesine yardımcı olur. Saçların nem oranını yükselterek, sağlıklı hale gelmesine yardımcı olur.<br />
<br />
Zeytinyağı cilt için önemli faydalara sahiptir. Ciltte sürekli olarak ortaya çıkan ölü hücrelerin yok edilmesine yardımcı olur. Bu sayede cildin yaşlanmasına engel olur. Cilt üzerinde oluşan sivilce ve siyah noktaların tedavisinde tercih edilebilir. Kuru cilt tipine sahip bireylerde, nemlendirici etkisi olduğundan, cildin nem oranının korunmasına yardımcı olur.<br />
<br />
Nitekim Kırkpınar Yağlı Güreşlerindeki, Güreşçiler <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Pehlivanlar"</span> </span>önce sağ elle sol omuza, göğüse, kol ve kıspete yağ sürerler. Daha sonra sol el ile aynı işlemi tekrarlarlar. Güreşçiler bu arada birbirlerinin sırtlarını da yağlarlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar çayırda dolaşan yağcılardan diledikleri zaman yağ ve su alabilirler.  Burdaki yağlanmada ki asıl  gaye yıllar içinde unutulmuş ve, bugün sadece Güreşçiler rakibi tarafından , kavranmaları güç olsun diye yağlanırlar. Halbuki Güreşçiler rakibi tarafından sert hareketlere maruz kalmalarına rağmen, hiçbir Güreşçide, bere ve morluk oluşmaz, neden? çünkü o Zeytinyağı ile yağlanmalarının sayesinde, morluk ve bere oluşmaz, üçüncü faydası peygamberlerden birisine öğretilen bir ilimdir ki bu, vücutta Zeytinyağı ile yağlanır ki, o sayede vücutta beslenir ve kaslar dahada esnekleşir ve güçlenir.<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rabbimiz Teala da Kitabımız Kuranda : Turi Sina ya yemin edip överekten, "Zeytin Dağını" övmektedir, ve Nur suresinde de Zeytin yağını överekten, ona <span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sakladığı hikmetlere, insanoğlunun dikkatini çekmektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ۖ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ ۗ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ</span></span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allâhu nûrus semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nûr Suresi 35. Ayet</span></span><br />
<br />
Yine Tin suresinde de</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ  وَطُورِ سِينِينَ</span></span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vet tîni vez zeytûn, Ve tûri sînîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
incire ve zeytine yemin olsun. ve Sinâ dağına "Zeytin Dağına" yemin olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Tin Suresi 1 ve 2. Ayet</span></span><br />
<br />
Tevrattaki Mehdi isminin bir manasıda yağlanan adam demektir.<br />
<br />
Bizde saçımız ve saç köklerimiz güçlensin diye, üç haftda bir, yada ay da bir, saçlarımızı Zeytinyağı ile yağlarız. Cildimiz de kuruyan bölgelerimizi de Zeytinyağı ile yağlarız.<br />
<br />
Yolumuzdan gelecek olanlarda, bu sünnetimize ittiba etsinler, yani Raşidi Tarikatı Askerlerimiz de bu sünnete ittiba göstersinler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zeytinyağı, Saçlara ve Vücuda, Raşidi Usulü ile Nasıl Uygulanır?</span></span><br />
<br />
Bir tabak içerisine bir miktar halis Zeytinyağı dökülür, parmaklar o yağa bandırılarak, kafa veya vücudun o bölgesi, parmaklar ile friksiyon yaparak, zeytinyağı o bölgeye ve, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere,..  gerekli yağ kıl diplerine veya hücrelere ulaştırılır. Yeterince sürüldükten sonra, sadece elbisemizin üstüne akmaması için, boynumuza bir havlu ardılır (tabi bu, kafaya sürüyorsak böyle). Sonra 45 dakika veya bir saat bekletilir. Sonra kaynar olmayan sıcak su ile ve, herzman ki kullandığımız, şampuan veya sabunumuz ile saçlar veya sakal veya o bölge yıkanır, ve yıkama sonrasında, bir miktar yağın hala saçlarda kalmış olması idealdir güzeldir. Vücuda sürülen yağın yıkanmasına gerek yoktur, cildimizin ve hücrelerimizin onu emmesi beklenir sadece, Bir defada fazla miktar sürülmez ise, az bir süre içinde, emip içine çekecektir zaten cildimiz onu..<br />
<br />
<br />
Kolay Gelsin, faydasını göresiniz inşallah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 2020 Senesinin Mayıs ayının yedisi, saat 23:23</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Briyantin nedir? Ne işe yarıyor? Zeytinyağının Saçları ve Vücudu Besleyici Faydaları Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Briyantin, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere, saçlara parlak, bakımlı bir görünüm vermek için amaçlanan bir saç bakım ürünüdür. Edouard Pinaud isimli Fransız  bir Parfümcü tarafından 20. yüzyılın başlarında (1900 lerde) Fransızca "Brillantine" yani parlak veya parlatıcı anlamına gelen, Türkçe "Briyantin" diye bildiğimiz ürün piyasaya sürüldü.<br />
<br />
Şu anda piyasada yeniden ün kazanan, ve Briynatin diye sunulan o malzemenin, orjinal Briyantin ile uzaktan yakından alakası yokdur.<br />
Orjinal Briyantin halis muhlis zeytinyağından başa bir şey değildir, onu bulan yada piyasaya süren amca, sadece içine özel bir parfüm katmıştır, o kadar.<br />
<br />
Arabaların yakıtı benzindir, beynimizin yakıtı şekerdir, böbreklerimizin ki ve idrar yolumuzun ki ise aynı lavoba sistemini çalıştıran su dur ki, su olmazsa lavabodaki s deki su kuruyunca kötü kokular gelir, nitekim mazgallardan da yaz günlerinde kötü kokular gelmesi su yokluğundandır. Böbreklerde su azlığında, yani su az içildiğinde hasta olurlar. işte saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsinin yakıtıda yağdır. yeterince gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamazsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi hasta olur, önce kuruluktan kepeklenme baş gösterir, sonrada dökülmeler başlar. Bazen vücuttan istenilen gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamzsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi, Zeytinyağı ile yağlanarak, onlara dıştan destek sağlanırsa, onların hastalanmasının önüne geçilmiş olunur.    <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zeytinyağının Saça ve Vücuda Faydaları </span></span><br />
<br />
Zeytinyağı saçlarda oluşan kepeğin azaltılmasını sağlar. Saçın daha kolay şekil almasını ve parlak hale gelmesine yardımcı olur. Saçların nem oranını yükselterek, sağlıklı hale gelmesine yardımcı olur.<br />
<br />
Zeytinyağı cilt için önemli faydalara sahiptir. Ciltte sürekli olarak ortaya çıkan ölü hücrelerin yok edilmesine yardımcı olur. Bu sayede cildin yaşlanmasına engel olur. Cilt üzerinde oluşan sivilce ve siyah noktaların tedavisinde tercih edilebilir. Kuru cilt tipine sahip bireylerde, nemlendirici etkisi olduğundan, cildin nem oranının korunmasına yardımcı olur.<br />
<br />
Nitekim Kırkpınar Yağlı Güreşlerindeki, Güreşçiler <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Pehlivanlar"</span> </span>önce sağ elle sol omuza, göğüse, kol ve kıspete yağ sürerler. Daha sonra sol el ile aynı işlemi tekrarlarlar. Güreşçiler bu arada birbirlerinin sırtlarını da yağlarlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar çayırda dolaşan yağcılardan diledikleri zaman yağ ve su alabilirler.  Burdaki yağlanmada ki asıl  gaye yıllar içinde unutulmuş ve, bugün sadece Güreşçiler rakibi tarafından , kavranmaları güç olsun diye yağlanırlar. Halbuki Güreşçiler rakibi tarafından sert hareketlere maruz kalmalarına rağmen, hiçbir Güreşçide, bere ve morluk oluşmaz, neden? çünkü o Zeytinyağı ile yağlanmalarının sayesinde, morluk ve bere oluşmaz, üçüncü faydası peygamberlerden birisine öğretilen bir ilimdir ki bu, vücutta Zeytinyağı ile yağlanır ki, o sayede vücutta beslenir ve kaslar dahada esnekleşir ve güçlenir.<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rabbimiz Teala da Kitabımız Kuranda : Turi Sina ya yemin edip överekten, "Zeytin Dağını" övmektedir, ve Nur suresinde de Zeytin yağını överekten, ona <span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sakladığı hikmetlere, insanoğlunun dikkatini çekmektedir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ۖ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ ۗ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ</span></span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allâhu nûrus semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nûr Suresi 35. Ayet</span></span><br />
<br />
Yine Tin suresinde de</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ  وَطُورِ سِينِينَ</span></span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vet tîni vez zeytûn, Ve tûri sînîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span></span><br />
<br />
incire ve zeytine yemin olsun. ve Sinâ dağına "Zeytin Dağına" yemin olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Tin Suresi 1 ve 2. Ayet</span></span><br />
<br />
Tevrattaki Mehdi isminin bir manasıda yağlanan adam demektir.<br />
<br />
Bizde saçımız ve saç köklerimiz güçlensin diye, üç haftda bir, yada ay da bir, saçlarımızı Zeytinyağı ile yağlarız. Cildimiz de kuruyan bölgelerimizi de Zeytinyağı ile yağlarız.<br />
<br />
Yolumuzdan gelecek olanlarda, bu sünnetimize ittiba etsinler, yani Raşidi Tarikatı Askerlerimiz de bu sünnete ittiba göstersinler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zeytinyağı, Saçlara ve Vücuda, Raşidi Usulü ile Nasıl Uygulanır?</span></span><br />
<br />
Bir tabak içerisine bir miktar halis Zeytinyağı dökülür, parmaklar o yağa bandırılarak, kafa veya vücudun o bölgesi, parmaklar ile friksiyon yaparak, zeytinyağı o bölgeye ve, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere,..  gerekli yağ kıl diplerine veya hücrelere ulaştırılır. Yeterince sürüldükten sonra, sadece elbisemizin üstüne akmaması için, boynumuza bir havlu ardılır (tabi bu, kafaya sürüyorsak böyle). Sonra 45 dakika veya bir saat bekletilir. Sonra kaynar olmayan sıcak su ile ve, herzman ki kullandığımız, şampuan veya sabunumuz ile saçlar veya sakal veya o bölge yıkanır, ve yıkama sonrasında, bir miktar yağın hala saçlarda kalmış olması idealdir güzeldir. Vücuda sürülen yağın yıkanmasına gerek yoktur, cildimizin ve hücrelerimizin onu emmesi beklenir sadece, Bir defada fazla miktar sürülmez ise, az bir süre içinde, emip içine çekecektir zaten cildimiz onu..<br />
<br />
<br />
Kolay Gelsin, faydasını göresiniz inşallah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi Sonu</span></span><br />
<br />
Schrems, 2020 Senesinin Mayıs ayının yedisi, saat 23:23</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yusuf Gibi güzeli bulanlar "Yusufu Köle diye 75 Kuruşa Sattılar]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43550</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:04:15 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43550</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusuf Gibi güzeli bulanlar "Yusufu Köle diye 75 Kuruşa Sattılar</span><br />
<br />
Ey Mehdi Arayan insanoglu!<br />
<br />
Mehdi Yanindaykan tanimayipda Mehdi arayan!<br />
<br />
Allah her an seninleyken Allahi bildinmi ki, Allahin kiymetini degerini verdin mi ki, Mehdiyi biliversen buluversen  ona en büyük degeri verecegini iddia eden dangalak!<br />
<br />
Mehdiyi kömür mü sandin ki, her evden bir mehdi cikiyor bu devirde, Mehdiyi kömür yerine koyan insanoglu!<br />
<br />
Bu devirde Mehdilikde peygamberlikde cok daha ucuz, bes kurus etmiyor, mucize keramet göstersede kiymeti harbiyesi yok.<br />
<br />
Bu ucuzluk nerede len! her evin, her mahelenin bir kendi mehdisi var. Halbuki o bir tanedir, Muhammed den iki tane olmadigi, isa dan iki tane omadkgi, musa dan iki tane olmadigi gibi, mehdi de bir tanedir, bu mehdi bollugu nereden ey insanoglu?<br />
<br />
Yusuf gibi cevval güzeli bulanlar, kiymetini bilmedi pazarda köle diye 75 kurusa satillar.<br />
<br />
Halid bin velid diyorki : Muhammed in ya sakalindan yada sacindan bir tel elime gecti, basima, sarigimin için sardim, o kil parcasi bende oldukca, savaslarda muzaffer geldim, hic yenilmedim. diyor<br />
<br />
O nun KILINI ele geciren, biri kilinin kiymetini bilenlerde vardi o devirde, bu devirde mehdi evinde,  mehdiyyi bes kurusa pazarliyor.<br />
SATIP geciyor degeri yok. <br />
Ah bir muhammed i görseydik diyeneler : Belki onun vaktinde olsaydin, ayni bugün mehdiyi görüpte, onu inciten danglak oldugun gibi, o gün orda olsan, ebi cehi lin biri olacaktin ve, muhammedi incitecektin. bunun farkindamisin.<br />
<br />
-----oÖo-----<br />
<br />
Allahim baharda yağan ve yağacak olan emtarlarin adedince muhamdede ve ehline ve mehdi ve ehline salat selam eyle,<br />
 Aramayanlar yolda kaldi, sen aramaya devam et "bir güüüüüüün istiklal ve cumhuriyetini"<br />
 MECNUNLUĞUN SIRRI kaybedince, gercekte kazanmakda yatiyor ey sevgili.<br />
 Gece gündüzü bilesin diye var, kötü iyiyi arayıp bulasın diye var.<br />
 Beni bulsan, Yusufu bulanlar 15 kuruşa sattılar,<br />
 anla beni sevgili böyle cok tatlı,<br />
 inan beni bulsan 15 kuruş değerimiz olmaz,<br />
 yemin olsun olmaz,<br />
 ara calış işte bir gün Yüce RAB<br />
 Zülyehayi yusufa yazacakdir,<br />
 Elini eline gönlünü gönlüne vercekedir,<br />
 inan bana bu yüce Rab öyle zalim değil,<br />
 Züleyhayı Yusufa kavuşturana iman et sen,<br />
 Leylayı mecnundan ayırana değil.<br />
 Burdakı TILSIMI çözüdünse SIRANI beklemek en büyük nimet anla...<br />
<br />
mehdiyi ben bir kimdir bilen, ona GiDiP ELINI ÖPEN, BILMEM NERENIN BASKANLIGINI ONA VERELiM DiYEN INSANLIK:<br />
<br />
BIRAK DEGERiMiZ BÖYLE KALSIN, BENi BULSANIZ, DEGERiMiZ 5 kurus bile etmiyecek, yarin yaninizda olunca, beni satip gececeksiniz. o zman mehdiyi gönlünüzde bilin birkanin onun elini cisimi öpmeyiverin varsin o bsbakan cumshurbaskani düyna baskani olmayiversin  o maneviyetimizin sultani, beklenen mehdi degilmi, birakin öyle kalsin.<br />
yanima elmi öpmeye gelecek olan salak, gelme! uzak dur, rahatimi bozma benim ki, seninde ahirette rahatin kacmasin<br />
yapacagin bir yanlis yüzünden sende insanlikda helak olmasin.<br />
öyleyse Allahin sakladigi gizledigini örttügünü, sende ört kapat, gizle, amma kalbinden bir an cikarma, kalbinde tut, onu öyle sev, gönlünün tahtinda nerede oturuyorsa O, oradan indrime onu<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span><br />
<br />
<br />
Karoglan  Raşıt Tunca<br />
Schrems, 2020 Senesinin Nisan ayının yirmisekizi, saat gece,  buçuğu bir geçiyor.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusuf Gibi güzeli bulanlar "Yusufu Köle diye 75 Kuruşa Sattılar</span><br />
<br />
Ey Mehdi Arayan insanoglu!<br />
<br />
Mehdi Yanindaykan tanimayipda Mehdi arayan!<br />
<br />
Allah her an seninleyken Allahi bildinmi ki, Allahin kiymetini degerini verdin mi ki, Mehdiyi biliversen buluversen  ona en büyük degeri verecegini iddia eden dangalak!<br />
<br />
Mehdiyi kömür mü sandin ki, her evden bir mehdi cikiyor bu devirde, Mehdiyi kömür yerine koyan insanoglu!<br />
<br />
Bu devirde Mehdilikde peygamberlikde cok daha ucuz, bes kurus etmiyor, mucize keramet göstersede kiymeti harbiyesi yok.<br />
<br />
Bu ucuzluk nerede len! her evin, her mahelenin bir kendi mehdisi var. Halbuki o bir tanedir, Muhammed den iki tane olmadigi, isa dan iki tane omadkgi, musa dan iki tane olmadigi gibi, mehdi de bir tanedir, bu mehdi bollugu nereden ey insanoglu?<br />
<br />
Yusuf gibi cevval güzeli bulanlar, kiymetini bilmedi pazarda köle diye 75 kurusa satillar.<br />
<br />
Halid bin velid diyorki : Muhammed in ya sakalindan yada sacindan bir tel elime gecti, basima, sarigimin için sardim, o kil parcasi bende oldukca, savaslarda muzaffer geldim, hic yenilmedim. diyor<br />
<br />
O nun KILINI ele geciren, biri kilinin kiymetini bilenlerde vardi o devirde, bu devirde mehdi evinde,  mehdiyyi bes kurusa pazarliyor.<br />
SATIP geciyor degeri yok. <br />
Ah bir muhammed i görseydik diyeneler : Belki onun vaktinde olsaydin, ayni bugün mehdiyi görüpte, onu inciten danglak oldugun gibi, o gün orda olsan, ebi cehi lin biri olacaktin ve, muhammedi incitecektin. bunun farkindamisin.<br />
<br />
-----oÖo-----<br />
<br />
Allahim baharda yağan ve yağacak olan emtarlarin adedince muhamdede ve ehline ve mehdi ve ehline salat selam eyle,<br />
 Aramayanlar yolda kaldi, sen aramaya devam et "bir güüüüüüün istiklal ve cumhuriyetini"<br />
 MECNUNLUĞUN SIRRI kaybedince, gercekte kazanmakda yatiyor ey sevgili.<br />
 Gece gündüzü bilesin diye var, kötü iyiyi arayıp bulasın diye var.<br />
 Beni bulsan, Yusufu bulanlar 15 kuruşa sattılar,<br />
 anla beni sevgili böyle cok tatlı,<br />
 inan beni bulsan 15 kuruş değerimiz olmaz,<br />
 yemin olsun olmaz,<br />
 ara calış işte bir gün Yüce RAB<br />
 Zülyehayi yusufa yazacakdir,<br />
 Elini eline gönlünü gönlüne vercekedir,<br />
 inan bana bu yüce Rab öyle zalim değil,<br />
 Züleyhayı Yusufa kavuşturana iman et sen,<br />
 Leylayı mecnundan ayırana değil.<br />
 Burdakı TILSIMI çözüdünse SIRANI beklemek en büyük nimet anla...<br />
<br />
mehdiyi ben bir kimdir bilen, ona GiDiP ELINI ÖPEN, BILMEM NERENIN BASKANLIGINI ONA VERELiM DiYEN INSANLIK:<br />
<br />
BIRAK DEGERiMiZ BÖYLE KALSIN, BENi BULSANIZ, DEGERiMiZ 5 kurus bile etmiyecek, yarin yaninizda olunca, beni satip gececeksiniz. o zman mehdiyi gönlünüzde bilin birkanin onun elini cisimi öpmeyiverin varsin o bsbakan cumshurbaskani düyna baskani olmayiversin  o maneviyetimizin sultani, beklenen mehdi degilmi, birakin öyle kalsin.<br />
yanima elmi öpmeye gelecek olan salak, gelme! uzak dur, rahatimi bozma benim ki, seninde ahirette rahatin kacmasin<br />
yapacagin bir yanlis yüzünden sende insanlikda helak olmasin.<br />
öyleyse Allahin sakladigi gizledigini örttügünü, sende ört kapat, gizle, amma kalbinden bir an cikarma, kalbinde tut, onu öyle sev, gönlünün tahtinda nerede oturuyorsa O, oradan indrime onu<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span><br />
<br />
<br />
Karoglan  Raşıt Tunca<br />
Schrems, 2020 Senesinin Nisan ayının yirmisekizi, saat gece,  buçuğu bir geçiyor.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Bilal Habeşi Kimdir?"  "Habeşli-Namazı Nedir?" Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43549</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:01:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43549</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> "Bilal Habeşi Kimdir?" - "Habeşli-Namazı Nedir?" Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span><br />
Selam Dostlar Zümresi, Selam Sevenlerim Sevdiklerim, Selam Takipcilerim,<br />
Rabbim bizleri bir Makalemde daha buluşturdu!<br />
Rabbime Hamdü Senalar Olsun.<br />
Peygamber Hazeratine de Selamlar Sevgiler Olsun,<br />
Melekler Zümresine de Selamlar Sevgiler Olsun,<br />
Allahin Salih Kullar Zümresine de Sevgiler Selamlar Olsun :<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fahr-ı Kainat Pezgamer Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:</span><br />
<br />
"Her kim şu benim aldığım gibi abdest alır ve aklından bir şey geçirmeyerek iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları af olunur"<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif - Buhari, Vudu, 14)</span><br />
<br />
Abdest veya gusül alındıktan sonra vakit müsaitse, yaşlık kuruyacak kadar bir zaman geçmeden iki rekat namaz kılınması menduptur Bu, abdest veya gusül nimetine kavuşmanın bir şükür ifadesidir Çünkü abdest almak Allah'a yaklaştırıcı bir ibadettir, hedefi ise namazdır <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> "Bilal Habeşi Kimdir?" </span><br />
<br />
 Bilal-i Habeşi, Mekke'de Müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden birisi olmakla beraber Hz. Peygamber'e ilk inananlar arasında da yer almaktadır. Öte yandan, İslam'ın ilk müezzini olan kişi olarak da bilinmektedir. Bu noktada, Peki, Bilal-i Habeşi kimdir? İşte, Bilal-i Habeşi'nin kısaca hayatı ve hakkında merak edilenler...<br />
<br />
Hicretten kırk yıl kadar önce (581 civarı) Habeş asıllı bir köle olarak Arabistan'ın batı tarafındaki Serât'ta veya Mekke'de Cumah kabilesi içinde dünyaya geldi. Babası Rebâh ve müslüman olduğu için çeşitli işkencelere mâruz kalan annesi Hamâme de köle idi. Annesine nisbetle İbn Hamâme diye de anılan Bilâl İslâmiyet'i Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla kabul etti.<br />
<br />
Bilâl, Benî Cumah'tan adı bilinmeyen birinin veya daha yaygın olan rivayete göre aynı kabileden Ümeyye b. Halef'in kölesi idi. Mekke'de müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden biri olduğu için Ümeyye b. Halef öğle vakitlerinde onu kızgın güneş altında sırt üstü yatırır, büyük bir kaya parçasını göğsü üzerine koydurur, sonra da İslâmiyet'ten vazgeçerek Lât ve Uzzâ'ya tapmaya zorlardı. Fakat o her defasında, "Rabbim Allah'tır; O birdir" diyerek bu dayanılmaz işkenceye imanıyla göğüs gererdi. Hz. Peygamber onun bu şekilde işkence görmesine son derecede üzülürdü. Hz. Ebû Bekir müslüman olmayan güçlü siyahî bir köleyi vererek Bilâl'i Ümeyye b. Halef'in elinden kurtardı ve âzat etti. Bazı rivayetlerde onu para ile satın alıp âzat ettiği de zikredilir. Hz. Ömer bu olaya işaretle, "Ebû Bekir efendimizdir; efendimizi (Bilâl'i) âzat etmiştir" derdi <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Feżâʾilü aṣḥâbi'n-nebî", 23).</span><br />
<br />
<br />
Bilâl-i Habeşî hicretin 1. yılında Hz. Peygamber'in öğrettiği ezanı onun emriyle ilk defa okumakla meşhur oldu ve hayatı boyunca hazarda ve seferde Hz. Peygamber'in müezzinliğini yaptı. Sabah ezanını çok erken okuyan Bilâl'in bu ezana, "es-salâtü hayrün mine'n-nevm" (Namaz uykudan hayırlıdır) ibaresini eklemesi Hz. Peygamber'i memnun etti ve bunu her sabah ezanında tekrarlamasına izin verdi. Bilâl başta Bedir olmak üzere Hz. Peygamber'in bütün gazvelerine katıldı. Bedir'de esir alınan Ümeyye b. Halef'i görünce, "İşte küfrün başı! Eğer o kurtulursa ben ölürüm" diyerek onun öldürülmesini sağladı. Mekke'nin fethedildiği gün Hz. Peygamber ile Kâbe'nin içine girdi ve Resûlullah'ın emri üzerine Kâbe'nin damına çıkarak fetih ezanını okudu. Hz. Peygamber'in Kâbe'nin içinde soldaki iki direk arasında iki rekât namaz kıldığını rivayet eden de odur <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Ṣalât", 30).</span><br />
<br />
Yaygın olan rivayetlere göre Bilâl-i Habeşî Hz. Peygamber'in vefatından sonra ezan okumamıştır. Hz. Peygamber'in kendisine, "Ey Bilâl! Allah yolunda cihaddan daha faziletli bir amel yoktur" dediğini hatırlatıp cihad için Suriye'ye gitmek üzere Hz. Ebû Bekir'den izin istemiş, ancak halifenin ısrarı üzerine Medine'de kalmış, Hz. Ömer halife olunca Medine'den ayrılarak Suriye'de birçok şehir ve bölgenin fethine iştirak etmiştir.<br />
<br />
Hz. Ömer Suriye'de Şam divanını tedvin ederken Bilâl'in isteği üzerine onu ve diğer Habeşliler'i, Ebû Ruveyha'nın kabilesi olan Has'amlılar'la birlikte aynı divan defterine yazdırdı. Bazı müslümanlar Bilâl'in ezan okuması için halifeye müracaat ettiler; halifenin isteği üzerine Bilâl Suriye'de bir defa ezan okudu ve dinleyenleri ağlattı.<br />
<br />
Bilâl-i Habeşî altmış küsur yaşında Dımaşk'ta (veya Halep yahut Dâreyyâ'da) vefat etti ve Bâbüssagīr'deki kabristana defnedildi. Bilâl-i Habeşî'nin nesli devam etmedi. Kaynaklarda hanımı ve çocukları hakkında bilgi bulunmamakta, sadece Hâlid adlı bir erkek ve Gufre (Gufeyre) adlı bir kız kardeşi olduğu zikredilmektedir.<br />
<br />
Uzun boylu, zayıf ve kuru yüzlü, kamburca, gür ve kır saçlı, siyah tenli idi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Habeşli Namazı Nedir?"</span><br />
<br />
Bir defasında Hz. Peygamber ona (Habeşli Bilal e) , "Bu gece cennette, önümde senin nalinlerinin tıkırtısını duydum" diyerek kendisinin cennetlik olduğunu müjdelemiş ve hangi ameli sebebiyle bu dereceyi elde etmiş olabileceğini Ashab ona sormuştu. Benim Fazladan bir ibadetim yok ama, belki de şu amelimden olabilir, ben her abdest aldıktan sonra iki rekat nafile namaz kılarım diye onu cennetlik kılan güzel amelinden, âdetinden söz etmişti. Bu Namaza işte "Habeşli Namazı Denilir" Yani Habeşli Bilal in Namazı, ve sebebi hikmetide baştaki hadisde geçen, Bu namaz, abdest veya gusül nimetine kavuşmanın bir şükür ifadesidir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Teheccüd", 17; Müslim, "Feżâʾilü'ṣ-ṣaḥâbe", 108)</span><br />
<br />
Karoglan  Raşıt Tunca<br />
Schrems, 2020 Senesinin Nisan ayının yirmiyedisi, saat sabah yediye beş kala.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> "Bilal Habeşi Kimdir?" - "Habeşli-Namazı Nedir?" Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span><br />
Selam Dostlar Zümresi, Selam Sevenlerim Sevdiklerim, Selam Takipcilerim,<br />
Rabbim bizleri bir Makalemde daha buluşturdu!<br />
Rabbime Hamdü Senalar Olsun.<br />
Peygamber Hazeratine de Selamlar Sevgiler Olsun,<br />
Melekler Zümresine de Selamlar Sevgiler Olsun,<br />
Allahin Salih Kullar Zümresine de Sevgiler Selamlar Olsun :<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fahr-ı Kainat Pezgamer Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:</span><br />
<br />
"Her kim şu benim aldığım gibi abdest alır ve aklından bir şey geçirmeyerek iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları af olunur"<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif - Buhari, Vudu, 14)</span><br />
<br />
Abdest veya gusül alındıktan sonra vakit müsaitse, yaşlık kuruyacak kadar bir zaman geçmeden iki rekat namaz kılınması menduptur Bu, abdest veya gusül nimetine kavuşmanın bir şükür ifadesidir Çünkü abdest almak Allah'a yaklaştırıcı bir ibadettir, hedefi ise namazdır <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> "Bilal Habeşi Kimdir?" </span><br />
<br />
 Bilal-i Habeşi, Mekke'de Müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden birisi olmakla beraber Hz. Peygamber'e ilk inananlar arasında da yer almaktadır. Öte yandan, İslam'ın ilk müezzini olan kişi olarak da bilinmektedir. Bu noktada, Peki, Bilal-i Habeşi kimdir? İşte, Bilal-i Habeşi'nin kısaca hayatı ve hakkında merak edilenler...<br />
<br />
Hicretten kırk yıl kadar önce (581 civarı) Habeş asıllı bir köle olarak Arabistan'ın batı tarafındaki Serât'ta veya Mekke'de Cumah kabilesi içinde dünyaya geldi. Babası Rebâh ve müslüman olduğu için çeşitli işkencelere mâruz kalan annesi Hamâme de köle idi. Annesine nisbetle İbn Hamâme diye de anılan Bilâl İslâmiyet'i Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla kabul etti.<br />
<br />
Bilâl, Benî Cumah'tan adı bilinmeyen birinin veya daha yaygın olan rivayete göre aynı kabileden Ümeyye b. Halef'in kölesi idi. Mekke'de müslüman olduğunu açıkça söyleyen ilk yedi kişiden biri olduğu için Ümeyye b. Halef öğle vakitlerinde onu kızgın güneş altında sırt üstü yatırır, büyük bir kaya parçasını göğsü üzerine koydurur, sonra da İslâmiyet'ten vazgeçerek Lât ve Uzzâ'ya tapmaya zorlardı. Fakat o her defasında, "Rabbim Allah'tır; O birdir" diyerek bu dayanılmaz işkenceye imanıyla göğüs gererdi. Hz. Peygamber onun bu şekilde işkence görmesine son derecede üzülürdü. Hz. Ebû Bekir müslüman olmayan güçlü siyahî bir köleyi vererek Bilâl'i Ümeyye b. Halef'in elinden kurtardı ve âzat etti. Bazı rivayetlerde onu para ile satın alıp âzat ettiği de zikredilir. Hz. Ömer bu olaya işaretle, "Ebû Bekir efendimizdir; efendimizi (Bilâl'i) âzat etmiştir" derdi <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Feżâʾilü aṣḥâbi'n-nebî", 23).</span><br />
<br />
<br />
Bilâl-i Habeşî hicretin 1. yılında Hz. Peygamber'in öğrettiği ezanı onun emriyle ilk defa okumakla meşhur oldu ve hayatı boyunca hazarda ve seferde Hz. Peygamber'in müezzinliğini yaptı. Sabah ezanını çok erken okuyan Bilâl'in bu ezana, "es-salâtü hayrün mine'n-nevm" (Namaz uykudan hayırlıdır) ibaresini eklemesi Hz. Peygamber'i memnun etti ve bunu her sabah ezanında tekrarlamasına izin verdi. Bilâl başta Bedir olmak üzere Hz. Peygamber'in bütün gazvelerine katıldı. Bedir'de esir alınan Ümeyye b. Halef'i görünce, "İşte küfrün başı! Eğer o kurtulursa ben ölürüm" diyerek onun öldürülmesini sağladı. Mekke'nin fethedildiği gün Hz. Peygamber ile Kâbe'nin içine girdi ve Resûlullah'ın emri üzerine Kâbe'nin damına çıkarak fetih ezanını okudu. Hz. Peygamber'in Kâbe'nin içinde soldaki iki direk arasında iki rekât namaz kıldığını rivayet eden de odur <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Ṣalât", 30).</span><br />
<br />
Yaygın olan rivayetlere göre Bilâl-i Habeşî Hz. Peygamber'in vefatından sonra ezan okumamıştır. Hz. Peygamber'in kendisine, "Ey Bilâl! Allah yolunda cihaddan daha faziletli bir amel yoktur" dediğini hatırlatıp cihad için Suriye'ye gitmek üzere Hz. Ebû Bekir'den izin istemiş, ancak halifenin ısrarı üzerine Medine'de kalmış, Hz. Ömer halife olunca Medine'den ayrılarak Suriye'de birçok şehir ve bölgenin fethine iştirak etmiştir.<br />
<br />
Hz. Ömer Suriye'de Şam divanını tedvin ederken Bilâl'in isteği üzerine onu ve diğer Habeşliler'i, Ebû Ruveyha'nın kabilesi olan Has'amlılar'la birlikte aynı divan defterine yazdırdı. Bazı müslümanlar Bilâl'in ezan okuması için halifeye müracaat ettiler; halifenin isteği üzerine Bilâl Suriye'de bir defa ezan okudu ve dinleyenleri ağlattı.<br />
<br />
Bilâl-i Habeşî altmış küsur yaşında Dımaşk'ta (veya Halep yahut Dâreyyâ'da) vefat etti ve Bâbüssagīr'deki kabristana defnedildi. Bilâl-i Habeşî'nin nesli devam etmedi. Kaynaklarda hanımı ve çocukları hakkında bilgi bulunmamakta, sadece Hâlid adlı bir erkek ve Gufre (Gufeyre) adlı bir kız kardeşi olduğu zikredilmektedir.<br />
<br />
Uzun boylu, zayıf ve kuru yüzlü, kamburca, gür ve kır saçlı, siyah tenli idi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Habeşli Namazı Nedir?"</span><br />
<br />
Bir defasında Hz. Peygamber ona (Habeşli Bilal e) , "Bu gece cennette, önümde senin nalinlerinin tıkırtısını duydum" diyerek kendisinin cennetlik olduğunu müjdelemiş ve hangi ameli sebebiyle bu dereceyi elde etmiş olabileceğini Ashab ona sormuştu. Benim Fazladan bir ibadetim yok ama, belki de şu amelimden olabilir, ben her abdest aldıktan sonra iki rekat nafile namaz kılarım diye onu cennetlik kılan güzel amelinden, âdetinden söz etmişti. Bu Namaza işte "Habeşli Namazı Denilir" Yani Habeşli Bilal in Namazı, ve sebebi hikmetide baştaki hadisde geçen, Bu namaz, abdest veya gusül nimetine kavuşmanın bir şükür ifadesidir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Buhârî, "Teheccüd", 17; Müslim, "Feżâʾilü'ṣ-ṣaḥâbe", 108)</span><br />
<br />
Karoglan  Raşıt Tunca<br />
Schrems, 2020 Senesinin Nisan ayının yirmiyedisi, saat sabah yediye beş kala.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tebbet Suresi Yorumumuz]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43548</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:59:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43548</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tebbet Suresi Yorumumuz Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Makelesi</span></span><br />
<br />
Ebu cehilin ve karisinin halini yorumumuz ise, bir firinci teyze düşünün ki, bu devirde, önüne ekmek pişirmek isteyen ve, hamurunu yapip, teknesini FIRINA getiren bir kadin, ve diger kadinda firinci teyze (cehennemin bakcisi Malike yada Melike hatun), ve o kadin önce teknesini getirir di  FIRINA, bizim köyde eskiden, sonrada gider birde firinin altinda yancak odununuda getirir ki, ekmegini firinci teyze pişirsin.  ve işte o ekmek olcak bugdaylar  un oldu, sonra hamur oldu, sonra ekmek bezesi oldu, sonrada firina  yani cehenneme sürülcek pişcek amma, pişmesi icinde, o sirtinda hurma lifleri getiren bir kadin,  ve firinci teyze onlari aldi ve firinin altina sürüp, yakip da ekmekleri, nar gibi kizartip pişirince, işde ebu cehilde tatti cehennemi, o kadinda, sirtinda, onu (Ebu Cehili) pişircek olan, yada yakcak olan odun liflerini, sirtinda getirmiş oldu bile, diye yorum getiriyoz bu sureye....<br />
<br />
Ebu cehil ve karisi söz ve nasihat kar etmeyenlerden sadece birisi işte, ve öyle olunca buna yorumumuz ise  :<br />
<br />
Yukardaki Resime bakip yaziyi okuyan anlayacakdir ki, dünyada bir cok alet erdavat var, ve tesisat var, elektrik tesisatlari, su tesisatlari, gaz tesisati, yine bir ucak pilot Kokpitinde,  bircok gösterge ve ayarlar var, ve bunlarin, ilk bakişda, ne  oldugunu, ne işe yaradigini, nasil kullanildigini, nasil baglanacagini, ne kadar gücleri oldugunu, neye yaradigni, kimler, yada kac kişi bilebilir degilmi? amma o ilmi tahsil etmiş bir elektrik tesisatcisi, yahut su tesisatcisi, yada bir ucak pilotu anlayabilir degil mi?<br />
öyle olunca Allah ki, yeri gögü yaratan, herşeyin hakimi, ve mülkün sahibi olan Allah, bir tesisatci kadar da mi bilgisi yok ki yarattigi kullari, doga, hayvan, güneş, ay,.. insan, bitki, ne yapar? gücü nedir?  neler yapamaz? bilmesin. Halbuki Allah in ilmi ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır.<br />
<br />
öyle ilmi ile kuşatması tamamda, rahmeti nasil kuşatmıştır derseniz, rahmet su demek, dünyanin 3/4 ü su, yine insan bedeninin 3/4 ü su, yine hücredeki yapinin 3/4 ü su<br />
<br />
ve yine semada da, yedi tane su okyanusu, yada deryasi vardir ki, kurandan gecen yedi "Ha ve mim" harfi gösterir ki, yukarda 7 tane kat vardir ki, gök katmani, onlar ayri ayri deniz halindedir, rahmet halindedir, yani su halindedir. Nasil olur derseniz, mesela bulut tonlarca su ile doludur, amma semada ucabiliyor, tonlarca yagmur var, Allah a, bu tonlarca yagmuru semada tutmak zor gelmiyor, ve onlari semada ucuruyor, inecegi yere kadar melekleri taşiyor, ve bu gök semasi olan yedi "ha mim" in mahiyetinin aslinida, Allahu Teala ve Tekaddes hazretleri daha iyi bilir.<br />
ve Raşidi zikrindeki o ha mim ler, o yedi gök katmanini zikretmek için, unutmamak için işte, yani yagmur yagdirmak için, elbet buluta ihtiyac var degil mi? <br />
Yine Rabbimiz, Bir Tane Domates Tarlasinda, tonlarca domatesi yaratirken, birde  O nun (Allah in) melekleri, oturup, her birine adres yaziyor, mesela mektupa adres yazar gibi,  Temsili misal ile : Bu Domates Ankara Cebeci de, 13 numarali evde ki, fatma baciya gidecek, ve o falan tarihde, sabah kahvaltisinda, bunu, biber peynir,.. ve cay ile, saat filanda, falan filan ile birlikte, mutfakda ayakda (veya falanci numarali sandelyede otururuken) yiyecek,.....<br />
yani düşünün, böyle ciftci bir amcanin sekreter yada, işciler tutup, her bir domatese, mektupa yazar gibi, adres yazdirmak zorunda oldugunu, ve ne kadar zaman alir, o kadar domatese bibere,... adres yazmak, ve onu götüren kamyoncunun işi nasil zor, satan pazarcinin  işi ne kadar zor olurdu, amma Allah bunlari bizler hic hissetmeden ve zorluk da cekmeden, her sene, her gün, her ay, her lokmaya, her rizka yazip durur, bunlar : Allah in, bizlere rahmetinin genişligi, ve rahmetinin gadabini koyup gecip taşmasi degilde ne o zaman<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetle,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah-u Azze ve Celle mahlukatı yaratmayı takdir buyurduklarında, kendi katında, arşın üstünde bulunan Levh-i Mahfuz’una Ana hafiza kartina (kudret kalemine emrederek): “Rahmetim gazabımı (öfkemi) koyup geçti.” diye yazdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müttefekun aleyh. Hadisin lafzı (3194) Buhârî'ye aittir)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E hum yaksimûne rahmete rabbike, nahnu kasemnâ beynehum maîşetehum fîl hayâtid dunyâ ve rafa’nâ ba’dahum fevka ba’dın deracâtin li yettehıze ba’duhum ba’dan suhriyyâ, ve rahmetu rabbike hayrun mimmâ yecmaûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ZUHRÛF Suresi 32. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لاَّ يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 53. ayet)</span><br />
<br />
öyleyse  "Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir."<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)<br />
<br />
Yani bizler kainatin prototipini taşiyorsak bedenlerimizde, ve iyiler sag tarafi, ve kötülerde, sol tarafi temsil ediyorsa, birbirine zit degil, sadece simetrik dememiz lazim, cünkü kimse sag tarafini, sol tarafina cevirmesi için Allah a dua etmeyecegi gibi, ve sag el, sola takilinca bütün görevleri iptal olup, o el işe yaramayacagi, ve görevini ifa edemeyecegi gibi, kötülere iyi ol demek de böyledir, ve sag taraf, sagda güzel, sol tarafda, solda güzeldir.  Allah herşeyi yerli yerince yaratmiştir. ve kötüler her ne kadar, kumar oynamayani, kumara aliştirsada, yine zina etmeyeni zinaya, icki icmeyeni ickiye aliştrimaya calişsada, sag sagda güzel, sol solda daha güzel, sag in, yani, mümin birini calarken görmek, ne kadar kötü, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"sana hic yakiştiramadik" </span>der herkes degil mi? öyle olunca, sag, sag ele yakişir,  ve iyi amel etmek ile sorumlu, iyilerde iyi işler yapmakla sorumlu, ve sol elde taharet ederken yanliş yapmiyordur zaten,......<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât, vet (:::)âtu lit (:::)îne vet (:::)ûne lit (:::)âti, ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn, lehum magfiratun ve rızkun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kötüler, kötülere; kötüler zaten kötülük icindir; temizlerde temizlere, temizler de temiz işlere lâyıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 26. ayet)</span><br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca Makelesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tebbet Suresi Yorumumuz Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Makelesi</span></span><br />
<br />
Ebu cehilin ve karisinin halini yorumumuz ise, bir firinci teyze düşünün ki, bu devirde, önüne ekmek pişirmek isteyen ve, hamurunu yapip, teknesini FIRINA getiren bir kadin, ve diger kadinda firinci teyze (cehennemin bakcisi Malike yada Melike hatun), ve o kadin önce teknesini getirir di  FIRINA, bizim köyde eskiden, sonrada gider birde firinin altinda yancak odununuda getirir ki, ekmegini firinci teyze pişirsin.  ve işte o ekmek olcak bugdaylar  un oldu, sonra hamur oldu, sonra ekmek bezesi oldu, sonrada firina  yani cehenneme sürülcek pişcek amma, pişmesi icinde, o sirtinda hurma lifleri getiren bir kadin,  ve firinci teyze onlari aldi ve firinin altina sürüp, yakip da ekmekleri, nar gibi kizartip pişirince, işde ebu cehilde tatti cehennemi, o kadinda, sirtinda, onu (Ebu Cehili) pişircek olan, yada yakcak olan odun liflerini, sirtinda getirmiş oldu bile, diye yorum getiriyoz bu sureye....<br />
<br />
Ebu cehil ve karisi söz ve nasihat kar etmeyenlerden sadece birisi işte, ve öyle olunca buna yorumumuz ise  :<br />
<br />
Yukardaki Resime bakip yaziyi okuyan anlayacakdir ki, dünyada bir cok alet erdavat var, ve tesisat var, elektrik tesisatlari, su tesisatlari, gaz tesisati, yine bir ucak pilot Kokpitinde,  bircok gösterge ve ayarlar var, ve bunlarin, ilk bakişda, ne  oldugunu, ne işe yaradigini, nasil kullanildigini, nasil baglanacagini, ne kadar gücleri oldugunu, neye yaradigni, kimler, yada kac kişi bilebilir degilmi? amma o ilmi tahsil etmiş bir elektrik tesisatcisi, yahut su tesisatcisi, yada bir ucak pilotu anlayabilir degil mi?<br />
öyle olunca Allah ki, yeri gögü yaratan, herşeyin hakimi, ve mülkün sahibi olan Allah, bir tesisatci kadar da mi bilgisi yok ki yarattigi kullari, doga, hayvan, güneş, ay,.. insan, bitki, ne yapar? gücü nedir?  neler yapamaz? bilmesin. Halbuki Allah in ilmi ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır.<br />
<br />
öyle ilmi ile kuşatması tamamda, rahmeti nasil kuşatmıştır derseniz, rahmet su demek, dünyanin 3/4 ü su, yine insan bedeninin 3/4 ü su, yine hücredeki yapinin 3/4 ü su<br />
<br />
ve yine semada da, yedi tane su okyanusu, yada deryasi vardir ki, kurandan gecen yedi "Ha ve mim" harfi gösterir ki, yukarda 7 tane kat vardir ki, gök katmani, onlar ayri ayri deniz halindedir, rahmet halindedir, yani su halindedir. Nasil olur derseniz, mesela bulut tonlarca su ile doludur, amma semada ucabiliyor, tonlarca yagmur var, Allah a, bu tonlarca yagmuru semada tutmak zor gelmiyor, ve onlari semada ucuruyor, inecegi yere kadar melekleri taşiyor, ve bu gök semasi olan yedi "ha mim" in mahiyetinin aslinida, Allahu Teala ve Tekaddes hazretleri daha iyi bilir.<br />
ve Raşidi zikrindeki o ha mim ler, o yedi gök katmanini zikretmek için, unutmamak için işte, yani yagmur yagdirmak için, elbet buluta ihtiyac var degil mi? <br />
Yine Rabbimiz, Bir Tane Domates Tarlasinda, tonlarca domatesi yaratirken, birde  O nun (Allah in) melekleri, oturup, her birine adres yaziyor, mesela mektupa adres yazar gibi,  Temsili misal ile : Bu Domates Ankara Cebeci de, 13 numarali evde ki, fatma baciya gidecek, ve o falan tarihde, sabah kahvaltisinda, bunu, biber peynir,.. ve cay ile, saat filanda, falan filan ile birlikte, mutfakda ayakda (veya falanci numarali sandelyede otururuken) yiyecek,.....<br />
yani düşünün, böyle ciftci bir amcanin sekreter yada, işciler tutup, her bir domatese, mektupa yazar gibi, adres yazdirmak zorunda oldugunu, ve ne kadar zaman alir, o kadar domatese bibere,... adres yazmak, ve onu götüren kamyoncunun işi nasil zor, satan pazarcinin  işi ne kadar zor olurdu, amma Allah bunlari bizler hic hissetmeden ve zorluk da cekmeden, her sene, her gün, her ay, her lokmaya, her rizka yazip durur, bunlar : Allah in, bizlere rahmetinin genişligi, ve rahmetinin gadabini koyup gecip taşmasi degilde ne o zaman<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayetle,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah-u Azze ve Celle mahlukatı yaratmayı takdir buyurduklarında, kendi katında, arşın üstünde bulunan Levh-i Mahfuz’una Ana hafiza kartina (kudret kalemine emrederek): “Rahmetim gazabımı (öfkemi) koyup geçti.” diye yazdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müttefekun aleyh. Hadisin lafzı (3194) Buhârî'ye aittir)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E hum yaksimûne rahmete rabbike, nahnu kasemnâ beynehum maîşetehum fîl hayâtid dunyâ ve rafa’nâ ba’dahum fevka ba’dın deracâtin li yettehıze ba’duhum ba’dan suhriyyâ, ve rahmetu rabbike hayrun mimmâ yecmaûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ZUHRÛF Suresi 32. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لاَّ يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 53. ayet)</span><br />
<br />
öyleyse  "Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir."<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym KASAS Suresi 56. ayet)<br />
<br />
Yani bizler kainatin prototipini taşiyorsak bedenlerimizde, ve iyiler sag tarafi, ve kötülerde, sol tarafi temsil ediyorsa, birbirine zit degil, sadece simetrik dememiz lazim, cünkü kimse sag tarafini, sol tarafina cevirmesi için Allah a dua etmeyecegi gibi, ve sag el, sola takilinca bütün görevleri iptal olup, o el işe yaramayacagi, ve görevini ifa edemeyecegi gibi, kötülere iyi ol demek de böyledir, ve sag taraf, sagda güzel, sol tarafda, solda güzeldir.  Allah herşeyi yerli yerince yaratmiştir. ve kötüler her ne kadar, kumar oynamayani, kumara aliştirsada, yine zina etmeyeni zinaya, icki icmeyeni ickiye aliştrimaya calişsada, sag sagda güzel, sol solda daha güzel, sag in, yani, mümin birini calarken görmek, ne kadar kötü, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"sana hic yakiştiramadik" </span>der herkes degil mi? öyle olunca, sag, sag ele yakişir,  ve iyi amel etmek ile sorumlu, iyilerde iyi işler yapmakla sorumlu, ve sol elde taharet ederken yanliş yapmiyordur zaten,......<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât, vet (:::)âtu lit (:::)îne vet (:::)ûne lit (:::)âti, ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn, lehum magfiratun ve rızkun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kötüler, kötülere; kötüler zaten kötülük icindir; temizlerde temizlere, temizler de temiz işlere lâyıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NÛR Suresi 26. ayet)</span><br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca Makelesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran ın Topluca ve Birde Parça Parça inmesi Meselesi Hakkında Makale]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43547</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:57:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43547</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Kuran ın Topluca ve Birde Parça Parça inmesi Meselesi Hakkında Makale</span><br />
</span><br />
Hz Muhammed i Gezen yürüyen kuran diye bildigimiz hal üzre, peygamberimiz dogunca, dünyaya gelince, kuran topluca inmiş oldu, ancak tam manasi ile inmesinin bitmesi ise, o 40 yaşina basipda, bütün vücudu, asil  halini alip, tam oturunca, yani olmasi gereken büyüklüge her uzuv erişince, toplu inmesi son buldu, ancak yine, tertil üzre, parca parca, peyder pey inmesi ise, peygamberimize peygamberlik verildikden sonra, gün ve gün, hayatin serancami icerisinde, ona lazim olan ayetler indi, aklina inzal oldu.<br />
Bunun yine misali ise, bedenimiz yine kainatin prototipi olunca, senin vücudunda mesela suya ihtiyac var, ve binlerce hücre, su su diye bagirirken, senin testiden su doldurup bir bardaga, bir bardak suyu, üc yudumda icmen demek, topluca suyu alman demek, ama o suyun yerleri olan her bir hücreye kadar ulaşmasi ise, epey bir zaman almakda. sen suyu icer icmez her hücre suya doymadi degilmi, o mide böbrek  ve kan ve akyuvar alyuvarlar derken, bir sürü işcinin elinden gece gece, ancak damarlar yolu ile hücrelere vasil olmakda, ve bu belli bir zaman almakda işde, bunu kuran in da  böyle, bütün olarak ve parca parca inzaline kiyas edin....<br />
<br />
<br />
Kar©glan Makalesı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Kuran ın Topluca ve Birde Parça Parça inmesi Meselesi Hakkında Makale</span><br />
</span><br />
Hz Muhammed i Gezen yürüyen kuran diye bildigimiz hal üzre, peygamberimiz dogunca, dünyaya gelince, kuran topluca inmiş oldu, ancak tam manasi ile inmesinin bitmesi ise, o 40 yaşina basipda, bütün vücudu, asil  halini alip, tam oturunca, yani olmasi gereken büyüklüge her uzuv erişince, toplu inmesi son buldu, ancak yine, tertil üzre, parca parca, peyder pey inmesi ise, peygamberimize peygamberlik verildikden sonra, gün ve gün, hayatin serancami icerisinde, ona lazim olan ayetler indi, aklina inzal oldu.<br />
Bunun yine misali ise, bedenimiz yine kainatin prototipi olunca, senin vücudunda mesela suya ihtiyac var, ve binlerce hücre, su su diye bagirirken, senin testiden su doldurup bir bardaga, bir bardak suyu, üc yudumda icmen demek, topluca suyu alman demek, ama o suyun yerleri olan her bir hücreye kadar ulaşmasi ise, epey bir zaman almakda. sen suyu icer icmez her hücre suya doymadi degilmi, o mide böbrek  ve kan ve akyuvar alyuvarlar derken, bir sürü işcinin elinden gece gece, ancak damarlar yolu ile hücrelere vasil olmakda, ve bu belli bir zaman almakda işde, bunu kuran in da  böyle, bütün olarak ve parca parca inzaline kiyas edin....<br />
<br />
<br />
Kar©glan Makalesı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar<br />
<br />
Original Kar©glan</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeytanları Yanından Kovan Dua Ve Ayetler]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43510</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 19:55:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43510</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/1f4bfba4f6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4bfba4f6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANLARI YANINDAN KOVAN DUA VE ÂYETLER</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Eûzü Okumak ve Ârifin Kalbindeki Nûr</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
“Şeytanın vesveselerinden Allah’a sığın. Muhakkak ki O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.” (Fussilet Suresi, 36. âyet)<br />
<br />
Bu ilâhî emir gereğince her Müslüman’ın en temel silahı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eûzü</span></span> yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm”</span></span> demektir. Bu, kişinin Allah’a sığınarak şeytanın şerrinden, vesvesesinden ve tuzağından korunma talebidir.<br />
<br />
Eûzü, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">âriflerin kalbindeki nûr</span></span> olarak tarif edilmiştir. Takvâ nûruyla birleşen eûzü, şeytanı ve onun askerlerini perişan eder. Zira Allah’a sığınan bir kalbe şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.) yaşlı ve hasta olduğu hâlde şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Zina fiilinden, katil cinâyetinden sana sığınırım.”<br />
<br />
Kendisine: “Bu yaşta bu günahlardan mı korkuyorsun?” denildiğinde ise şu meşhur cevabı verdi:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Nasıl korkmam? İblis hayatta!”</span></span><br />
<br />
Bu rivayet, müminin ömrünün son anına kadar şeytanın vesvesesinden emin olamayacağını ve daima Allah’a sığınması gerektiğini gösterir. Zira İblis, kıyâmete kadar yaşayacak ve insanları saptırmak için çalışacaktır (bk. A‘râf, 14-15; Hicr, 36-37).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Azametli Şeytan ve Hizbinden Allah’a Sığınma Terkibi</span></span><br />
<br />
Şeytanın vesveselerinden, yorgunluk ve azabından korunmak için Kur’ân-ı Kerîm’de bizzat öğretilen özel bir sığınma terkibi vardır. Bu terkib, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sâd Suresi 41. âyet</span></span> ile <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mü’minûn (Gâfir) Suresi 97-98. âyetlerinden</span></span> oluşur.<br />
<br />
Okunuşu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبِّ إِنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ (Sâd Suresi, 41)<br />
<br />
رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ (Mü’minûn Suresi, 97)<br />
<br />
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ (Mü’minûn Suresi, 98)<br />
<br />
Anlamı:<br />
<br />
“Rabbim! Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.”<br />
“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından (dürtmelerinden, vesveselerinden) sana sığınırım.”<br />
“Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu âyetleri okuyan kimse, şeytanın fiziksel ve ruhsal tesirlerinden Allah’a iltica etmiş olur.</span></span> Özellikle belâ, hastalık, sıkıntı ve vesvese anlarında bu duânın okunması tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
Tefsir âlimleri bu konuda şöyle der:<br />
<br />
“Hemezât”, şeytanların kalbe fısıldadığı vesveseler, dürtmeler ve akla getirdikleri kuruntulardır.<br />
“Yahdurûn”, şeytanların insanın yanında hazır bulunması, ona yaklaşması ve onu gözetlemesi anlamına gelir.<br />
<br />
Bu âyetler, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) öğretilmiş olup, ümmetinin de bu dualarla şeytandan korunması murat edilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Eûzü ile İlgili Tavsiyeleri</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Sabah ve Akşam Okunacak Koruyucu Zikir</span></span><br />
<br />
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kim sabah ve akşam iki defa ‘Eûzü billâhi’s-semî‘il-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm’ der, ardından bir defa da ‘Esteûzü billâhi’s-semî‘il-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm’ der ve besmeleyle Haşr Suresi’nin son üç âyetini okursa, Allah o kimseye akşama kadar yetmiş bin melek görevlendirir ve o melekler onun için dua eder. O gün ölürse şehit olarak ölür. Akşam okursa sabaha kadar aynı şeye kavuşur, şeytanın hilelerinden korunur. Allah Teâlâ o kimseleri sağ taraflarından hidâyetle, sol taraflarından inâyetle, arkalarından nusretle, önlerinden ismetle korur ve şeytanların tesirini def eder.”</span></span><br />
<br />
Haşr Suresi’nin son üç âyeti (59/21-24), Allah’ın isim ve sıfatlarını anlatan bu âyetler, şeytandan korunmada çok etkili kabul edilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Şeytanın İtirafı ve Allah’ın Müminleri Koruma Vaadi</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte şeytanın Allah’a şöyle dediğini haber vermiştir:<br />
<br />
“Sen beni kovdun. Ben de senin doğru yolun olan İslâm dinine mâni olmak için insanların önünden gelir, ölümden sonra dirilme yok derim ve kıyâmet günü hakkında onları şüpheye düşürürüm. Arkalarından gelir, dünyâya düşkün ederim. Sağından gelip ibâdetlerine riyâ karıştırırım. Solundan gelip kalplerine günah işleme zevki veririm.”<br />
<br />
Allah Teâlâ buna karşılık şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İzzet ve celâlime yemin olsun ki, ben de onlara eûzü ile emreder, bana sığındıkça sağ taraflarından hidâyetle, sol taraflarından inâyetle, arkalarından selâmetle, önlerinden yardımla himâye eder ve senin tesirini def ederim.”</span></span><br />
<br />
Bu hadis, eûzünün ne kadar büyük bir koruma kalkanı olduğunu gösterir. Şeytan dört yönden saldırırken, Allah Teâlâ mümini dört yönden korur:<br />
<br />
Sağdan: Hidâyet (doğru yol)<br />
Soldan: İnâyet (yardım ve lütuf)<br />
Arkadan: Selâmet (esenlik)<br />
Önden: Yardım (nusret)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Günde Bir Eûzü Yeterlidir</span></span><br />
<br />
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Günde bir defa eûzü okuyarak Allah’a sığınan kimseyi Allah Teâlâ korur.”</span></span><br />
<br />
Bu hadis, eûzünün az ama öz bir ibadet olduğunu, devamlılığının korunmaya yettiğini ifade eder. Ancak âlimler, mümkün olduğunca çok okunmasını tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Eûzü ve Besmelenin Kapı Açma Özelliği</span></span><br />
<br />
Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü ile günah kapılarını kapayın, besmele ile ibâdet kapılarını açın.”</span></span><br />
<br />
Bu söz, eûzü ve besmelenin birlikte kullanılmasının önemini vurgular. Eûzü, şeytanın vesvesesini ve günaha davetini engeller; besmele ise yapılan her işe bereket ve kabul getirir. Bu sebeple âlimler, her hayırlı işe başlarken önce eûzü, ardından besmele çekilmesini tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. İstiâzenin (Eûzü Çekmenin) Kazandırdığı Beş Nimet</span></span><br />
<br />
Âlimler, eûzü çeken kimsenin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">beş büyük nîmete</span></span> kavuşacağını belirtmişlerdir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) İslâm dîninde dâim olur:</span></span> Şeytanın saptırmasından korunur, iman üzere kalır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) Muhkem bir kaleye girmiş olur:</span></span> Allah’ın koruyucu kalesine sığınmış sayılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) Peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle haşr olunur:</span></span> Onların zümresine dahil edilir, ahirette onlarla birlikte olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4) Yerleri ve gökleri yaratan Mevlâ’nın inâyet ve ihsanına kavuşur:</span></span> İlâhî yardıma mazhar olur, dünya ve ahiret hayrına erer.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5) Şeytanın hîlelerinden korunur:</span></span> Vesvese, kuruntu, yanlış yönlendirme ve tuzaklardan emin olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Sonuç ve Tavsiye</span></span><br />
<br />
Şeytan, insanoğlunun en açık düşmanıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
“Muhakkak ki şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin.” (Fâtır Suresi, 6)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu düşmanla mücadelede en etkili silah, Allah’a sığınmak ve eûzüyü hayatın her alanına yaymaktır.</span></span> Sabah akşam, her işe başlarken, uyumadan önce, korku ve vesvese anlarında eûzü okumak müminin vazgeçilmez zikri olmalıdır.<br />
<br />
Ayrıca Haşr Suresi’nin son üç âyeti, Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs sureleri de şeytanın şerrinden korunmak için okunması tavsiye edilen diğer Kur’ân metinleridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’a sığınan hiçbir kul, şeytanın tuzağına düşmez. Zira Allah, vaadinde sadıktır:</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’a sığınırsa, Allah ona yeter.” (Zümer Suresi, 36. âyetin meâlinden)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar</span></span><br />
<br />
İbn Ebî Şeybe, Musannef<br />
Ahmed b. Hanbel, Müsned<br />
İbn Hibbân, Sahîh<br />
Taberî, Câmi‘u’l-Beyân<br />
Kurtubî, el-Câmi‘ li Ahkâmi’l-Kur’ân<br />
İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm<br />
Ebû Dâvûd, Sünen<br />
Tirmizî, Sünen<br />
Hâkim, Müstedrek<br />
Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr<br />
Ebû Ya‘lâ, Müsned<br />
Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân<br />
Heysemî, Mecma‘u’z-Zevâid<br />
İbn Mâce, Sünen<br />
Deylemî, el-Firdevs<br />
Suyûtî, el-Câmi‘u’s-Sağîr<br />
Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ<br />
Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn<br />
İbn Kayyim, Zâdü’l-Me‘âd<br />
Nevevî, el-Ezkâr<br />
Buhârî, Sahîh<br />
Müslim, Sahîh<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
Schrems, 08 Mayıs 2018 Vaazı Salı<br />
(28.07.2026’da güncellenmiştir)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/1f4bfba4f6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1f4bfba4f6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ŞEYTANLARI YANINDAN KOVAN DUA VE ÂYETLER</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Eûzü Okumak ve Ârifin Kalbindeki Nûr</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
“Şeytanın vesveselerinden Allah’a sığın. Muhakkak ki O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.” (Fussilet Suresi, 36. âyet)<br />
<br />
Bu ilâhî emir gereğince her Müslüman’ın en temel silahı, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eûzü</span></span> yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm”</span></span> demektir. Bu, kişinin Allah’a sığınarak şeytanın şerrinden, vesvesesinden ve tuzağından korunma talebidir.<br />
<br />
Eûzü, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">âriflerin kalbindeki nûr</span></span> olarak tarif edilmiştir. Takvâ nûruyla birleşen eûzü, şeytanı ve onun askerlerini perişan eder. Zira Allah’a sığınan bir kalbe şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.) yaşlı ve hasta olduğu hâlde şöyle duâ ederdi:<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Zina fiilinden, katil cinâyetinden sana sığınırım.”<br />
<br />
Kendisine: “Bu yaşta bu günahlardan mı korkuyorsun?” denildiğinde ise şu meşhur cevabı verdi:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Nasıl korkmam? İblis hayatta!”</span></span><br />
<br />
Bu rivayet, müminin ömrünün son anına kadar şeytanın vesvesesinden emin olamayacağını ve daima Allah’a sığınması gerektiğini gösterir. Zira İblis, kıyâmete kadar yaşayacak ve insanları saptırmak için çalışacaktır (bk. A‘râf, 14-15; Hicr, 36-37).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Azametli Şeytan ve Hizbinden Allah’a Sığınma Terkibi</span></span><br />
<br />
Şeytanın vesveselerinden, yorgunluk ve azabından korunmak için Kur’ân-ı Kerîm’de bizzat öğretilen özel bir sığınma terkibi vardır. Bu terkib, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sâd Suresi 41. âyet</span></span> ile <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mü’minûn (Gâfir) Suresi 97-98. âyetlerinden</span></span> oluşur.<br />
<br />
Okunuşu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
رَبِّ إِنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ (Sâd Suresi, 41)<br />
<br />
رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ (Mü’minûn Suresi, 97)<br />
<br />
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ (Mü’minûn Suresi, 98)<br />
<br />
Anlamı:<br />
<br />
“Rabbim! Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.”<br />
“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından (dürtmelerinden, vesveselerinden) sana sığınırım.”<br />
“Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu âyetleri okuyan kimse, şeytanın fiziksel ve ruhsal tesirlerinden Allah’a iltica etmiş olur.</span></span> Özellikle belâ, hastalık, sıkıntı ve vesvese anlarında bu duânın okunması tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
Tefsir âlimleri bu konuda şöyle der:<br />
<br />
“Hemezât”, şeytanların kalbe fısıldadığı vesveseler, dürtmeler ve akla getirdikleri kuruntulardır.<br />
“Yahdurûn”, şeytanların insanın yanında hazır bulunması, ona yaklaşması ve onu gözetlemesi anlamına gelir.<br />
<br />
Bu âyetler, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) öğretilmiş olup, ümmetinin de bu dualarla şeytandan korunması murat edilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Eûzü ile İlgili Tavsiyeleri</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Sabah ve Akşam Okunacak Koruyucu Zikir</span></span><br />
<br />
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kim sabah ve akşam iki defa ‘Eûzü billâhi’s-semî‘il-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm’ der, ardından bir defa da ‘Esteûzü billâhi’s-semî‘il-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm’ der ve besmeleyle Haşr Suresi’nin son üç âyetini okursa, Allah o kimseye akşama kadar yetmiş bin melek görevlendirir ve o melekler onun için dua eder. O gün ölürse şehit olarak ölür. Akşam okursa sabaha kadar aynı şeye kavuşur, şeytanın hilelerinden korunur. Allah Teâlâ o kimseleri sağ taraflarından hidâyetle, sol taraflarından inâyetle, arkalarından nusretle, önlerinden ismetle korur ve şeytanların tesirini def eder.”</span></span><br />
<br />
Haşr Suresi’nin son üç âyeti (59/21-24), Allah’ın isim ve sıfatlarını anlatan bu âyetler, şeytandan korunmada çok etkili kabul edilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Şeytanın İtirafı ve Allah’ın Müminleri Koruma Vaadi</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte şeytanın Allah’a şöyle dediğini haber vermiştir:<br />
<br />
“Sen beni kovdun. Ben de senin doğru yolun olan İslâm dinine mâni olmak için insanların önünden gelir, ölümden sonra dirilme yok derim ve kıyâmet günü hakkında onları şüpheye düşürürüm. Arkalarından gelir, dünyâya düşkün ederim. Sağından gelip ibâdetlerine riyâ karıştırırım. Solundan gelip kalplerine günah işleme zevki veririm.”<br />
<br />
Allah Teâlâ buna karşılık şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İzzet ve celâlime yemin olsun ki, ben de onlara eûzü ile emreder, bana sığındıkça sağ taraflarından hidâyetle, sol taraflarından inâyetle, arkalarından selâmetle, önlerinden yardımla himâye eder ve senin tesirini def ederim.”</span></span><br />
<br />
Bu hadis, eûzünün ne kadar büyük bir koruma kalkanı olduğunu gösterir. Şeytan dört yönden saldırırken, Allah Teâlâ mümini dört yönden korur:<br />
<br />
Sağdan: Hidâyet (doğru yol)<br />
Soldan: İnâyet (yardım ve lütuf)<br />
Arkadan: Selâmet (esenlik)<br />
Önden: Yardım (nusret)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Günde Bir Eûzü Yeterlidir</span></span><br />
<br />
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Günde bir defa eûzü okuyarak Allah’a sığınan kimseyi Allah Teâlâ korur.”</span></span><br />
<br />
Bu hadis, eûzünün az ama öz bir ibadet olduğunu, devamlılığının korunmaya yettiğini ifade eder. Ancak âlimler, mümkün olduğunca çok okunmasını tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Eûzü ve Besmelenin Kapı Açma Özelliği</span></span><br />
<br />
Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü ile günah kapılarını kapayın, besmele ile ibâdet kapılarını açın.”</span></span><br />
<br />
Bu söz, eûzü ve besmelenin birlikte kullanılmasının önemini vurgular. Eûzü, şeytanın vesvesesini ve günaha davetini engeller; besmele ise yapılan her işe bereket ve kabul getirir. Bu sebeple âlimler, her hayırlı işe başlarken önce eûzü, ardından besmele çekilmesini tavsiye etmişlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. İstiâzenin (Eûzü Çekmenin) Kazandırdığı Beş Nimet</span></span><br />
<br />
Âlimler, eûzü çeken kimsenin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">beş büyük nîmete</span></span> kavuşacağını belirtmişlerdir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) İslâm dîninde dâim olur:</span></span> Şeytanın saptırmasından korunur, iman üzere kalır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) Muhkem bir kaleye girmiş olur:</span></span> Allah’ın koruyucu kalesine sığınmış sayılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) Peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle haşr olunur:</span></span> Onların zümresine dahil edilir, ahirette onlarla birlikte olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4) Yerleri ve gökleri yaratan Mevlâ’nın inâyet ve ihsanına kavuşur:</span></span> İlâhî yardıma mazhar olur, dünya ve ahiret hayrına erer.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5) Şeytanın hîlelerinden korunur:</span></span> Vesvese, kuruntu, yanlış yönlendirme ve tuzaklardan emin olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Sonuç ve Tavsiye</span></span><br />
<br />
Şeytan, insanoğlunun en açık düşmanıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
“Muhakkak ki şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin.” (Fâtır Suresi, 6)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu düşmanla mücadelede en etkili silah, Allah’a sığınmak ve eûzüyü hayatın her alanına yaymaktır.</span></span> Sabah akşam, her işe başlarken, uyumadan önce, korku ve vesvese anlarında eûzü okumak müminin vazgeçilmez zikri olmalıdır.<br />
<br />
Ayrıca Haşr Suresi’nin son üç âyeti, Âyetü’l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs sureleri de şeytanın şerrinden korunmak için okunması tavsiye edilen diğer Kur’ân metinleridir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’a sığınan hiçbir kul, şeytanın tuzağına düşmez. Zira Allah, vaadinde sadıktır:</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’a sığınırsa, Allah ona yeter.” (Zümer Suresi, 36. âyetin meâlinden)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar</span></span><br />
<br />
İbn Ebî Şeybe, Musannef<br />
Ahmed b. Hanbel, Müsned<br />
İbn Hibbân, Sahîh<br />
Taberî, Câmi‘u’l-Beyân<br />
Kurtubî, el-Câmi‘ li Ahkâmi’l-Kur’ân<br />
İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm<br />
Ebû Dâvûd, Sünen<br />
Tirmizî, Sünen<br />
Hâkim, Müstedrek<br />
Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr<br />
Ebû Ya‘lâ, Müsned<br />
Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân<br />
Heysemî, Mecma‘u’z-Zevâid<br />
İbn Mâce, Sünen<br />
Deylemî, el-Firdevs<br />
Suyûtî, el-Câmi‘u’s-Sağîr<br />
Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ<br />
Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn<br />
İbn Kayyim, Zâdü’l-Me‘âd<br />
Nevevî, el-Ezkâr<br />
Buhârî, Sahîh<br />
Müslim, Sahîh<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
Schrems, 08 Mayıs 2018 Vaazı Salı<br />
(28.07.2026’da güncellenmiştir)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran ın Namazlarda  Dualarda ve Zikirlerde Arapça okunması Gerektiğinin Önemi]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43509</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 19:51:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43509</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/ece525aa0b.png" loading="lazy"  alt="[Resim: ece525aa0b.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’IN NAMAZLARDA, DUALARDA VE ZİKİRLERDE ARAPÇA OKUNMASI GEREKTİĞİNİN ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
İslam dini, Allah Teala tarafından insanlığa gönderilen son ve en mükemmel dindir. Bu dinin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ise, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın kelamı</span></span> olup Arapça olarak indirilmiştir. Müslümanların günlük hayatlarında en sık yaptıkları ibadetler olan namaz, dua ve zikirlerde Arapça okumanın önemi, hem dinî hem de manevi açıdan büyüktür. Bu makalede, Kur’an’ın Arapça okunmasının gerekliliğini ve bu gerekliliğin arkasındaki hikmetleri inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. KUR’AN’IN ARAPÇA İNDİRİLMESİ VE İLAHİ MESAJIN KORUNMASI</span></span><br />
<br />
Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’i <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça olarak</span></span> indirmiştir. Kur’an’da bu gerçek birçok ayette vurgulanmıştır:<br />
<br />
“Biz onu, anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf Suresi, 2)<br />
“Şüphesiz biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Taha Suresi, 113)<br />
<br />
Kur’an’ın Arapça indirilmesi, onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">orijinal metninin korunmasını</span></span> sağlamıştır. Çünkü Arapça, zengin yapısı, derin anlamları ve edebi üslubuyla Allah’ın kelamını en iyi şekilde taşıyan dildir. Kur’an’ın Arapça metni, kıyamete kadar değişmeden kalacak ve her Müslüman, ibadetlerinde bu orijinal metni okuyarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın direkt kelamına muhatap</span></span> olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. NAMAZDA KIRAATİN ARAPÇA OLMA ZORUNLULUĞU</span></span><br />
<br />
Namaz, Müslümanların en önemli ibadetidir. Namazda okunan sureler, ayetler ve zikirlerin <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapça okunması farzdır</span>.</span> Bu konuda İslam âlimleri ittifak hâlindedir. Namazda Arapça kıraatin zorunlu olmasının sebepleri şunlardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">a) Kur’an’ın Orijinal Metnini Okuma Emri:</span></span> Allah Teala, namazda Kur’an okumayı emretmiştir. Kur’an ise Arapça indirilmiştir. Bu nedenle, namazda okunan Kur’an’ın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça aslından okunması</span></span> gerekir. Hiçbir tercüme, Kur’an’ın orijinal metninin yerini tutamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Namazın Bir Sözlü İbadet Olması:</span></span> Namaz, sözlü (kavlî) ve fiilî ibadetlerin birleşimidir. Namazın sözlü kısmı olan kıraat, tekbir, tesbih, tahiyyat ve selam gibi ifadeler, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bizzat Arapça olarak öğrettiği şekilde</span></span> yerine getirilir. Bu, namazın sünnete uygun olması için gereklidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">c) Kalbin Huzura Ermesi:</span></span> Kur’an’ın Arapça orijinal metni, lafız ve mana bütünlüğü içinde, insan kalbine derin bir huzur ve etki verir. Her harfi, her hecesi, Allah’ın kelamı olarak özel bir tesir taşır. Bu tesiri, hiçbir tercüme ve meal tam olarak veremez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. DUALARIN ARAPÇA OKUNMASININ FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Dua, müminin Allah ile iletişim kurmasının en güzel yoludur. Kur’an’da ve sünnette yer alan dualar, **<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Arapça olarak yaptığı dualardır</span>.</span> Bu duaları Arapça okumak, onların orijinal lafzına ve manasına ulaşmayı sağlar. Ayrıca:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberî Dua Sünnetine Uygunluk:</span></span> Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hangi kelimelerle dua ettiğini bilmek, o duaları Arapça okumakla mümkündür. Bu, sünnete tabi olmanın en güzel şeklidir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an Ayetlerinin Dua Olarak Okunması:</span></span> Kur’an’da geçen birçok dua ayeti (örneğin “Rabbena atina”, “Rabbenağfirli” vb.) Arapça metniyle okunur. Bu duaların Arapça aslı, manevi tesiri kat kat artırır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İcabete Vesile Olması:</span></span> Allah Teala, Kur’an’da dua edenlerin dualarını işittiğini ve icabet ettiğini bildirmiştir. Arapça yapılan dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın kelamına ve Resûlullah’ın diline uygun</span></span> olduğu için daha makbuldür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. ZİKİRLERİN ARAPÇA OKUNMASININ HİKMETİ</span></span><br />
<br />
Zikir, Allah’ı anmak, O’na hamd etmek, O’nu tespih etmektir. Kur’an ve sünnette yer alan zikirler, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">tamamen Arapça lafızlarla</span></span> öğretilmiştir. Bu zikirleri Arapça okumanın hikmetleri:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikir Lafızlarının İlahi Olması:</span></span> “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber”, “La ilahe illallah” gibi zikirler, Allah tarafından öğretilen ve Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından uygulanan lafızlardır. Bu lafızların <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça aslı</span></span>, her Müslüman için en kıymetli anlamları taşır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin Ruhu ve Enerjisi:</span></span> Arapça zikir lafızları, içerdiği anlamla birlikte, insan kalbinde derin bir tesir oluşturur. Dilin orijinal yapısındaki ritim, ahenk ve mana, zikrin kalbi etkilemesini güçlendirir.<br />
<br />
    <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beraberlik ve Birlik Duygusu:</span></span> Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, aynı Arapça lafızlarla Allah’ı zikrederler. Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ümmetinin birlik ve beraberliğinin</span></span> en güzel göstergesidir. İster Afganistan’da ister Afrika’da ister Anadolu’da olsun, her Müslüman aynı Arapça kelimelerle Allah’ı anar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. TERCÜME VE MEAL OKUMANIN YERİ</span></span><br />
<br />
Kur’an’ın Arapça okunması zorunlu olmakla birlikte, **<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlamını anlamak için meâl ve tefsir okumak da son derece önemlidir</span>.</span> Her Müslümanın, namazda ve ibadetlerde okuduğu Kur’an ayetlerinin, duaların ve zikirlerin anlamını öğrenmesi, bilinçli bir ibadet için şarttır. Ancak, <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">asıl olan ibadet lafzının Arapça olarak okunmasıdır</span>.</span> Meâl, Arapça metnin yerine geçemez.<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa, ona bir iyilik (sevap) vardır. Her bir iyiliğe de on katı verilir.” (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 16)<br />
<br />
Bu hadis, Kur’an’ı Arapça harfleriyle okumanın ne kadar büyük bir sevap olduğunu gösterir. Bu sevap, sadece Arapça metni okumakla kazanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. ARAPÇA BİLMEYENLERİN DURUMU</span></span><br />
<br />
Arapça bilmeyen Müslümanlar, namazda sure ve duaları Arapça okumakla mükelleftir. Onlar, öğrenmek için çaba göstermeli, telaffuzu düzeltmek için gayret etmelidir. Allah Teala, “kullarını güçleri yettiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz” (Bakara Suresi, 286). Bu nedenle, Arapça okumayı öğrenene kadar, öğrendiği kadarını okumak ve okuduğunun anlamını öğrenmeye çalışmak, müminin sorumluluğudur. Ancak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">mümkün olduğunca Arapça lafızları ezberlemek ve doğru telaffuz etmeye çalışmak</span></span>, ibadetin kabulü için önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. ARAPÇA OKUMANIN FREKANS VE EBED SIRRI – KAR©GLAN YORUMU</span></span><br />
<br />
İnternete girip, bu vaazları okuyup dinlediğiniz bilgisayarı kullanmak için, klavyedeki <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Enter" tuşu her dilde aynıdır: ENTER</span>.</span> Geri tuşu “Back Space”, yine “ESC”, “ALT” tuşları da aynıdır. Bu tuşlar Türkçe olunca farklı, İngilizce olunca farklı, Arapça olunca farklı değildir. Yani bu tuşlar, bilgisayarı kullanmak için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">emir komutu (Befehl)</span></span> veren tuşlar ise, işte yazı yazarken Türkçede yazabiliyoruz, bazı harfler hariç, yine Arapçada da yazıyoruz. Ama <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">komut tuşları (Befehl) ise aynıdır</span></span>, herkes için aynıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Öyle olunca, Kur’an’ın Arapçası, işte bu kâinatın yönetimindeki emir komutları (Befehl) gibidir.</span></span> Onlar ancak ve ancak, ana dili olan Arapça söylendiğinde o <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">frekans aralığı</span></span> oluşur. Yani, “Enter” tuşuna basınca bilgisayar bir kablosu ile bir frekansı bilgisayar çipine (beynine) yolladığı gibi, sen o ismi, yada zikri, duayı, sureyi, ancak ve ancak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça okuduğun zaman</span></span>, o frekans aralığında bir sinyal, kâinata, dilin ve damağın sayesinde beynin ve enerjin ve auran ile gider.<br />
<br />
İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebced değerleri</span></span>, yani Kur’an’ın matematiksel, yada matrix verileri de bu yüzden önemlidir. O yüzden mesela “bin” demek 1000 sayısal değerini, ben dil ile söyleyince “b-i-n” diyorum, Arapçada ise “elfe” demek. Yani farklı kelime ve harfler var, ve her harfin frekansı farklıdır. Nasıl notalardaki do ile re, mi ile sol aynı değilse, her harfin de frekansı ve ebced değeri farklıdır. Ve öyle olunca, **<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an ancak Arapça okunduğunda, zikredildiğinde, namaz Arapça Kur’an ile kılındığında, ezan Arapça okunduğunda, o frekans aralığı oluşur ve kâinata gidecek emir ve komut (Befehl) ancak öyle gider.</span></span> Zikrimizin neden Arapça olduğu da bu yüzdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SONUÇ</span></span><br />
<br />
Kur’an’ın namazlarda, dualarda ve zikirlerde Arapça okunması, İslam’ın temel esaslarından biridir. Bu, Allah’ın kelamının orijinal haliyle korunması, sünnete uygunluk, kalbin huzura ermesi ve ümmetin birliğinin sağlanması açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça lafızların kâinattaki frekans ve ebced sırrı</span></span>, bu dilin ibadetlerdeki eşsiz yerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Her Müslüman, Arapça bilmese dahi, ibadetlerini Arapça olarak yerine getirmeye gayret etmeli ve aynı zamanda okuduklarının manasını öğrenerek bilinçli bir kul olmaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Rabbimiz, Kur’an’ı anlayarak ve hakkıyla okuyarak ibadet eden kullarından eylesin. Âmin.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an’ın Namazlarda, Dualarda ve Zikirlerde Arapça Okunmasının Önemi</span></span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm, Allah Teâlâ’nın insanlığa gönderdiği son ilâhî kelâmıdır. O, sadece anlamı ile değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzı, kelimeleri, harfleri, okunuşu ve tilavetiyle de mucizedir.</span></span> Müslümanlar tarih boyunca Kur’an’ı hem anlamaya çalışmış hem de Allah’ın indirdiği şekliyle Arapça olarak okumaya büyük önem vermişlerdir.<br />
Kur’an’ın Arapça okunması meselesi özellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">namazlarda kıraat, dua ve zikirlerde Kur’an ayetlerinin kullanılması</span></span> açısından önemli bir konudur. Çünkü Kur’an’ın kendine has lafızları, Allah’ın vahyinin bizzat kendisidir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Kur’an’ın Arapça İndirilmesinin Hikmeti<br />
Allah Teâlâ Kur’an’ın Arapça indirildiğini birçok ayette bildirmiştir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şüphesiz biz onu, anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yusuf Suresi 12/2)</span></span><br />
Başka bir ayette:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki sakınıp korunasınız."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 20/113)</span></span><br />
Kur’an’ın Arapça olması tesadüfi değildir. Arap dili; kelime yapısı, anlam derinliği, belagatı ve ifade gücü bakımından vahyin taşıyıcısı olmaya uygun görülmüştür.<br />
Kur’an’ın kelimeleri yalnızca anlam taşıyan ifadeler değildir; her harfinin okunuşunda da ibadet sevabı vardır.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. Kur’an’ın Lafzı da İlâhîdir<br />
Kur’an sadece manası Allah’tan gelen bir kitap değildir. Müslümanların inancına göre <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzı ve manası birlikte Allah katından gelmiştir.</span></span><br />
Cebrâil (a.s.), Kur’an’ı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ﷺ’e Allah’ın bildirdiği şekilde getirmiştir.<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Onu Rûhu’l-Emin indirdi. Senin kalbine indirdi ki uyarıcılardan olasın. Apaçık Arapça bir dille..."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Şuarâ Suresi 26/193-195)</span></span><br />
Bu sebeple Kur’an’ın başka dillere yapılan tercümeleri <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’an’ın kendisi değil, Kur’an’ın anlamını açıklayan mealleridir.</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Namazda Kur’an’ın Arapça Okunmasının Önemi<br />
Namaz, kulun Rabbiyle en özel buluşmasıdır. Namaz içerisinde okunan Fâtiha ve diğer sureler Kur’an ayetleridir.<br />
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Beni nasıl namaz kılarken gördüyseniz siz de öyle namaz kılın."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Ezân, 18)</span></span><br />
Resûlullah ﷺ namazlarını Kur’an ayetlerini Arapça okuyarak kılmıştır.<br />
Namazda Kur’an’ın Arapça okunmasının hikmetlerinden bazıları:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamberimizin uygulamasına uymak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın orijinal lafzını korumak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ümmetin her yerde aynı ibadet dilinde birleşmesini sağlamak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İlâhî kelamın değişmeden aktarılmasına vesile olmak.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun Müslümanların aynı Fâtiha’yı, aynı sûreleri okuması İslam ümmetinin birlik sembollerinden biridir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Kur’an Harflerini Okumanın Fazileti<br />
Peygamber Efendimiz ﷺ Kur’an okumanın faziletini şöyle açıklamıştır:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa ona bir sevap vardır. Her sevap da on katıyla verilir. Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harftir demiyorum; bilakis elif bir harf, lâm bir harf, mîm bir harftir."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 16)</span></span><br />
Bu hadis, Kur’an’ın sadece anlamını öğrenmenin değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzını okumanın da büyük bir ibadet olduğunu</span></span> göstermektedir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Dualarda Kur’an Ayetlerinin Arapça Okunması<br />
Kur’an ayetleriyle yapılan dualar, Allah’ın bize öğrettiği dualardır.<br />
Örneğin:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ</span><br />
"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Bakara Suresi 2/201)</span></span><br />
Bu dua Peygamber Efendimiz ﷺ’in çokça yaptığı dualardandır.<br />
Kur’an ayetlerini Arapça okumak, vahyin kendi kelimeleriyle Allah’a yönelmektir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Zikirlerde Kur’an Lafzının Korunması<br />
İslam tarihinde zikirlerde Kur’an ayetleri ve Peygamberimizin öğrettiği dualar büyük önem taşımıştır.<br />
Örneğin:<br />
Âyetü’l-Kürsî<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ</span><br />
(Bakara 2/255)<br />
İhlâs Suresi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ</span><br />
Kur’an’ın Arapça okunması, vahyin kelimelerini muhafaza eder.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">7. Meal Okumak Neden Önemlidir?<br />
Kur’an’ın Arapça okunması önemli olduğu gibi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">anlamını öğrenmek de çok önemlidir.</span></span><br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sâd Suresi 38/29)</span></span><br />
Müslümanın hedefi sadece harfleri okumak değil; okuduğu ayetlerin mesajını anlayıp hayatına uygulamaktır.<br />
En doğru yaklaşım:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’an’ı Arapça okumak + anlamını öğrenmek + hayatına uygulamaktır.</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">8. Kur’an’ın Başka Dille Okunması Meselesi<br />
Âlimler arasında özellikle namazdaki kıraat konusunda farklı görüşler olmuştur. Ancak İslam geleneğinde genel kabul gören görüş, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">namazda Kur’an kıraatinin Arapça olması gerektiğidir.</span></span><br />
Bunun temel sebepleri:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın Allah’ın indirdiği lafız olması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hz. Peygamber ﷺ’in uygulaması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sahabe ve sonraki nesillerin uygulaması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an metninin korunmasıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tercümeler ise Kur’an’ın anlaşılması için büyük bir hizmettir; fakat ibadetlerde okunan Kur’an lafzının yerini tutmaz.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç<br />
Kur’an-ı Kerîm, sadece okunacak bir kitap değil; insanı dünya ve ahiret saadetine ulaştıran ilâhî rehberdir.<br />
Namazlarda, dualarda ve zikirlerde Kur’an’ın Arapça okunması:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Allah’ın kelamına bağlılığın göstergesidir,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamber Efendimiz ﷺ’in sünnetine uymaktır,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın aslıyla korunmasına hizmet eder,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Müslümanların ortak ibadet dili olmasını sağlar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bununla beraber Kur’an’ın mesajını anlamak da müminin sorumluluğudur.<br />
En güzel yol:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kur’an’ı Allah’ın indirdiği lafızla okumak, manasını anlamak ve hayatımıza taşımaktır."</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar:</span><br />
</span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an-ı Kerîm: Yusuf 12/2, Tâhâ 20/113, Şuarâ 26/193-195, Bakara 2/201, Bakara 2/255, Sâd 38/29</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sahih al-Bukhari</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Jami' at-Tirmidhi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Riyad as-Salihin</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Teâlâ bizleri Kur’an’ı hakkıyla okuyan, anlayan ve yaşayan kullarından eylesin. Âmin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKÇA</span></span><br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim (Yusuf Suresi, 2; Taha Suresi, 113; Bakara Suresi, 286)<br />
<br />
    Sahih-i Tirmizî (Fedâilu’l-Kur’ân, 16)<br />
<br />
    İslam Fıkıh Literatürü (Namazda Kıraat ve Arapça Okumanın Hükmü)<br />
<br />
    Genel İslami Kaynaklar ve Tefsir Eserleri</span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Raşit Tunca </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> (Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar)<br />
<br />
(28.07.2026’da güncellenmiştir) </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/ece525aa0b.png" loading="lazy"  alt="[Resim: ece525aa0b.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’IN NAMAZLARDA, DUALARDA VE ZİKİRLERDE ARAPÇA OKUNMASI GEREKTİĞİNİN ÖNEMİ</span></span><br />
<br />
İslam dini, Allah Teala tarafından insanlığa gönderilen son ve en mükemmel dindir. Bu dinin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ise, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın kelamı</span></span> olup Arapça olarak indirilmiştir. Müslümanların günlük hayatlarında en sık yaptıkları ibadetler olan namaz, dua ve zikirlerde Arapça okumanın önemi, hem dinî hem de manevi açıdan büyüktür. Bu makalede, Kur’an’ın Arapça okunmasının gerekliliğini ve bu gerekliliğin arkasındaki hikmetleri inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. KUR’AN’IN ARAPÇA İNDİRİLMESİ VE İLAHİ MESAJIN KORUNMASI</span></span><br />
<br />
Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’i <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça olarak</span></span> indirmiştir. Kur’an’da bu gerçek birçok ayette vurgulanmıştır:<br />
<br />
“Biz onu, anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf Suresi, 2)<br />
“Şüphesiz biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Taha Suresi, 113)<br />
<br />
Kur’an’ın Arapça indirilmesi, onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">orijinal metninin korunmasını</span></span> sağlamıştır. Çünkü Arapça, zengin yapısı, derin anlamları ve edebi üslubuyla Allah’ın kelamını en iyi şekilde taşıyan dildir. Kur’an’ın Arapça metni, kıyamete kadar değişmeden kalacak ve her Müslüman, ibadetlerinde bu orijinal metni okuyarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın direkt kelamına muhatap</span></span> olacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. NAMAZDA KIRAATİN ARAPÇA OLMA ZORUNLULUĞU</span></span><br />
<br />
Namaz, Müslümanların en önemli ibadetidir. Namazda okunan sureler, ayetler ve zikirlerin <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arapça okunması farzdır</span>.</span> Bu konuda İslam âlimleri ittifak hâlindedir. Namazda Arapça kıraatin zorunlu olmasının sebepleri şunlardır:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">a) Kur’an’ın Orijinal Metnini Okuma Emri:</span></span> Allah Teala, namazda Kur’an okumayı emretmiştir. Kur’an ise Arapça indirilmiştir. Bu nedenle, namazda okunan Kur’an’ın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça aslından okunması</span></span> gerekir. Hiçbir tercüme, Kur’an’ın orijinal metninin yerini tutamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">b) Namazın Bir Sözlü İbadet Olması:</span></span> Namaz, sözlü (kavlî) ve fiilî ibadetlerin birleşimidir. Namazın sözlü kısmı olan kıraat, tekbir, tesbih, tahiyyat ve selam gibi ifadeler, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bizzat Arapça olarak öğrettiği şekilde</span></span> yerine getirilir. Bu, namazın sünnete uygun olması için gereklidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">c) Kalbin Huzura Ermesi:</span></span> Kur’an’ın Arapça orijinal metni, lafız ve mana bütünlüğü içinde, insan kalbine derin bir huzur ve etki verir. Her harfi, her hecesi, Allah’ın kelamı olarak özel bir tesir taşır. Bu tesiri, hiçbir tercüme ve meal tam olarak veremez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. DUALARIN ARAPÇA OKUNMASININ FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Dua, müminin Allah ile iletişim kurmasının en güzel yoludur. Kur’an’da ve sünnette yer alan dualar, **<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Arapça olarak yaptığı dualardır</span>.</span> Bu duaları Arapça okumak, onların orijinal lafzına ve manasına ulaşmayı sağlar. Ayrıca:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberî Dua Sünnetine Uygunluk:</span></span> Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hangi kelimelerle dua ettiğini bilmek, o duaları Arapça okumakla mümkündür. Bu, sünnete tabi olmanın en güzel şeklidir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an Ayetlerinin Dua Olarak Okunması:</span></span> Kur’an’da geçen birçok dua ayeti (örneğin “Rabbena atina”, “Rabbenağfirli” vb.) Arapça metniyle okunur. Bu duaların Arapça aslı, manevi tesiri kat kat artırır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İcabete Vesile Olması:</span></span> Allah Teala, Kur’an’da dua edenlerin dualarını işittiğini ve icabet ettiğini bildirmiştir. Arapça yapılan dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın kelamına ve Resûlullah’ın diline uygun</span></span> olduğu için daha makbuldür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. ZİKİRLERİN ARAPÇA OKUNMASININ HİKMETİ</span></span><br />
<br />
Zikir, Allah’ı anmak, O’na hamd etmek, O’nu tespih etmektir. Kur’an ve sünnette yer alan zikirler, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">tamamen Arapça lafızlarla</span></span> öğretilmiştir. Bu zikirleri Arapça okumanın hikmetleri:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikir Lafızlarının İlahi Olması:</span></span> “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber”, “La ilahe illallah” gibi zikirler, Allah tarafından öğretilen ve Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından uygulanan lafızlardır. Bu lafızların <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça aslı</span></span>, her Müslüman için en kıymetli anlamları taşır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin Ruhu ve Enerjisi:</span></span> Arapça zikir lafızları, içerdiği anlamla birlikte, insan kalbinde derin bir tesir oluşturur. Dilin orijinal yapısındaki ritim, ahenk ve mana, zikrin kalbi etkilemesini güçlendirir.<br />
<br />
    <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beraberlik ve Birlik Duygusu:</span></span> Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, aynı Arapça lafızlarla Allah’ı zikrederler. Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam ümmetinin birlik ve beraberliğinin</span></span> en güzel göstergesidir. İster Afganistan’da ister Afrika’da ister Anadolu’da olsun, her Müslüman aynı Arapça kelimelerle Allah’ı anar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. TERCÜME VE MEAL OKUMANIN YERİ</span></span><br />
<br />
Kur’an’ın Arapça okunması zorunlu olmakla birlikte, **<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anlamını anlamak için meâl ve tefsir okumak da son derece önemlidir</span>.</span> Her Müslümanın, namazda ve ibadetlerde okuduğu Kur’an ayetlerinin, duaların ve zikirlerin anlamını öğrenmesi, bilinçli bir ibadet için şarttır. Ancak, <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">asıl olan ibadet lafzının Arapça olarak okunmasıdır</span>.</span> Meâl, Arapça metnin yerine geçemez.<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa, ona bir iyilik (sevap) vardır. Her bir iyiliğe de on katı verilir.” (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 16)<br />
<br />
Bu hadis, Kur’an’ı Arapça harfleriyle okumanın ne kadar büyük bir sevap olduğunu gösterir. Bu sevap, sadece Arapça metni okumakla kazanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. ARAPÇA BİLMEYENLERİN DURUMU</span></span><br />
<br />
Arapça bilmeyen Müslümanlar, namazda sure ve duaları Arapça okumakla mükelleftir. Onlar, öğrenmek için çaba göstermeli, telaffuzu düzeltmek için gayret etmelidir. Allah Teala, “kullarını güçleri yettiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz” (Bakara Suresi, 286). Bu nedenle, Arapça okumayı öğrenene kadar, öğrendiği kadarını okumak ve okuduğunun anlamını öğrenmeye çalışmak, müminin sorumluluğudur. Ancak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">mümkün olduğunca Arapça lafızları ezberlemek ve doğru telaffuz etmeye çalışmak</span></span>, ibadetin kabulü için önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. ARAPÇA OKUMANIN FREKANS VE EBED SIRRI – KAR©GLAN YORUMU</span></span><br />
<br />
İnternete girip, bu vaazları okuyup dinlediğiniz bilgisayarı kullanmak için, klavyedeki <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Enter" tuşu her dilde aynıdır: ENTER</span>.</span> Geri tuşu “Back Space”, yine “ESC”, “ALT” tuşları da aynıdır. Bu tuşlar Türkçe olunca farklı, İngilizce olunca farklı, Arapça olunca farklı değildir. Yani bu tuşlar, bilgisayarı kullanmak için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">emir komutu (Befehl)</span></span> veren tuşlar ise, işte yazı yazarken Türkçede yazabiliyoruz, bazı harfler hariç, yine Arapçada da yazıyoruz. Ama <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">komut tuşları (Befehl) ise aynıdır</span></span>, herkes için aynıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Öyle olunca, Kur’an’ın Arapçası, işte bu kâinatın yönetimindeki emir komutları (Befehl) gibidir.</span></span> Onlar ancak ve ancak, ana dili olan Arapça söylendiğinde o <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">frekans aralığı</span></span> oluşur. Yani, “Enter” tuşuna basınca bilgisayar bir kablosu ile bir frekansı bilgisayar çipine (beynine) yolladığı gibi, sen o ismi, yada zikri, duayı, sureyi, ancak ve ancak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça okuduğun zaman</span></span>, o frekans aralığında bir sinyal, kâinata, dilin ve damağın sayesinde beynin ve enerjin ve auran ile gider.<br />
<br />
İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebced değerleri</span></span>, yani Kur’an’ın matematiksel, yada matrix verileri de bu yüzden önemlidir. O yüzden mesela “bin” demek 1000 sayısal değerini, ben dil ile söyleyince “b-i-n” diyorum, Arapçada ise “elfe” demek. Yani farklı kelime ve harfler var, ve her harfin frekansı farklıdır. Nasıl notalardaki do ile re, mi ile sol aynı değilse, her harfin de frekansı ve ebced değeri farklıdır. Ve öyle olunca, **<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an ancak Arapça okunduğunda, zikredildiğinde, namaz Arapça Kur’an ile kılındığında, ezan Arapça okunduğunda, o frekans aralığı oluşur ve kâinata gidecek emir ve komut (Befehl) ancak öyle gider.</span></span> Zikrimizin neden Arapça olduğu da bu yüzdendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SONUÇ</span></span><br />
<br />
Kur’an’ın namazlarda, dualarda ve zikirlerde Arapça okunması, İslam’ın temel esaslarından biridir. Bu, Allah’ın kelamının orijinal haliyle korunması, sünnete uygunluk, kalbin huzura ermesi ve ümmetin birliğinin sağlanması açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça lafızların kâinattaki frekans ve ebced sırrı</span></span>, bu dilin ibadetlerdeki eşsiz yerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Her Müslüman, Arapça bilmese dahi, ibadetlerini Arapça olarak yerine getirmeye gayret etmeli ve aynı zamanda okuduklarının manasını öğrenerek bilinçli bir kul olmaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Rabbimiz, Kur’an’ı anlayarak ve hakkıyla okuyarak ibadet eden kullarından eylesin. Âmin.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’an’ın Namazlarda, Dualarda ve Zikirlerde Arapça Okunmasının Önemi</span></span><br />
<br />
Kur’an-ı Kerîm, Allah Teâlâ’nın insanlığa gönderdiği son ilâhî kelâmıdır. O, sadece anlamı ile değil; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzı, kelimeleri, harfleri, okunuşu ve tilavetiyle de mucizedir.</span></span> Müslümanlar tarih boyunca Kur’an’ı hem anlamaya çalışmış hem de Allah’ın indirdiği şekliyle Arapça olarak okumaya büyük önem vermişlerdir.<br />
Kur’an’ın Arapça okunması meselesi özellikle <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">namazlarda kıraat, dua ve zikirlerde Kur’an ayetlerinin kullanılması</span></span> açısından önemli bir konudur. Çünkü Kur’an’ın kendine has lafızları, Allah’ın vahyinin bizzat kendisidir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Kur’an’ın Arapça İndirilmesinin Hikmeti<br />
Allah Teâlâ Kur’an’ın Arapça indirildiğini birçok ayette bildirmiştir.<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Şüphesiz biz onu, anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Yusuf Suresi 12/2)</span></span><br />
Başka bir ayette:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki sakınıp korunasınız."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 20/113)</span></span><br />
Kur’an’ın Arapça olması tesadüfi değildir. Arap dili; kelime yapısı, anlam derinliği, belagatı ve ifade gücü bakımından vahyin taşıyıcısı olmaya uygun görülmüştür.<br />
Kur’an’ın kelimeleri yalnızca anlam taşıyan ifadeler değildir; her harfinin okunuşunda da ibadet sevabı vardır.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. Kur’an’ın Lafzı da İlâhîdir<br />
Kur’an sadece manası Allah’tan gelen bir kitap değildir. Müslümanların inancına göre <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzı ve manası birlikte Allah katından gelmiştir.</span></span><br />
Cebrâil (a.s.), Kur’an’ı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ﷺ’e Allah’ın bildirdiği şekilde getirmiştir.<br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Onu Rûhu’l-Emin indirdi. Senin kalbine indirdi ki uyarıcılardan olasın. Apaçık Arapça bir dille..."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Şuarâ Suresi 26/193-195)</span></span><br />
Bu sebeple Kur’an’ın başka dillere yapılan tercümeleri <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’an’ın kendisi değil, Kur’an’ın anlamını açıklayan mealleridir.</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Namazda Kur’an’ın Arapça Okunmasının Önemi<br />
Namaz, kulun Rabbiyle en özel buluşmasıdır. Namaz içerisinde okunan Fâtiha ve diğer sureler Kur’an ayetleridir.<br />
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Beni nasıl namaz kılarken gördüyseniz siz de öyle namaz kılın."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Ezân, 18)</span></span><br />
Resûlullah ﷺ namazlarını Kur’an ayetlerini Arapça okuyarak kılmıştır.<br />
Namazda Kur’an’ın Arapça okunmasının hikmetlerinden bazıları:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamberimizin uygulamasına uymak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın orijinal lafzını korumak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Ümmetin her yerde aynı ibadet dilinde birleşmesini sağlamak,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İlâhî kelamın değişmeden aktarılmasına vesile olmak.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun Müslümanların aynı Fâtiha’yı, aynı sûreleri okuması İslam ümmetinin birlik sembollerinden biridir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Kur’an Harflerini Okumanın Fazileti<br />
Peygamber Efendimiz ﷺ Kur’an okumanın faziletini şöyle açıklamıştır:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa ona bir sevap vardır. Her sevap da on katıyla verilir. Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harftir demiyorum; bilakis elif bir harf, lâm bir harf, mîm bir harftir."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 16)</span></span><br />
Bu hadis, Kur’an’ın sadece anlamını öğrenmenin değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">lafzını okumanın da büyük bir ibadet olduğunu</span></span> göstermektedir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Dualarda Kur’an Ayetlerinin Arapça Okunması<br />
Kur’an ayetleriyle yapılan dualar, Allah’ın bize öğrettiği dualardır.<br />
Örneğin:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ</span><br />
"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Bakara Suresi 2/201)</span></span><br />
Bu dua Peygamber Efendimiz ﷺ’in çokça yaptığı dualardandır.<br />
Kur’an ayetlerini Arapça okumak, vahyin kendi kelimeleriyle Allah’a yönelmektir.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Zikirlerde Kur’an Lafzının Korunması<br />
İslam tarihinde zikirlerde Kur’an ayetleri ve Peygamberimizin öğrettiği dualar büyük önem taşımıştır.<br />
Örneğin:<br />
Âyetü’l-Kürsî<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ</span><br />
(Bakara 2/255)<br />
İhlâs Suresi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ</span><br />
Kur’an’ın Arapça okunması, vahyin kelimelerini muhafaza eder.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">7. Meal Okumak Neden Önemlidir?<br />
Kur’an’ın Arapça okunması önemli olduğu gibi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">anlamını öğrenmek de çok önemlidir.</span></span><br />
Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sâd Suresi 38/29)</span></span><br />
Müslümanın hedefi sadece harfleri okumak değil; okuduğu ayetlerin mesajını anlayıp hayatına uygulamaktır.<br />
En doğru yaklaşım:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kur’an’ı Arapça okumak + anlamını öğrenmek + hayatına uygulamaktır.</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">8. Kur’an’ın Başka Dille Okunması Meselesi<br />
Âlimler arasında özellikle namazdaki kıraat konusunda farklı görüşler olmuştur. Ancak İslam geleneğinde genel kabul gören görüş, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">namazda Kur’an kıraatinin Arapça olması gerektiğidir.</span></span><br />
Bunun temel sebepleri:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın Allah’ın indirdiği lafız olması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Hz. Peygamber ﷺ’in uygulaması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sahabe ve sonraki nesillerin uygulaması,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an metninin korunmasıdır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Tercümeler ise Kur’an’ın anlaşılması için büyük bir hizmettir; fakat ibadetlerde okunan Kur’an lafzının yerini tutmaz.<br />
</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sonuç<br />
Kur’an-ı Kerîm, sadece okunacak bir kitap değil; insanı dünya ve ahiret saadetine ulaştıran ilâhî rehberdir.<br />
Namazlarda, dualarda ve zikirlerde Kur’an’ın Arapça okunması:<br />
</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Allah’ın kelamına bağlılığın göstergesidir,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Peygamber Efendimiz ﷺ’in sünnetine uymaktır,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an’ın aslıyla korunmasına hizmet eder,</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Müslümanların ortak ibadet dili olmasını sağlar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bununla beraber Kur’an’ın mesajını anlamak da müminin sorumluluğudur.<br />
En güzel yol:<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kur’an’ı Allah’ın indirdiği lafızla okumak, manasını anlamak ve hayatımıza taşımaktır."</span><br />
</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynaklar:</span><br />
</span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kur’an-ı Kerîm: Yusuf 12/2, Tâhâ 20/113, Şuarâ 26/193-195, Bakara 2/201, Bakara 2/255, Sâd 38/29</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Sahih al-Bukhari</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Jami' at-Tirmidhi</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Riyad as-Salihin</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Teâlâ bizleri Kur’an’ı hakkıyla okuyan, anlayan ve yaşayan kullarından eylesin. Âmin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKÇA</span></span><br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim (Yusuf Suresi, 2; Taha Suresi, 113; Bakara Suresi, 286)<br />
<br />
    Sahih-i Tirmizî (Fedâilu’l-Kur’ân, 16)<br />
<br />
    İslam Fıkıh Literatürü (Namazda Kıraat ve Arapça Okumanın Hükmü)<br />
<br />
    Genel İslami Kaynaklar ve Tefsir Eserleri</span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Raşit Tunca </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"> (Schrems, 9 Eylül 2018 Pazar)<br />
<br />
(28.07.2026’da güncellenmiştir) </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Ahiret Yorumumuz" Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi]]></title>
			<link>https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43508</link>
			<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 19:45:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://efsane1turk.ra3.org/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://efsane1turk.ra3.org/showthread.php?tid=43508</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/b3c753e3de.png" loading="lazy"  alt="[Resim: b3c753e3de.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AHİRET YORUMUMUZ</span></span><br />
<br />
Bir Kar©glan Raşit Tunca Makalesi (Genişletilmiş ve Derlenmiş)<br />
<br />
“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 185) Bu ilahi hakikat, dünya hayatının geçici bir gölge olduğunu ve esas yurdun Ahiret olduğunu haykırmaktadır. Peki, Ahiret sadece öldükten sonra gidilecek bir yer midir? Yoksa her an içinde bulunduğumuz, ruhumuzun yöneldiği, niyetlerimizin şekillendiği bir beka yurdu mudur? İşte bu yazımızda, Ahiretin önemini, İslam'daki yerini, hazırlık yollarını ve bu konuya dair Kur'an ve Sünnet'ten delilleri sizlerle paylaşacağız.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. AHİRETİN ÖNEMİ VE HAKİKATİ</span></span><br />
<br />
Ahiret inancı, İslam'ın temel esaslarından biridir ve imanın şartlarından altıncısı olarak kabul edilir. Dünya hayatı bir tarla, Ahiret ise o tarlanın hasat zamanıdır. Kur'an-ı Kerim'de sıkça vurgulanan bu hakikat, insanı sorumluluk bilincine sevk eder.<br />
<br />
Bu dünyada başımıza gelen her musibet, her hastalık, her kaza, aslında bizim kader çizgimizdeki birer işarettir. Nitekim Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:<br />
<br />
    Alıntı:<br />
    “Bir Müslümana herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken dahi batsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buhari, Marda,1; Müslim, Birr, 52)<br />
<br />
<br />
Bu hadis bize şunu öğretir: Dünya, Ahiretin tarlasıdır ve burada çekilen her sıkıntı, oradaki kurtuluşumuz için bir kefaret vesilesidir. Mümin, başına gelen hayırda da şer'de de Allah'a hamd eden kişidir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz yine bu konuda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    Alıntı:<br />
    “Allah’ın müminler için öngördüğü hükmü/kararı beni oldukça sevindirmektedir. Şöyle ki; kendisine bir hayır /bir iyilik dokunsa Rabbine hamd eder ve şükreder. Başına bir musibet gelse hamd eder, sabreder. Her durumda hatta hanımının ağzına koyacağı bir lokmadan ötürü dahi mümin için bir ücret, bir mükâfat vardır.” (Ahmed b. Hanbel, 1/173)<br />
<br />
<br />
İşte bu noktada Ahiret Yorumumuz şekillenmektedir: Ölüm ve ahiret hususunda keşfen bildiğimiz şey, insanın başına bir musibet gelip de ölümden kurtulduysa, bil ki orada o kimsenin aynından bir tane daha vardır. Eğer o kimse ölümden kurtulamadıysa ve o musibet anında öldüyse, bu dünyadan ayrılıp toprağa dönmüştür. Ancak geride kalanlar, aynı çizgide devam edip hayat yollarına yürürler.<br />
<br />
Peki ya o ölen kimse? Senin de aynı çizgide, bütünden kopan diğer bölümde, ölümden kıl payı kurtulup devam eden, baki kalan bir "sen" daha vardır. İşte bu, paralel evren ve paralel hayatlar kavramı değil, Ahiret hakikatinin ruhani yansımasıdır. Beka ve Ahiret yorumumuz odur ki; eğer o sen iyilerden isen, iyi bir hal ile yoluna devam eden, ölmeyen, hep kurtulan bir sen vardır. Amma senin yanlış yapan tarafın ise senden kopup toprağa dönmekte; ceza ise ceza, mükafat ise mükafat ile karşılanmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. AHİRET İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER</span></span><br />
<br />
Allah Teala, Ahiret gerçeğini Kur'an'da defalarca vurgulamıştır. İşte bu konudaki en önemli deliller:<br />
<br />
[]Ayet: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer yapmışsa onu görür.” (Zilzal Suresi, 7-8)<br />
[]Ayet: “Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’am Suresi, 32)<br />
[]Ayet: “Her can ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı tam olarak verilecektir.” (Âl-i İmrân, 185)<br />
[]Hadis: Resûlullah (s.a.v) buyurdu: “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse ise, nefsini hevesine uydurup Allah’tan (mağfiret) temenni edendir.” (Tirmizî, Kıyamet, 25)<br />
<br />
<br />
Bu ayet ve hadisler, Ahireti sadece ölüm sonrası değil, şu anki hayatımızı şekillendiren bir bilinç olarak görmemiz gerektiğini öğretir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. AHİRETE HAZIRLIK İBADETLERİ VE NAMAZLAR</span></span><br />
<br />
Ahiret yolculuğuna çıkmak için dünyada yapmamız gereken en önemli hazırlık, İslam’ın şartlarını ve farzları hakkıyla yerine getirmektir.<br />
<br />
Farz Namazlar: Beş vakit namaz, müminin miracıdır ve Ahirette ilk sorguya çekilecek ameldir.</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kılınacak Özel Namazlar:</span></span><br />
<br />
[]Teheccüd Namazı: Gecenin sonunda kılınan bu namaz, Ahiret korkusu ve Allah sevgisiyle geceyi ihya etmenin en güzel yoludur.[]Tevbe Namazı: Günahtan dönüşü simgeler. Ahiret hesabından korkanların sığınağıdır.<br />
[]Evvâbin Namazı: Akşam namazından sonra kılınan bu namaz, günahların affına vesiledir.<br />
[]Hacet Namazı: Ahiret için yardım ve hidayet istemek amacıyla kılınır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahiret İçin Yapılacak Özel Dualar:</span></span><br />
<br />
[]Rabbenâ Âtina Duası: “Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.” (Bakara, 201)<br />
[]Seyyidü'l-İstiğfar (Tövbe Duası): Her sabah ve akşam okunması, Ahiret korkusuyla günahlardan arınmayı sağlar.<br />
 Allah’ım, bana hüsn-i hatime (güzel son) ver. Kabir azabından ve cehennem ateşinden koru.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. AHİRETİN FAZİLETİ VE BEKA YURDU</span></span><br />
<br />
Ahiret, Allah’a yakın ve dost olan evliya kulların yurdudur. Evliya demek, Allah’ın "fun kulubu" üyeleri demek gibidir. Yani mümin ve inananların, Allah’ı seven ve Allah’ın da onları sevdiği kimselerin yurdu. Beka ve Ahiret yurdu, işte ancak bu kimselerin elindedir.<br />
<br />
Eğer yanlış yapıyorsan, bil ki bir gün önüne ölüm meleği gelip çıkacak ve seni bütünden koparıp toprağa, cezaya gönderecek; sen Ahiret yurduna geçemeyeceksin. Eğer iyilerden isen, senin devam eden iyi bir halin var ve o halin, yine başka menzilde başka bir imtihandan geçerek, belki yanlışlarla da kesişecek. Hayat gemisinden ineceksin. Amma yine senin hep kurtulan bir tarafın ve devam eden bir halin olması için, Allah dostu olmaya bak, nefsini Allah’dan satın almaya bak.<br />
<br />
Yoksa işte, makasın o uzun bütün kağıdı kestiği gibi, bir gün Azrail seni bütünden koparır. Ama kopan parça yere, toprağa düşer. Elimde ise kalan taraf Ahiret yurduna doğru gidiyor. Ahiret yurduna baki kalanlar, yani gelecekteki müttekiler ve cennet, müminlerin yurdu, iyilerin yurdudur. Öyle olunca, kötülük edenlerin sonu, bir gün Azrail'in makası ile kesişecek elbet. Eğer sen hastalandın, yahut kaza geçirdin ve ölümle pençeleşirken, eğer ölümü hisseden tarafta isen, sen o resimdeki bütünün sağ tarafındaki kesilen ve yere düşen tarafındasın. Yani imtihanı kazanıp Sırat’tan, o ince köprüden geçemedin.<br />
<br />
Hani derler ya: "Bir sadakası varmış, Allah el germiş." Halbuki orada Azrail, aynı şahsın birinin canını çoktan aldı. Sen ucuz kurtulan isen, sen Sırat’tan, yani o ince köprüden karşıya geçensin. Ve bir gün sen de köprünün beri tarafında kalabilirsin. Dikkat et ey Müslüman!<br />
<br />
Ahiret fazileti, Cennet ve Cemalullah (Allah'ı görme) nimetidir. Orada ne gözün gördüğü, ne kulağın işittiği, ne de insan kalbine hayal olarak gelen nimetler vardır. Bu büyük kazanç için dünya hayatı, geçici bir pazar yeridir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SONUÇ</span></span><br />
<br />
Ahiret, bir sır değil, bir gerçekliktir. Dünya, o gerçekliğe giden bir köprüdür. Bu köprüde yaptığımız her iyilik, her dua, her namaz, bizi ebedi yurda taşıyacak olan geminin yelkenleridir. Unutmayalım ki, Azrail'in makası her an kağıdı kesmeye hazırdır. Amacımız, o makas bizi koparmadan, ruhumuzu Allah'ın rızası ile mühürlemek ve sonsuz saadete ermektir. Rabbimiz, hepimize hüsn-i hatime, güzel bir son vermeyi nasip etsin. Âmin.<br />
<br />
---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKÇA</span></span><br />
<br />
    []Kur'an-ı Kerim (Âl-i İmrân, Zilzal, En'am Sureleri)<br />
    []Sahih-i Buhari<br />
    []Sahih-i Müslim<br />
    []Sünen-i Tirmizi<br />
    []Müsned-i Ahmed b. Hanbel<br />
    []Kar©glan Raşit Tunca Vaazları (2018, Schrems)<br />
<br />
<br />
“Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham eden (Allah'a) yemin olsun.” (Şems Suresi, 8)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><img src="https://uploadpro.ra3.org/uploads/images/b3c753e3de.png" loading="lazy"  alt="[Resim: b3c753e3de.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AHİRET YORUMUMUZ</span></span><br />
<br />
Bir Kar©glan Raşit Tunca Makalesi (Genişletilmiş ve Derlenmiş)<br />
<br />
“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 185) Bu ilahi hakikat, dünya hayatının geçici bir gölge olduğunu ve esas yurdun Ahiret olduğunu haykırmaktadır. Peki, Ahiret sadece öldükten sonra gidilecek bir yer midir? Yoksa her an içinde bulunduğumuz, ruhumuzun yöneldiği, niyetlerimizin şekillendiği bir beka yurdu mudur? İşte bu yazımızda, Ahiretin önemini, İslam'daki yerini, hazırlık yollarını ve bu konuya dair Kur'an ve Sünnet'ten delilleri sizlerle paylaşacağız.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. AHİRETİN ÖNEMİ VE HAKİKATİ</span></span><br />
<br />
Ahiret inancı, İslam'ın temel esaslarından biridir ve imanın şartlarından altıncısı olarak kabul edilir. Dünya hayatı bir tarla, Ahiret ise o tarlanın hasat zamanıdır. Kur'an-ı Kerim'de sıkça vurgulanan bu hakikat, insanı sorumluluk bilincine sevk eder.<br />
<br />
Bu dünyada başımıza gelen her musibet, her hastalık, her kaza, aslında bizim kader çizgimizdeki birer işarettir. Nitekim Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:<br />
<br />
    Alıntı:<br />
    “Bir Müslümana herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken dahi batsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buhari, Marda,1; Müslim, Birr, 52)<br />
<br />
<br />
Bu hadis bize şunu öğretir: Dünya, Ahiretin tarlasıdır ve burada çekilen her sıkıntı, oradaki kurtuluşumuz için bir kefaret vesilesidir. Mümin, başına gelen hayırda da şer'de de Allah'a hamd eden kişidir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz yine bu konuda şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    Alıntı:<br />
    “Allah’ın müminler için öngördüğü hükmü/kararı beni oldukça sevindirmektedir. Şöyle ki; kendisine bir hayır /bir iyilik dokunsa Rabbine hamd eder ve şükreder. Başına bir musibet gelse hamd eder, sabreder. Her durumda hatta hanımının ağzına koyacağı bir lokmadan ötürü dahi mümin için bir ücret, bir mükâfat vardır.” (Ahmed b. Hanbel, 1/173)<br />
<br />
<br />
İşte bu noktada Ahiret Yorumumuz şekillenmektedir: Ölüm ve ahiret hususunda keşfen bildiğimiz şey, insanın başına bir musibet gelip de ölümden kurtulduysa, bil ki orada o kimsenin aynından bir tane daha vardır. Eğer o kimse ölümden kurtulamadıysa ve o musibet anında öldüyse, bu dünyadan ayrılıp toprağa dönmüştür. Ancak geride kalanlar, aynı çizgide devam edip hayat yollarına yürürler.<br />
<br />
Peki ya o ölen kimse? Senin de aynı çizgide, bütünden kopan diğer bölümde, ölümden kıl payı kurtulup devam eden, baki kalan bir "sen" daha vardır. İşte bu, paralel evren ve paralel hayatlar kavramı değil, Ahiret hakikatinin ruhani yansımasıdır. Beka ve Ahiret yorumumuz odur ki; eğer o sen iyilerden isen, iyi bir hal ile yoluna devam eden, ölmeyen, hep kurtulan bir sen vardır. Amma senin yanlış yapan tarafın ise senden kopup toprağa dönmekte; ceza ise ceza, mükafat ise mükafat ile karşılanmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. AHİRET İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER</span></span><br />
<br />
Allah Teala, Ahiret gerçeğini Kur'an'da defalarca vurgulamıştır. İşte bu konudaki en önemli deliller:<br />
<br />
[]Ayet: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer yapmışsa onu görür.” (Zilzal Suresi, 7-8)<br />
[]Ayet: “Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’am Suresi, 32)<br />
[]Ayet: “Her can ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı tam olarak verilecektir.” (Âl-i İmrân, 185)<br />
[]Hadis: Resûlullah (s.a.v) buyurdu: “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse ise, nefsini hevesine uydurup Allah’tan (mağfiret) temenni edendir.” (Tirmizî, Kıyamet, 25)<br />
<br />
<br />
Bu ayet ve hadisler, Ahireti sadece ölüm sonrası değil, şu anki hayatımızı şekillendiren bir bilinç olarak görmemiz gerektiğini öğretir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. AHİRETE HAZIRLIK İBADETLERİ VE NAMAZLAR</span></span><br />
<br />
Ahiret yolculuğuna çıkmak için dünyada yapmamız gereken en önemli hazırlık, İslam’ın şartlarını ve farzları hakkıyla yerine getirmektir.<br />
<br />
Farz Namazlar: Beş vakit namaz, müminin miracıdır ve Ahirette ilk sorguya çekilecek ameldir.</span><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kılınacak Özel Namazlar:</span></span><br />
<br />
[]Teheccüd Namazı: Gecenin sonunda kılınan bu namaz, Ahiret korkusu ve Allah sevgisiyle geceyi ihya etmenin en güzel yoludur.[]Tevbe Namazı: Günahtan dönüşü simgeler. Ahiret hesabından korkanların sığınağıdır.<br />
[]Evvâbin Namazı: Akşam namazından sonra kılınan bu namaz, günahların affına vesiledir.<br />
[]Hacet Namazı: Ahiret için yardım ve hidayet istemek amacıyla kılınır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahiret İçin Yapılacak Özel Dualar:</span></span><br />
<br />
[]Rabbenâ Âtina Duası: “Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.” (Bakara, 201)<br />
[]Seyyidü'l-İstiğfar (Tövbe Duası): Her sabah ve akşam okunması, Ahiret korkusuyla günahlardan arınmayı sağlar.<br />
 Allah’ım, bana hüsn-i hatime (güzel son) ver. Kabir azabından ve cehennem ateşinden koru.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. AHİRETİN FAZİLETİ VE BEKA YURDU</span></span><br />
<br />
Ahiret, Allah’a yakın ve dost olan evliya kulların yurdudur. Evliya demek, Allah’ın "fun kulubu" üyeleri demek gibidir. Yani mümin ve inananların, Allah’ı seven ve Allah’ın da onları sevdiği kimselerin yurdu. Beka ve Ahiret yurdu, işte ancak bu kimselerin elindedir.<br />
<br />
Eğer yanlış yapıyorsan, bil ki bir gün önüne ölüm meleği gelip çıkacak ve seni bütünden koparıp toprağa, cezaya gönderecek; sen Ahiret yurduna geçemeyeceksin. Eğer iyilerden isen, senin devam eden iyi bir halin var ve o halin, yine başka menzilde başka bir imtihandan geçerek, belki yanlışlarla da kesişecek. Hayat gemisinden ineceksin. Amma yine senin hep kurtulan bir tarafın ve devam eden bir halin olması için, Allah dostu olmaya bak, nefsini Allah’dan satın almaya bak.<br />
<br />
Yoksa işte, makasın o uzun bütün kağıdı kestiği gibi, bir gün Azrail seni bütünden koparır. Ama kopan parça yere, toprağa düşer. Elimde ise kalan taraf Ahiret yurduna doğru gidiyor. Ahiret yurduna baki kalanlar, yani gelecekteki müttekiler ve cennet, müminlerin yurdu, iyilerin yurdudur. Öyle olunca, kötülük edenlerin sonu, bir gün Azrail'in makası ile kesişecek elbet. Eğer sen hastalandın, yahut kaza geçirdin ve ölümle pençeleşirken, eğer ölümü hisseden tarafta isen, sen o resimdeki bütünün sağ tarafındaki kesilen ve yere düşen tarafındasın. Yani imtihanı kazanıp Sırat’tan, o ince köprüden geçemedin.<br />
<br />
Hani derler ya: "Bir sadakası varmış, Allah el germiş." Halbuki orada Azrail, aynı şahsın birinin canını çoktan aldı. Sen ucuz kurtulan isen, sen Sırat’tan, yani o ince köprüden karşıya geçensin. Ve bir gün sen de köprünün beri tarafında kalabilirsin. Dikkat et ey Müslüman!<br />
<br />
Ahiret fazileti, Cennet ve Cemalullah (Allah'ı görme) nimetidir. Orada ne gözün gördüğü, ne kulağın işittiği, ne de insan kalbine hayal olarak gelen nimetler vardır. Bu büyük kazanç için dünya hayatı, geçici bir pazar yeridir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SONUÇ</span></span><br />
<br />
Ahiret, bir sır değil, bir gerçekliktir. Dünya, o gerçekliğe giden bir köprüdür. Bu köprüde yaptığımız her iyilik, her dua, her namaz, bizi ebedi yurda taşıyacak olan geminin yelkenleridir. Unutmayalım ki, Azrail'in makası her an kağıdı kesmeye hazırdır. Amacımız, o makas bizi koparmadan, ruhumuzu Allah'ın rızası ile mühürlemek ve sonsuz saadete ermektir. Rabbimiz, hepimize hüsn-i hatime, güzel bir son vermeyi nasip etsin. Âmin.<br />
<br />
---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKÇA</span></span><br />
<br />
    []Kur'an-ı Kerim (Âl-i İmrân, Zilzal, En'am Sureleri)<br />
    []Sahih-i Buhari<br />
    []Sahih-i Müslim<br />
    []Sünen-i Tirmizi<br />
    []Müsned-i Ahmed b. Hanbel<br />
    []Kar©glan Raşit Tunca Vaazları (2018, Schrems)<br />
<br />
<br />
“Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham eden (Allah'a) yemin olsun.” (Şems Suresi, 8)</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>